|
“
Bugüne kadar filme alınan en dehşet verici fırtına...” ( Los Angeles
Times )
“
Hiçbir şey, bir fırtınanın sesi kadar korkutucu olmaz. Dokuzuncu
şiddet seviyesi bir çığlık gibidir. Onuncu şiddet seviyesi şiddetli
bir haykırış gibidir. On birinci şiddet seviyesi umutsuz birinin
iniltisi gibidir. On ikinci seviye ise kırılan kemik sesi gibidir.
İnanılmaz şiddetteki hava akımı suyu toprağı ve önüne çıkan her
şeyi mahveder. Bu sesi duyan hiç kimse bir daha asla unutmaz.”
1991 yılının Ekim ayında geçmişte görülmedik kadar kuvvetli bir
fırtına, Massachusetts’in Gloucester sahilini vurdu. Bu “ Kusursuz
Fırtına ” – üç ayrı fırtına tek bir fırtınada toplandığı için bu
şekilde adlandırılmıştır – Atlas Okyanusu’nda adeta ilahi bir etki
yarattı. Fırtınanın yarattığı dalgaların boyu 30 metreye kadar ulaştı.
Yönetmen
Wolfgang Petersen yapımını Paula Weinstein ve Gail Katz ile birlikte
üstlendiği “ Kusursuz Fırtına”, Sebastian Junger’in ünlü romanından
esinlenerek sinemaya kazandırıldı. George Clooney, Mark Wahlberg,
Diane Lane, William Fichtner, Karen Allen, Allen Payne, Bob Gunton,
Mary Elizabeth Mastrantonio ve John C. Reilly’nin önemli rollerini
paylaştığı filmin konusu, balıkçılıkla hayatını kazanan bir grup
kadın ve erkeğin günlük yaşamlarında doğanın korkunç gücüne karşı
verdikleri inanılmaz yaşam mücadelesinin gerçek öyküsünü içeriyor.
Eleştirmenlerin bir kısmı filmi sıkıcı diye nitelendirirken, - öyle
ki bir eleştirmen isminden esinlenerek filmi “Muhteşem Sıkıntı”
olarak nitelendirmiş (NZone)- çoğunluğu filmin görsel efektlerinden
etkilenerek filmi “çok etkileyici”( Harvey’s Movie Reviews), “nefes
kesici” (Hollywood Reporter) bulmuşlar.
Film
box - office başarısı itibariyle daha başlangıçtan bir üstünlük
sağlamıştır.
Fırtınaya
yakalanmış 6 balıkçının yüreklere durgunluk veren hikayesinin konu
edildiği “ Kusursuz Fırtına”, gösterime girdiği günden itibaren
Sony’nin $ 80 milyon bütçeli savaş destanı “ Vatansever ” ( The
Patriot ) ile başabaş bir mücadele içine girmiş ve gerek $100 milyonluk
bütçesi ve gösterime girdiği salon sayısı, gerekse box - office
başarısı itibariyle daha başlangıçtan bir üstünlük sağlamıştır.
Filmde
Clooney’in canlandırdığı rol için düşünülen ilk ismin “Vatansever”
de oynamak için “Kusursuz Fırtına” yı kabul etmeyen Mel Gibson olduğu
düşünüldüğünde durum daha da dikkat çekici hale geliyor.
Filmle ilgili basında yeralan haberlere göz atılacak olduğunda,
basında yeralan ilk haberlerin 1998 yılı Ocak ayları sonlarına denk
düştüğünü görüyoruz. Bu haberlerden görülen, film için düşünülen
ilk oyuncu kadrosunun, hayata geçirilenden oldukça farklı olduğu.
İlk
üzerinde durulan isimler Nicolas Cage ve Mel Gibson idi...
Daha önce “Das Boot”, “Air Force One”, “Outbreak” ve “In the Line
of Fire” gibi aksiyon filmleriyle konu hakkındaki üstünlüğünü kanıtlamış
olan yönetmenWolfgang Petersen, “ Kusursuz Fırtına” için biçilmiş
kaftandı. Sıra filmde rol alacak ‘maço’ görünüşlü isimleri belirlemeye
geldiğinde, ilk üzerinde durulan isimler Nicolas Cage ve Mel Gibson
oldu. Ancak mali hesaplar, bu ‘ büyük balık’ ların kaçmasına göz
yumulmasını gerektirecekti. Öyle ki, Warner Bros’un Nicolas Cage’e
önerdiği rakam, onun normal ücreti olan $20 milyonun ancak yarısı
kadardı.
