Bigglook Biggtravel Biggcinema Biggauto Biggİstanbul Biggmenu Biggclub Biggshop

  Şenol Güneş ile Röportaj

1- Milli Takım'da sizinle birlikte yeni bir dönem başlıyor. Türk Milli Takımı'nda neler yapmayı hedefliyorsunuz? Dört yıllık süre içerisinde yapmak istedikleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?
    Geçmişten günümüze kadar birçok teknik adam Milli Takım'da görev yapmış ve önemli hizmetlerde bulunmuştur. İletişim alanındaki gelişmelere ve 1980'li yıllardan sonraki düşünce yapısının değişmeye başlaması ile birlikte ülkemiz futbolunda da önemli gelişmeler olmuştur. Özellikle tesisleşmedeki gelişmeler ve eğitimli personelin çoğalması sayesinde ülke futbolu Avrupa ile bütünleşmiş hatta içine girmiştir. 1996 Avrupa Şampiyonası ve hemen ardından 2000 Avrupa Futbol Şampiyonası ile Türkiye kendini kabul ettirmeye başlamıştır. Dolayısı ile bizim hedefimiz öncelikle 2002 Dünya Kupası'na katılabilmektir. İkinci hedefimiz 2004 yılında Portekiz'de yapılacak Avrupa Futbol Şampiyonası'na katılmak ve iyi sonuçlar alarak elde edilen başarıları daha da ileriye götürmektir.

     Ancak bütün bunların olabilmesi için de yeni oyuncular bulmak zorundayız. Yetenekli, üretken, çalışkan, özveri ile oynayan ve çok başarılı olan bu oyuncularımızla devam etmek istiyoruz. Ancak dediğim gibi yeni isimler de bulmak zorundayız. Çünkü iki dönemdir bu futbolcularımız Avrupa Şampiyonası'nda büyük işler yaptılar. Zaman içinde de yorulan, sakatlanan, cezalı olan ve hatta futbolu bırakanlar olabilir. Yani kısaca yeni futbolcular bulmak, aynı zamanda da Dünya Kupası'na katılmak istiyoruz.
2- Türk Milli Takımı size göre Avrupa Futbol Şampiyonası'nda başarılı oldu mu? Avrupa Futbol Şampiyonası'nın genel bir değerlendirmesini yapabilir misiniz?
   Turnuvanın değerlendirmesini yaparken önce nereden yola çıktığımıza bakmamız gerekir, sonra nereye vardığımıza bakarsak ancak bir sonuca varabilmemiz mümkün olur. Ben 1996'yı ilk defa katıldığımız için bir çıkış noktası olarak kabul ediyorum. O dönemde gol atamadık, puan alamadık. Ama EURO 2000'de goller attık, puanlar aldık ve çeyrek finale geldik. Sence Milli Takım başarılıdır.

    Türk futbolunda başarı grafiğini yukarı çıkarmıştır. Böyle bir dönemden sonra eleştiri olacaktır. Daha iyisini istemek herkesin hakkıdır. Ama bu birdenbire olmaz. Vaktinden evvel hiçbir çiçek büyümez. Sabırlı olmak gerekiyor. Biz ne yazık ki acele ediyoruz. Bütün sonuçları almak istiyoruz, hatta bin bir emekle büyüttüğümüz çiçeği bir anda solduruyoruz. Bence Türkiye iyi yolda ve yoluna da emin adımlarla devam ediyor. Başarısızlık kelimesine katılmıyorum ama yapılan eleştirilere de saygı duyuyorum.
3- Avrupa Futbol Şampiyonası'nda ilk sekize girme başarısı gösterdik. Önümüzde ise 2002 Dünya Kupası finalleri var. Size göre gruptaki şansımız nedir? Eleme grubunda bize rakip olabilecek hangi takımları görüyorsunuz?
    Biz grupta birinci olarak finallere gitmek istiyoruz. Gruptaki şansımızdan ziyade amacımız finallere gitmektir. Kazanmanın yolu çalışmaktan geçer. Kaybettiğiniz zaman bazen şanssızlıktan bahsedersiniz ama kazandığınız zaman kimse şanstan bahsetmez. Onun için gruptaki takımlara baktığımız zaman be takım da bizim rakibimizdir. Yani bizim için İsveç neyse Azerbaycan da odur. Her maça üç puan parolası ile çıkacağız.

