|
“Atlantis adası talihsiz tek bir gecede denizin sularına
gömülerek kayboldu.”
( Platon, M. Ö. 360 )
Walt
Disney Pictures, “ Atlantis: Kayıp İmparatorluk ” ile izleyiciyi
bir kez daha sanatın ve hayal gücünün gizemli ülkesine davet ediyor.
Yönetmenliğini Gary Trousdale ile Kirk Wise’ın üstlendiği “ Atlantis:
Kayıp İmparatorluk ”ta, olağanüstü ve gizemli bir ülkeye yapılan
heyecan verici bir yolculuk, son derece cesur bir anlatım tekniğiyle
sergileniyor.
Seslendirme
kadrosunda Michael J. Fox, James Garner ve Leonard Nimoy’un görev
yaptığı filmde, eski bir sırrı çözmek için araştırma gezisine çıkan
bir maceracılar grubuna genç ve deneyimsiz bir gencin katılışından
sonra gelişen olaylar dizisini izleyeceğiz.
Aksiyon
yüklü çizgi filmin merkezinde genç bir harita uzmanı ve dilbilimci
olan Milo Thatch yer alıyor. Kayıp bir hazinenin peşindeki Milo,
ünlü bir kaşif olan büyükbabasının yarım kalmış hayalini tamamlamayı
hedeflemektedir. Uzun zamandır kayıp olan bir günlüğün ortaya çıkmasının
ardından maceracı ruhlu bir dolar milyarderinin de devreye girmesiyle
keşif yolculuğu başlar.
Komutan
Rourke ve ekibi böylelikle esrarengiz su altı krallığına ulaşır.
Ancak orada beklentilerinin tam tersi bir durumla karşılaşırlar.
Bundan sonra meydana gelecek olaylar zincirinin ardındaki esrar
perdesini sadece Milo çözebilecektir.
“
Atlantis: Kayıp İmparatorluk ”un seslendirme kadrosunda birbirinden
yetenekli oyuncular görev aldı. Öykünün baş kahramanı Milo Thatch’in
seslendirmesini üstlenen Michael J. Fox, sesini verdiği karaktere
bir aksiyon kahramanında olması gereken güç ve enerjiyi fazlasıyla
verdi.
Komutan
Rourke’u ise Hollywood’un emektar aktörlerinden James Garner seslendirdi.
Ülkesinin sırlarını sadece kendisi bilen Atlantis Kralı’nın seslendirmesinde
televizyonların “ Uzay Yolu ” dizisinde Mr. Spock rolüyle tanıdığımız
Leonard Nimoy; kızınınkinde ise Cree Summer mikrofon arkasına geçti.
Dolar milyonerini ise John Mahoney seslendirdi.
Walt
Disney Pictures’ın sunduğu “ Atlantis: Kayıp İmparatorluk ”un yapım
ve yönetim kadrosunda daha önce “ Beauty and the Beast ” ve “ The
Hunchback of Notre Dame ”ın yapımını gerçekleştiren yapımcı Don
Hahn ve yönetmenler Gary Trousdale ile Kirk Wise üçlüsü görev yaptılar.
Filmin
senaryosunu “ Tarzan ”dan tanıdığımız Tab Murphy yazdı. Özgün müziklerini
James Newton Howard besteledi. Seslendirme kadrosunda Michael J.
Fox, James Garner, Leonard Nimoy, Cree Summer, Don Novello ve Natalie
Strom’dan oluşan güçlü bir ekip görev yaptı.
KAYIP
KITAYA YOLCULUK...
Bundan binlerce yıl öncesinde Atlantis, ihtişamın zirvesini yaşayan
çok güçlü bir uygarlıktı. Ancak Kral ve çevresindekiler, ellerindeki
bu yüksek gücü dünyaya hükmetme amacıyla kullanmaya kalkıştılar.
Sonunda çok büyük bir savaş çıktı ve koskoca bir uygarlık yok oldu.
Dev bir gelgit dalgasıyla okyanusun derinliklerine gömülen koskoca
bir uygarlık sanki hiç var olmamışçasına kayıplara karıştı. Bu durum
1914 yılına kadar böylece devam etti.
1914
yılındayız... Harita ve dilbilim uzmanı Milo James Thatch, kayıp
kıta Atlantis’in yerini bildiği konusunda müzedeki meslektaşlarını
ikna etmeye çalışmaktadır. Büyükbabası Thaddeus Thatch ona esrarengiz
bir günlükten söz etmiş ve “ Çobanın Günlüğü ” adını taşıyan bu
antik kitabın içinde kıtanın yerine ilişkin anahtar bilginin var
olduğunu anlatmıştır. Ancak genç Thatch’in çevresindeki insanlar,
tıpkı bir zamanlar büyükbabasına olduğu gibi ona da aklını kaçırmış
gözüyle bakmaktadırlar.
Artık
herşeyin bittiğini düşündüğü bir anda karşısına teorisinin doğruluğunu
deneyebilme şansı çıkar. Eksantrik dolar milyarderi Preston B. Whitmore’dan
gelen davet üzerine onun evine gittiğinde bir zamanlar büyükbabasının
sözünü ettiği “ Çobanın Günlüğü ”nün gerçekten var olduğunu öğrenir.
Whitmore, Atlantis’i bulmak amacıyla bir keşif ekibine finans desteği
verdiğini söylemekte ve ondan bu gruba rehberlik yapmasını istemektedir.
Komutan Rourke’un liderlik yaptığı bu keşif ekibinde jeologlar,
patlayıcı madde, mekanik ve tıp uzmanları bulunmaktadır.
Görkemli
denizaltı Ulysses’e binmeleriyle birlikte kayıp kıtaya yolculukları
başlar. Ancak tehlikeli sularda yaptıkları bu yolculukta canavarların
saldırısına uğrayacaklar ve bu saldırı sırasında denizaltı parçalanacaktır.
Yine de “ Çobanın Günlüğü ”ndeki talimatları izleyerek yollarına
devam ederler.
Atlantis’e
ulaştıklarında Prenses Kida’ya rastlayınca orada yaşayan insanlar
olduğunu keşfederler. Dünyanın merkezinde yaşayan bu insanlar, kristal
enerjisi sayesinde hayatta kalmışlardır ve bu enerji onlara ışık,
güç ve yaşam kaynağı sağlamıştır. Güzel prenses onları kral babasına
götürür. Ancak kral bu yabancıların varlığını hoş karşılamaz ve
orayı bir an önce terk etmelerini emreder. Bunun üzerine Komutan
Rourke Atlantis’te bir süre daha kalabilmek için kralla pazarlığa
girişir.
Anlaşma
sağlanınca Prenses Kida, Milo’yu bir şehir turuna çıkarır. Bu gezi
sırasında şehrin derinliklerinde kristallerin hala var olduğunu
keşfederler. Milo bu keşfini Komutan Rourke ile paylaşmaya kalkışınca
şok edici gerçekle yüz yüze gelir. Hain komutan kristallerin varlığını
en başından beri bilmektedir ve bu tehlikeli geziye çıkmaktaki amacı
da, kristalleri yeryüzüne çıkarıp yüksek fiyatla satmaktan başka
bir şey değildir.
Ancak
Milo ve beraberindekilerin bu plana karşı çıkmaları üzerine harekete
geçen komutan, prensesi rehin alır ve kristalleri de ele geçirip
yeryüzüne doğru çıkışa geçer. Bundan sonra Milo’nun görevi, hem
genç prensesi komutanın elinden kurtarmak, hem de kent halkını bekleyen
büyük felaketin önüne geçmek olacaktır.
|