Ana Sayfa | Turlar | Oteller | Mavi Yolculuk | Uçak Biletleri | Oto Kiralama | Boğaz Tekneleri
V E N E D İ K


MURAT ÖZSOY
VENEDİK
ROMA
NEW YORK
HİNDİSTAN
Adriyatik Kraliçesi Venedik
Roma
New York
Hindistan

ADRİYATİK KRALİÇESİ VENEDİK


Katliama destek sonucu gelen zenginlik !


Haçlı Seferleri'ne verdiği maddi destek sonucu, ipek ve kürk yolu tekelini elde eden Venedik, tacirleri sayesinde de inanılmaz bir zenginliğe kavuşuyor.

Tarihin gelmiş geçmiş en ciddi çılgınlık anıtı olan ve Venedik'in maddi destek verdiği Haçlı Seferleri tam dokuz kez tekrarlandı. Başarılı olduğu söylenen birincisinde Haçlı Ordusu, yolda Macarından Almanına, Yunanlısından Yahudisine dek türlü çeşitli katliamlardan sonra Kudüs'ü işgal edip bu kez de kentteki Yahudi ve Müslümanları kitle halinde yok ettiler! İkincisinde Bizans'ı yağmaladılar, üçüncüsünde, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu üç bin masum Müslüman köylüyü öldürdüler. Dördüncüsünde, Konstantinapolis'i yağmaladılar. Ancak beşincisinde, Nil'in yükselen sularına kapılıp kaçmak zorunda kaldılar. Ve bu çılgınlık böyle sürüp gitti. Tüm seferler boyunca, Haçlılar, yiyeceklerini yerel çiftçilerden çaldılar, çete halinde dolaşıp seks yaptılar. Yanlarında da, metreslerini ve binlerce fahişeyi taşıdılar!..


İşte, Venedik'in ipek ve kürk yolu tekelini elde etmesinin nedeni, milyonlarca insanı katleden, kentleri yağmalayan Haçlı Seferleri'ne verdiği maddi desteğe karşılık idi! Ancak şimdilerde, kent yavaş olmasına karşın gün be gün suyun içine doğru batıyor, çevredeki sanayi merkezlerinin etkisiyle kirlenme artıyor ve Venedikliler yavaş yavaş kenti terk ediyor. Ne demeli, "Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste" diye boşuna söylememiş!..


Venedikli ünlülerden biri de 13. yüzyılda Çin'e kadar giden Marco Polo. 1260'da Venedik'ten yola çıkan Marco Polo tekrar bu kente döndüğünde takvimler 1295'i göstermektedir. Dile kolay, tam 35 yıl!.. Almanya'da çalışan Türk işçilerine "Alamancı!" diyenler, Çin'de 14 yıl kalan Marco Polo'ya ne derle
rdi acaba? "Çinci!" mi?..

San Marco Meydanı'nı sel aldı !


Venedik'in kalbi, San Marco Kilisesi ile yine aynı azizin adıyla anılan önündeki meydanda atıyor. Dünyanın en güzel meydanlarından biri olan San Marco, bir zamanlar ortasından kanal geçen bir çayırmış. Tabii şimdi o çayır gitmiş, dört tarafı binalarla kapalı bir meydan gelmiş yerine. Binalara ek olarak, bir Saat Kulesi ve dev bir Çan Kulesi bulunuyor ünlü meydanda. San Marko ve çevresindeki binalar gotik mimarinin en güzel örneklerinden sayılabilir.

Gotik mimariye gotik denmesinin nedeni de neymiş biliyor musunuz? Rönesans hümanistleri, çirkin buldukları bu mimariye barbar Gotların adından esinlenerek Gotik adını vermişler! Yâni, nefret ettikleri bir mimari tarzına nefret ettikleri barbar bir halkın adını koymuşlar!
Deniz, tarihi boyunca Venedik'e hem zenginlik, hem de felâket getiren bir unsur olmuş.

