bigglook
biggtravel
biggmenu
biggistanbul
biggauto
biggfootball
biggclub
biggshop
 

 

Filmler
  Yeni Çekilenler
Kamera Arkası
Film Arşivi
Ünlüler Arşivi
  Aktörler
Aktristler
Yönetmenler
 
Konuklar
  Haftanın Yıldızı
Haftanın   Röportajı
Dosyalar
  Festivaller
Klasik Filmler
Kült Filmler
SinePortre
ÖzelDosya
E-Kartlar
Film Afişleri
Haberler

Kamera Arkası
Akıl Oyunları

Gerçek yaşamdan beyaz perdeye...

Altın Küre ödüllerine 6 dalda aday gösterilen; “ En İyi Film ” ve “ En İyi Erkek Oyuncu ” da dahil olmak üzere bu ödüllerin dördünün sahibi olan “ Akıl Oyunları – A Beautiful Mind ”da gerçek bir dehanın, ünlü matematikçi John Forbes Nash Jr’ın yaşam öyküsü anlatılıyor.

Yakışıklı ve egzantrik bir bilim adamı olan Nash, kariyerinin ilk yıllarında şaşırtıcı bir keşif yapmış ve uluslararası alanda ismini duyurmuştu. Nash’in entelektüel camiadaki yükselişi son derece hızlıydı. Ancak şizofreniye yakalanmasıyla birlikte düşüşü daha da hızlı oldu.

Bu hastalığa yakalanan birçoklarının hayatı mahvolurken Nash mücadelesini sürdürdü ve bu zor mücadelesinde karısı Alicia’nın büyük desteğini ve yardımını aldı. Zorluklarla geçen 30 yılın ardından yaşamındaki trajedinin üstesinden gelmekle kalmadı; 1994 yılında Nobel Ödülünü kazandı.

Bir Universal Pictures – DreamWorks Pictures ortak yapımı olan “ Akıl Oyunları – A Beautiful Mind ”ın yönetmenliğini Ron Howard üstlendi. Yapımcılığını Brian Grazer’in üstlendiği, senaryosunu Akiva Goldsman’in yazdığı filmin başrollerinde Russell Crowe, Ed Harris, Jennifer Connelly’den oluşan seçkin bir oyuncu kadrosu kamera karşısına geçti.

Filmin görüntü yönetmenliğini “ O Brother, Where Art Thou? ” ile Oscar’a aday gösterilen Roger Deakins; prodüksiyon tasarımlarını “ Analyze This ”ten tanıdığımız Wynn Thomas; kurgusunu “ Apollo 13 ” ile Oscar kazanan Mike Hill ile Dan Hanley; kostüm tasarımlarını Rita Ryack üstlendi. Müziklerini ise “ Titanic ”teki çalışmasıyla Oscar kazanan James Horner hazırladı.

1947 yılındayız. John Forbes Nash Jr ( Russell Crowe ), ünlü Princeton Üniversitesi’nin matematik bölümüne kaydını yaptırır. Nash’in böylesine prestijli bir üniversiteye uyum sağlaması kolay olmaz. Sosyal bağlar onun için bir anlam ifade etmemektedir. Derslere düzenli devam etmek gibi bir derdi de yoktur. Onun tek bir takıntısı vardır: Gerçek anlamda orijinal bir fikir bulmak.

Princeton’ın matematik bölümünde olağanüstü rekabetçi bir ortam vardır. Bu yüzden Nash’in sınıf arkadaşlarının tek isteği birbirlerinin başarısızlığını görmektir. Nash onlara büyük hoşgörü gösterdiği halde onu incitmekten ve aşağılamaktan geri kalmazlar. Bir gece onlarla beraber gittiği bir barda dikkatlerini çeken sarışın bir kıza karşı yaklaşımlarından önemli sonuçlar çıkartır.

Sarışın kızlara neden böyle davranıldığı üzerinde düşünürken kendisine ait ünlü ‘ oyun teorisi ’ni geliştirecektir. Bulduğu bu teoride rekabetçiliğin matematiği incelenmektedir ve modern ekonominin babası kabul edilen Adam Smith’in doktrinleriyle tamamen zıt bir teoridir. Adam Smith’in 150 yıldır kabul gören doktrininin devre dışı kalmasıyla birlikte Nash’in yaşamı sonsuza dek değişecektir.

Nash daha sonra kapsamlı bir araştırmaya girişir ve bu çalışmasının sonucunda öğretim görevlisi olur. Ancak bu görevinden tatmin olmaz. Birleşik Amerika’nın 2. Dünya Savaşı’ndan zaferle çıkmasında bilim çok önemli rol oynamıştır ve Nash de, yeni başlayan Soğuk Savaş döneminde yaşanacak yeni çatışmalar sırasında önemli rol oynamayı istemektedir. Esrarengiz bir kişilik yapısı olan William Parcher’ın tavsiyesiyle düşman şifrelerinin çözülmesiyle ilgili çok gizli bir göreve başlar.

Nash artık bir yandan öğretim üyeliğini sürdürürken bir yandan da çok gizli çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışmaları sırasında Alicia Larde adlı güzel ve zeki bir kadınla tanışır. Tıp Fakültesi öğrencisi olan Alicia onu o güne dek üzerinde hiç düşünmediği yepyeni bir kavramla; aşk kavramıyla tanıştıracaktır.

Nash ile Alicia evlenirler. Ancak Nash çok istediği halde daha önce girdiği tehlikeli projeden bir türlü vazgeçememektedir. Bunun sonucunda ikisinin evliliği çalışma, gizlilik ve tehlikeden oluşan bir ilişkiye dönüşür. Nash bu işi takıntı haline getirmiştir ve karısından gizli devam etmektedir. Sonunda şüpheler dünyasında yolunu kaybeder. Sonuç, paranoyak şizofreni hastalığıdır.

Oyun teorisinin kurucusu Nash artık bu fikirlerin kendisine uzaylılardan geldiğini iddia eden ve giderek bilincini yitiren bir şizofren haline gelmiştir. Çevresiyle bağlantısı kopar ve tam 30 yıl sürecek bir sessizliğe gömülür. Artık tek kelime bile konuşmadan sürekli düşünmektedir.

   
  Sonraki
 
   
Vizyondakiler
   
Gelecek Program
   
Salonlar

 




| ANA SAYFA | Vizyondakiler | Pek Yakında | Sinema Salonları | Haberler |
| Film Arşivi | Ünlüler Arşivi |Forum |
Copyright 2002 - On-Net A.Ş. | Bigglook
cinema@bigglook.com