|
“ Ülkemi yönetmek istemiyorum. Tek
derdim okulumda onuncu sınıfa geçmek! Ülkemin insanlarına prenseslikten
istifa ettiğimi söylesem olmaz mı? ”
San
Francisco’lu utangaç lise öğrencisi Mia Thermopolis ( Anne Hathaway
), günün birinde uzaklardan gelen şaşırtıcı haberle hayretler içinde
kalır. O gerçek bir prensestir! Avrupa kıtasında küçük bir prenslik
olan Genovia ülkesinin tahtına uzanan eğlenceli serüvenin diğer
ucunda prensiplerine bağlı bir kadın olan büyükannesi Kraliçe Clarisse
Renaldi ( Julie Andrews ) vardır ve ona “ prenseslik dersleri ”
vermeye hazırdır.
O andan itibaren karşıt uçların çatışması başlar. Mia’nın günlük
yaşamını bırakıp uzaklardaki bir ülkenin yönetimini almaya niyeti
yoktur. Ancak Kraliçe Clarisse bunun bir görev olduğunda ısrarlıdır
ve işlenmemiş bir mücevher gibi gördüğü bu liseli genç kızı tam
bir prenses gibi eğiterek sarayda doğru yerde olmasını sağlamaya
kesin kararlıdır.
Şimdi
gönülsüz prensesimizin önünde iki seçenek vardır: Ya ailesiyle birlikte
San Francisco’da kalmaya devam edecek; ya da herşeyi arkasında bırakarak
Genovia Prensesi olmanın getirdiği tüm sorumlulukları üzerine alacaktır.
İki seçenek arasında hayatının kararını vermek zorundadır.
Walt
Disney Pictures’ın sunduğu “ Acemi Prenses ”in yönetmenliğini Garry
Marshall üstlendi. Senaryosunu, Meg Cabot’un aynı adlı kitabından
yola çıkarak Gina Wendkos’un yazdığı filmin yapımcılıklarını Whitney
Houston, Debra Martin Chase ve Mario Iscovich gerçekleştirdi. Başrollerde
ise Julie Andrews, Anne Hathaway, Hector Elizondo, Heather Matarazzo
ve günümüzün genç pop yıldızı Mandy Moore kamera karşısına geçti.
Marshall
projeye yüreğini verdi...
“ Acemi Prenses
” projesini geliştiren Disney yetkilileri çekilmesi düşünülen filmi
Garry Marshall’ın yönetmesini düşünüyorlardı. Bu nedenle, yapımcı
Mario Iscovich ile bağlantıya geçerek yönetmenlik teklifini Marshall’a
götürmesini istediler. “ Pretty Woman ”ın ünlü yönetmeninin projeye
sıcak baktığını bildirmesiyle “ Acemi Prenses ”in startı verildi.
Projeye
tüm yüreğiyle bağlanan Marshall’ın öncelikle kusursuz bir oyuncu
kadrosu ve kamera arkası ekibi kurması gerekiyordu. Bu noktada,
filmin yapımcısı Debra Martin Chase ile ortağı Whitney Houston hemen
devreye girerek, günün birinde gerçek bir prenses olduğunu keşfeden
sıradan bir genç kızın öyküsünü anlatan bu filmde kimlerin oynayacağı
konusunda ona yardımcı oldular.
Genç kızların
düşlerini ve gücünü destekleyen projelere her zaman destek verdiğini
belirten yapımcı Debra Martin Chase, başroldeki Mia Thermopolis
karakteri için aklında herhangi bir isim olmadığını vurguluyor ve
Anna Hathaway’in bu rol için nasıl seçildiğini şu sözlerle anlatıyor:
“ Mia Thermopolis
çok zeki, ama bir o kadar da utangaç bir genç kız. Onun tek derdi,
okul günlerini hiç kimsenin fazlaca dikkatini çekmeden kazasız belasız
bitirebilmek... Utangaç bir genç kızın günün birinde Genovia Sarayı’ndan
gelen haberle nasıl sarsılacağını düşünebiliyor musunuz?