Örneğin, 1966 Kasımı'ndaki sel baskınından kentin kurtulabileceğini kimse ummuyormuş. Zaman zaman suyun öylesine yükseldiği oluyor ki, güvercinleriyle anımsadığımız San Marco Meydanı'nda gondollar yüzmeye başlıyor! Doğrusunu söylemek gerekirse bana biri bunu anlatsa inanmakta zorluk çekebilirdim. Ama, su baskını sırasında çekilmiş fotoğrafları görünce inanmamak elde değil! Kasım ve nisan ayları arasında kentin belli bölgelerini su basıyor, kimi kez de San Marco Meydanı iki, üç saat süreyle bir metreyi bulan su gölüne dönüşüyor…


San Marco Bazilikası'ndaki "Mahşerin dört atlısı" İstanbullu !


İnanışa göre, dört İncil yazarından biri olan San Marco, Venedik'te bir rüya görür. Rüyasında bir melek, kendisine, bu kentte huzur bulacağını söyler. İşte bu rüyanın gerçekleşebilmesi için, 828 yılında Aziz Marco'ya ait olduğu sanılan kutsal kalıntılar, Mısır'ın İskenderiye kentinden Venedik'e kaçırılır ve San Marko Kilisesi'nin yapımına başlanır. Kutsal kalıntıları Venedik'e kaçıran iki Venedikli tacirin Arap görevlileri kandırmak için bunları bir domuz fıçısına yerleştirdikleri rivayet ediliyor!

Beş büyük kapıya sahip iki katlı kilisenin terasında bulunan ve "Mahşerin dört atlısı" olarak anılan bronz at heykelleri 1204 yılında Venedik'e çok tanıdık bir yerden gelmiş. Nereden mi? İstanbul'dan! Venedik tacir cumhuriyetinin de etkin bir şekilde katıldığı Haçlı Seferleri sırasında ele geçirilmiş bu bronz at heykelleri.

Ancak bronz atların İ.Ö. 4.yüzyılda Yunanistan'da yapıldığı sanılıyor. Bu atlar, antik çağdan günümüze sağlam olarak kalan çok büyük boyutlardaki tek yaldızlı bronz at grubu olarak kabul ediliyor. Ancak orijinal atlar San Marco'nun içinde muhafaza edildiğinden, bizim kilisenin terasında gördüğümüz atlar sadece birer kopya!

San Marco'nun şatafatlı iç süslemelerinde en çok da mozaiklerin genişliği insanı hayrete düşürüyor. Tavandaki mozaikler 4,000 metrekareden fazla yer tutuyor! İşte bu yüzdendir ki, San Marco, "Altın Kilise" olarak da anılıyor. Kimi mozaikler ise bin yıldan da öncesine tarihleniyor!




Hüzünlüdür Venedik akşamları…

Akşamüstüne doğru turistler yavaş yavaş Venedik'i terk etmeye başlıyor.

Tüm gondollar kenara çekilmiş, ertesi sabaha dek dinlenmeye koyulmuşlar… Meydanın çevresindeki kafelerden çok hoş ezgiler geliyor kulağımıza. Orkestralardan bir tanesi "Bessame mucho"yu çalıyor. Venedik'in son derece ilginç bir kaderi var. Gündüzleri yaşam dolu, akşamları kimsesiz ve hüzünlü!..

Vaporettoya binip Grand Kanal'a açılıyoruz. Gondolların park ettiği yeri belirtmek için, mavi zemin üzerine beyaz gondollu bir trafik levhası koymuşlar! Sokak yerine kanal, araç yerine de gondol bulunan bir kentte, "gondollu trafik levhası" ndan daha doğal ne olabilir ki zaten!..

"Makaleler" bölümüne sizde katkıda bulunmak isterseniz, lütfen " travel@bigglook.com adresine e-mail gönderiniz.