|
Aşk kapıyı çalınca zaman durur!!!
21.
yüzyılın tüm cazibesi, yırtıcılığı, kasveti ve kaosunun içerisinde
kariyer peşinde koşan başarılı, çekici ve güzel ama özel hayatında
bir o kadar başarıya aç, mutsuz ve kırılgan bir kadın... 19. yüzyılın
tüm kuralcılığı, disiplini, görkemi ve romantik büyüsünün içerisinde,
uçarı, kurallara başkaldıran, savruk, filozof ruhlu, yenilikçi ve
meteliksiz bir asilzade...
Meg
Ryan ve Hugh Jackman’ın başrolünü üstlendikleri “ Büyülü Çift ”,
New York’ta yaşamlarını ayıran 100 yıllık bir zaman farkına rağmen
kaderleri kesişen iki yabancının romantik ve masalsı öyküsünü sinemaseverlerle
buluşturacak.
Kate
McKay, başarı hırsıyla yanıp tutuşan çağdaş bir iş kadını, Leopold
ise 1800’lü yılların asilzadesi 3. Albany Düküdür. Onun zamanında
kadınlar ve erkekler birer hanımefendi ve beyefendi gibi davranır,
toplumsal kurallara değer verir, hele aşk söz konusu olduğunda hepsi
ince ruhlu birer şair kesilirlerdi.
Günümüzde
ise kadın erkek ilişkileri, yaşamın kendisi gibi bir çırpıda ve
özensiz birlikteliklere dönüşmüş, romantizm ve nezaket, yerini telaş
ve sıradanlığa bırakmıştı. 21.yüzyılın gerçekçiliği 19. yüzyılın
romantizmi karşısında ne yapacaktı? Aşk, bu anlayış farkının üstesinden
gelebilecek miydi?
“Zamanın
dokusunda bir çatlak buldum...Kate beni dinliyor musun?”
Kate’in
bu gerçekle karşılaşması, eski erkek arkadaşı Stuart’ın deneyleri
sırasında, zamanın dokusunda bulduğu bir çatlak sayesinde yaptığı
yolculukla başlar. O gün dünyadaki tüm asansörlerin arıza yapması
bir tesadüf değildir.
Teknoloji
çağının hızlı yaşamaya alışmış insanlarının New York gökdelenlerindeki
ofislerine ulaşmaya çalışırken yaşadıkları şaşkınlık, ileride yardımcısı
Otis’le birlikte asansörün mucidi olacak Leopold’un, Stuart’ın peşinden
geldiği 21. yüzyılın New York’unda yaşadığı şaşkınlığın yanında
hafif kalacaktır yine de...
Stuart’la
ilişkilerinin bittiği gerçeğini bir türlü kabul etmek istemeyen
Kate ısrarlı arayışlarına bir yanıt alamayınca çareyi Stuart’ın
evine gitmekte bulur. İlginç kıyafetiyle 19.yy dergi kapaklarından
fırlamış bir modeli andıran Leopold’la tanışması da bu sayede olur.
Zaman
ve mekan karmaşasını henüz atlatamayan Leopold, bir de değişen kadın
imajıyla karşı karşıya kalınca yaşadıklarının gerçek olduğundan
şüphe duymaya başlar. Ancak bilge tavırları ve ileri görüşü sayesinde
ortama çabuk ayak uydurur, hatta ilginç tesadüfler sayesinde reklam
sektörünün aranılan yıldızlarından biri haline gelir. Bu arada Kate’le
aralarındaki yakınlaşmayı ilk başlarda her ikisi de reddetse de,
birbirleri için yaratıldıklarını anlamaları fazla uzun sürmeyecektir...
“Büyülü
Çift”, içinde yozlaştığından yakındığımız teknoloji çağında sıcak
duyguların aslında hepimizin içinde varolduğunu ve bir yerlerde
yüzeye çıkmak için doğru zaman ve mekanı beklediğini anlatan romantik
bir komedi.
“Aşk
iniş çıkışlarla doludur derler...”
“ İnce bir zekanın ürünü espriler ve yoğun bir romantizm ”; filmin
yönetmeni ve yardımcı senaristi olan James Mangold, kendisini projeyi
hayata geçirmeye iten unsurları işte böyle özetliyor. Daha önce
drama ve aksiyon türü filmlerle sinemaseverlerin karşısına çıkan
Mangold bu kez Hollywood tarzı romantik bir filmde, çağdaş bir iş
kadınıyla, Viktorya döneminin bir beyefendisini karşı karşıya getiriyor.
“Bu
fikir daha ilk görüşte çok ilgimi çekmişti, daha geniş bir çerçevede
hikayeyi idealizmle romantizmin bir çekişmesi olarak algılamak doğru
olur sanıyorum, çünkü bu romantik komedi, ilişkilerimizde yaşadıklarımızla
kalbimizde yaşamak istediklerimizin tezatını açıkça ortaya koyuyor.
”
Yapımcı
Konrad da filmle ilgili düşüncelerini şu cümlelerle ifade ediyor:
“Yedi yıl önce bu senaryoyu ilk okuduğumda aşık olmuştum, çok uzun
zamandır böyle bir film izlememiştim, hem romantizm, hem komedi
hem de fantaziyi bir arada işleyen çok zekice yazılmış bir senaryo.
Filmin içinde yaşamdaki rolümüzü sorgulayan o üstü kapalı imalar
hepimizin üzerinde düşünmesi gereken şeyler.
Gerçekten
garip bir döngü içerisinde özümüzü yitiriyor muyuz, her şeye sahip
olduğumuzu düşündüğümüz anda aslında hayatımızda çok önemli şeylerin
eksik olduğu gerçeğini görmezden mi geliyoruz? Kate ve Leopold,
yaşamı güzel kılan duyguların aslında son derece sade ve samimi
duygular olduğunu bize bir kez daha hatırlatıyor, bu ne bir rüya
ne de bir hayal... Yaşamın ta kendisi!”
|