Bu rolü başarıyla
oynayabilecek genç kızı bulabilmek için ülke çapında genişi kapsamlı
bir araştırma yaptık ve binlerce genç kızla görüştük. Sonuçta Anna
Hathaway üzerinde karar kıldık. Hathaway, güzelliği ve oyunculuk
yeteneğiyle bu zor rolün üstesinden gelebileceğini bize kanıtladı.
”
Yaşamını özgün
ruhlu sanatçı annesi Helen ile birlikte San Francisco’da sürdüren
Mia Thermopolis, okula gidip gelen her öğrencinin yaşadığı endişe
ve sıkıntılarını en iyi arkadaşı Lilly ( Heather Matarazzo ) ile
paylaşır.
Eğitim
döneminin dalgalı sularında herşeyini Lilly ile paylaşarak yüzmeye
çabalayan Mia’nın yaşamı bu şekilde devam ederken, büyükannesi Clarisse
Renaldi’nin ( Julie Andrews ) ansızın ortaya çıkmasıyla altüst olmaya
başlar. Genovia adlı küçük Avrupa prensliğinin tacının kendisine
kaldığı haberleriyle birlikte spot ışıklarının altında kalması kaçınılmaz
olacaktır.
Mia rolünün çok özel bir yetenek gerektirdiğini ve Anne Hathaway’in
bu rol için binlerce genç kız arasından seçildiğini vurgulayan yönetmen
Garry Marshall, genç oyuncu için “ Yıldızlarda rastlanan niteliklerin
hepsine sahip ” tanımlamasını yapıyor ve onu şu sözlerle anlatıyor:
“ Anna Hathaway’in
oyun tarzı bana çok sevdiğim iki büyük yıldızı, Judy Garland ile
Harpo Marx’ı anımsattı. İkisi ayrı kulvarlarda oyuncular olduğu
için bu çağrışım belki birçoklarına tuhaf bir kombinasyon gibi gelebilir,
ama gülümsemesiyle, kahkahaları ve oyun gücüyle müthiş bir komedyen
olduğunu gösterdi. Fiziksel komedinin zorluklarından korkmayan bir
oyuncu... ”
Yüreğinizin
götürdüğü yolu izleyin!..
Binlerce genç kız arasından Mia rolünü oynamaya uygun görülen Anne
Hathaway ise, filmde portresini çizdiği liseli genç kızın kişilik
yapısını şu sözlerle tanımlıyor:
“ Oldukça utangaç
ve biraz da beceriksiz bir genç kız olduğu için öğretmenleri ve
öğrenci arkadaşları tarafından yeterince anlaşılamamış. Aslında
çok özel bir genç kız olduğunu ona söyleyen sadece iki kişi var
çevresinde. Bunlardan birisi, en iyi arkadaşı olan Lilly, diğeri
ise uçuk ve özgür ruhlu bir sanatçı olan annesi...
Büyükannesiyle
birlikte prenseslik derslerine başladığı zaman kendi kişiliğiyle
ilgili birçok yeni keşifler yaptığını görüyoruz. Böylece kendisini
daha iyi hissetmeye başlıyor. Mia’nın geçirdiği dönüşümün fiziksel
olmaktan çok psikolojik bir dönüşüm olduğunu düşünüyorum. Bence
bu harika bir olay... ”
Anne
Hathaway filmde sözü edilen “ Prenseslik Dersleri ” konusunda ise
şunları söylüyor: “ Bir insan eğer doğrudan doğruya prenses olarak
doğmamışsa, buna hazırlanmanın kesin bir yolu yoktur. Bu konuda
yapabileceğiniz tek şey, olayı olduğu gibi kabullenmek ve gerisini
de kendi içinizden gelen sese bırakmaktır. Başka insanların size
yakıştırdığı etiketlere inanmayın ve yüreğinizin götürdüğü yolu
izleyin. Bence filmin en önemli mesajı bu... ”
|