22/Şubat/2003 7. gün ( LAHOR / HİNDİSTAN SINIRI )
Ve Lahor, sabah vakti,
artık Hindistan'a yarım saat kaldı.
Bir taksiye binip sınır
köyü Wagah'a geldik
Taksici bizden yolda 100 rupe benzin parası aldı yani benzincide
parayı biz verdik onu da
bizden almaya kalktı sınırda biraz tartıştık ve 50 rupe verdik.
Pasaport işlemi halledip arama noktasına geldik adam sadece benim
çantayı aradı Reniy'e
bakmadı bile, birde bana dönüşte aldığım hediyeleri geçirebilmem
için 50 $ vermem gerektiğini
söyledi acayip sinirlendim, o çocuğu.
Hindistan sınırında da aynı şekilde benim çanta arandı ve adam şöyle
birşeyler söyledi, anladığım
kadarıyla Türk'ün biri silahla Delhi'de yakalanmış, yalancı.
Ve rüya ülkem Hindistan'dayım,
arkadan oturaklı bisikletlerden rişkacı ile anlaşıp Armistar
dolmuşlarını kalktığı yere geldik. İnsanlar rengarenk giyinmiş hele
kadınlar,dolmuşa binip
Armistar'a vardık,burası Pencap bölgesi yani Sihlerin yaşadığı yer,
doğruca kalmayı planladığım
altın tapınağa doğru yürümeye başladık, tabi ki bir yan dan da çevreyi
ve Hint insanını gözlemliyorum.
Önce çantaları tapınağın içindeki yatakhaneye bıraktık ve sonra
tapınağın içine girip dolaşmaya
başladık, tapınak çok etkileyici bugün hafta sonu olduğundan çok
da kalabalık.
Tapınak büyükçe bir havuzun ortasında, ince uzun bir yoldan insanlar
tapınağın içine girmekte
ritüellerini yapıp dışarı çıkmaktalar. Bir yere oturu Reni ile bu
güzel tapınağı bir güzel seyrettik.
Büyükçe bir yere girip uzun sıralar halinde oturmuş halkın arasına
bizde oturduk, yemek dağıtmaya
başladılar anladığımız kadarıyla mercimek lapası birde çorba verdiler
ve ilk acılı Hint yemeğimi yedim
karşımdaki kızlarla bakışarak.
Sihler inançları, kültürleri
ile diğer Hint halklarından kendilerini ayrı görmekteler ve kendilerine
Özertlik istemekler. Erkekler saçlarını kesmemekteler ve saçları
bir sarık ile sarılı, çoğunun belinde
bir kama var ve çok güler yüzlüler.
Yatak haneye dönüp yatacak
yer için konuşmaya başladık her yer dolu ve yatakhanenin avlusundaki
yatakların boş olduğu söylendi, duş içinde imkan pek yok gibi. Reni
bir kaç Japon'la muhhabete başladı
bende dışarı çıktım, bazı yiyeceklerden tatmaya ve ne olduklarını
anlamaya çalıştım, koca bir bardak da
manda sütü içtim.
Bir otele girip fiyatta anlaştım, çantamı almaya gittim ve Reni'
ye otel bulduğumu söyledim o gelmeyeceğini
burada kalacağını söyledi sabah burada buluşalım dedi peki dedim
ama bu arada ben reniye yanlız devam
etmek istediği birkaç kez söyledim.
23/Şubat/2003 8. gün
( DELHİ TRENİ )
Üç gün sonra yine yatak
da yatmak iyi deldi dinlenmişim.
Delhiy'e gitmek için tren istasyonuna gittim, duvardaki panoda tren
saatleri filan yazıyor ama
bir türlü çözemiyorum yetkili bana bir şeyler söylüyor ama toparlıyamıyorum,
sonunda 4 genç den
yardım istedim ilk treni söyleyin ve ucuz olanı ve oldu bileti aldık
onlarda aynı trenle başka bir
şehre gidiyorlarmış tapınağı gezmeye gelmişler, ilk tavsiyeleri
Varanasi ve kuzeyde dikkatli
olmammış, ikincisi trenlerle seyahat etmem ve bir tren günleri,
saatlerini gösteren tarife almam;
aldık ince bir ansiklopedi gibi zaten Hindistan'ın demiryolunda
ne kadar ileri olduğunu ve dünyanın
ikinci büyük ağına sahip olduğunu biliyordum, birazdan ilk seyahatimi
yapacağım, trende 4/5 sınıf var
sadece koltuk en ucuzu, yataklı 2ci sınıf biraz pahalı bende bu
sınıfı tercih edeceğim.
Gençler elde sözlük çat pat muhabbet ediyordu Türkiye'nin nerede
olduğunu bilmiyorlar Avrupa
diyip duruyorlar bende onlara komşularımızı ve yarı Asya yarı Avrupa'da
olduğumuzu anlattım,
bu yarı yarıya çok şaşırdılar, onların hayalinde ya Amerika yada
İngiltere varmış
Trene bindik, bayağı hızlı
gitmekte ve acayip kalabalık, pis ve baharat kokmakta.
Bol cana satıcılar gelmekte birde dilenciler,çalgıcı dilenciler
yani renkli. Yer yer ben alıyorum
bazen gençler alıp ikram ediyorlar bazıları güzel bazıları eh işte
Samosa en çok beğendiğim,
içi bol acılı patatesli börek galiba bundan çok yiyeceğim, çay İngiliz
tarzı yani sütlü çay çok çay
içen biri olarak buna da alışmama lazım.
Gençler bir yerde indiler
benimde az bir zamanım kaldı, bu arada notları çıkartıp gideceğim
yeri yani oteller bölgesine baktım kalmayı düşündüğüm otel vivek
otel, MainBazar bölgesi.
İstasyondan çıkıp tam karşı
tarafa yöneldim saat 23:00 gibi ve ortalık acayip kalabalık burası
bizim Mahmutpaşa bölgesi gibi , oteli bulup yerleştim, duş alıp
sokağa indim yemek, yemek için
yer bakındım ama öyle iç acıcı bir yer yok en iyi yer bile çok kötü
gözükmekte ama içerisi turist
dolu bende girip bir yere oturdum ve menüden anlayabildiğim kadarıyla
bir şeyler söyledim,
bir acılı güzel çorba, yine baharatı bol acılı patates bezelye biber
karışımı bir şey ama lezzetliydi.
|