Bu
noktada, “ Out of Sight” ve “Three Kings”den hatırlanan George Clooney
ön plana çıktı. Clooney’in gemi kaptanı Bily Lane rolünü aldığı
sıralarda teknedeki bir diğer başrol için düşünülen isim Ben Affleck
idi. Affleck, daha sonra projenin dışında kaldı. Clooney ise Coen
Bros’un “Oh Brother, Where Are Thou” sundaki rolünü çekimlerinin
bitiminden sadece bir hafta sonra, yaz başında “ Kusursuz Fırtına”
için çalışmalara başlayacaktı.
Gerçekte Clooney ile filme esin kaynağı olan kitabın yazarı Sebastian
Junger’in yolları, bundan iki yıl öncesinde, 1997 yılında ‘People’
dergisinin ‘Yaşayan En Seksi Erkek’ seçimleri sırasında kesişmişti.
Clooney, o yılın ‘En Seksi Erkeği’ seçilirken, Junger de ‘En Seksi
Yazar’ ilan edilmişti.
Yönetmen
Petersen’ın bu kervana katılması ise daha dolaylı olarak, “ Air
Force One” da 1998’in ‘En Seksi Erkeği’ Harrison Ford ile birlikte
çalışması sayesinde olacaktı. İlk ‘En Seksi Erkek’ ünvanına layık
görülen Mel Gibson (1985) ise finansal kaygılar sebebiyle “Kusursuz
Fırtına” ya dahil olamayacaktı.
Yazar Sebastian Junger, filmden payına düşen 25.000 doları Eylül
1999’da, balıkçılıkla uğraşan ailelerin çocuklarının eğitim giderleri
için kullanılmak üzere “The Perfect Storm Foundation”a bağışlayacaktı.
“Çok
keskin ve etkileyici, çünkü söz konusu olan gerçek insanlar, aileler
ve onların acı dolu hikayeleri”
“Kusursuz
Fırtına” nın çekimlerine 26 Temmuz 1999’da Los Angeles’da başlandı.
Andrea Gail isimli balıkçı teknesinin son yolculuğunu anlatan film
için Clooney “çok keskin ve etkileyici, çünkü söz konusu olan gerçek
insanlar, aileler ve onların acı dolu hikayeleri” ifadesini kullanıyordu.
Olayın
geçtiği ve filmin çekimlerinin yapıldığı Gloucester Kasabası halkı,
her ne kadar Hollywood’un ünlü aktör va aktrislerini görme heyecanı
içinde olsalar da, ‘Andrea Gail’ hakkında bir film çekilmesinin
unutulmaya yüz tutmuş acıları yeniden canlandıracağından korkuyorlardı,
çünkü filme konu olan fırtına, aralarından 6 balıkçının canını almıştı.
Belediye başkanı Bruce Tobey’in, filmde olayların büyük bir hassasiyetle
ele alındığını söylemesi, en dişelerin bir nebze giderilmesin sağlamış
oldu.
“Adama
sadece bir aktör olduğumu söyledim, ama o, ‘Ne olmuş? Ben de sadece
paramı istiyorum’ diye cevap verdi. Şaka yapmıyordu ve bir an gerçekten
endişelendim.”
Kasabada
yapılan çekimler sırasında George Clooney ve Mark Wahlberg, bir
yandan rollerine konsantre olmaya çalışırken, bir yandan da kasaba
halkının müdahaleleriyle uğraşmak durumunda kalacaklardı. Zira kasabalı,
Clooney ile Wahlberg’in, canlandırdıkları Billy Tyne ve Bobby Shatford’a
hiç benzemediklerini düşünüyorlardı.
Filmde
rol alan Michael Ironside ise canlandırdığı karaktere öyle çok benziyordu
ki, fırtınada yaşamanı kaybetmiş bu kişiden $5000 alacağı olan bir
kasabalı, işi Ironside’dan parasını istemeye kadar vardıracaktı.
Ironside bu olayı şöyle anlatıyor: “Adama sadece bir aktör olduğumu
söyledim, ama o, ‘Ne olmuş? Ben de sadece paramı istiyorum’ diye
cevap verdi. Şaka yapmıyordu ve bir an gerçekten endişelendim.”
Filmdeki
performansıyla dikkat çeken Mark Wahlberg ise çekimler sırasında
çektiği zorlukları şu sözlerle anlatıyor: “ 113 çekim gününün 85’i
ıslak geçti. Kuru bölümlerin çekimi yarım saatte tamamlandı ve sonraki
altı ayımı bir su tankının içinde geçirdim. Islanmak sorun değildi,
ama su dondurucu soğukluktaydı ve basınç insanı mahvediyordu.”
Filmin
çekimleri tamamlandıktan sonra ‘Andrea Gail’ için kullanılan ‘The
Lady Grace’ isimli balıkçı teknesi, Warner Bros tarafından açık
artırmaya çıkarıldı. 93 ton ağırlığındaki tekne, gerçek insanların
innanılmaz kahramanlık ve dramlarına ana mekan olmuştu...
|