     Sizin de bildiğiniz gibi İsveç daha tecrübeli bir takım olduğu için belki daha ön plana çıkabilir ama turnuva maçlarında da kimi zaman lig maçlarında da görüldüğü gibi kimi zaman hiç beklenmedik sonuçlar da alınabiliyor. Son Avrupa Şampiyonası elemelerinde Azerbaycan'ın Portekiz ile berabere kalarak gruptan direkt çıkmasını engellediğini biliyoruz. Biz grupta her maçı kazanmak için oynayacağız ve beş rakip de bizim için önemlidir.
4- Milli Takım ilk maçını 3 Eylül'de Ali Sami Yen Stadı'nda Moldova ile oynayacak. Sizce grupta kaç puan toplayabilirsek Dünya Kupası finallerine katılabiliriz? Grup fikstüründen memnun musunuz?
   Bizim hedefimiz grupta tüm maçları kazanarak 30 puan toplayabilmektir. Ama bizce gruptan çıkmak için 24 puan yeterli olacaktır. Bu bizim için çok güzel bir sonuç olacaktır. Öncelikle kendi sahamızdaki tüm maçları kazanmak zorundayız. Deplasmanda da kazanabileceğimiz birçok maç var. Ama futbolda bazen öyle şeyler olur ki daha az puanla yukarılara çıkabilirsiniz. Tıpkı Avrupa Futbol Şampiyonası'nda milli takımımızın durumu gibi. İtalya maçından sonra "Her şey bitti" diyenler daha sonra bir galibiyet ve bir beraberlikle 4 puanla gruptan çıktığımızı gördü.     

    Bunun için puan bareminden çok kazanmayı düşünüyoruz. Biliyorsunuz grupta birinci olmanın yanında ikinci olma anlayışı da var. Ama bizim hedefimiz baraja kalmadan işi bitirmektir. Fikstür tarafların anlaşarak yaptığı bir şey değil ve biz bunu kabullenmek zorundayız. Tarih olarak kötü döneme denk gelen maçlar oynayacağız. Hem sezon başı sayılabilecek eylül ayında, hem de sezon sonu olan haziran ayında iki maçımız var. Bu bizim için dezavantaj. Bütün bunlara rağmen fikstür ne olursa olsun bizim görevimiz ona uyum sağlamaktır.
5- 1954 yılından beri Dünya Kupası finallerine katılamadık. Ancak Avrupa Futbol Şampiyonası'nda çok iyi grafik çizen bir ekibe sahibiz. Bu durum sizde bir baskı oluşturuyor mu? "Milli Takım'ı ikinci kez Dünya Kupası'na ben götüreceğim" iddiasını taşıyor musunuz?
Hayır burada "ben" diye bir şey yok, "biz" varız. Bunu oyuncularıma da söyledim. Burada herkesin katılımını istiyoruz. Kulüp antrenörleri ile diyalog gerekli, herkesten bilgi almak durumundayız. Oyuncularımızla ve medya ile de devamlı diyalog halinde olacağız. Bu bakımdan sıkıntımız yok. tek sıkıntı Türkiye'de her kesimde bir kaybetme korkusu var. Bu korku insanların iş yapmasını zorlaştırıyor. Kaybetme korkusu ile sahaya çıkan oyuncumuz psikolojik olarak rahatsız oynuyor. Bunu aşabildiğimiz dönemlerde daha başarılı oluyoruz. Ama Milli Takım bunu aştı. Oyuncularımız kaybetme korkusu yerine kazanma arzusu ile sahaya çıktıkları için en iyi sonuçları aldılar. Ben son dönemdeki başarıları buna bağlıyorum.
6-  Yeni sezonda birçok Türk futbolcusu çeşitli Avrupa ülkelerinde forma giyecek. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce Avrupalı oyuncularımız Milli Takım'a neler kazandıracak?

    Geçmişte ülke şartları, ekonomik koşullar gibi faktörler nedeniyle futbolcularımız dışarıya açılmıyorlardı. O dönemde iletişim araçları yoktu, Türkiye'nin Avrupa ile olan bütünlüğü daha azdı. Son senelerde futbolcularımız bütün bu değişimlere paralel olarak büyük aşama gerçekleştirdi. Bu futbolcularımız sahada da başarılı sonuçları elde etmişler. Bu futbolcularımız artık Avrupa'ya bir şey almaya değil, oraya bir şey vermeye gidiyorlar. Bence onların anlayışından faydalanmak için Avrupa onları alıyor.

       Hakan ilk İtalya macerasında tam hazır olmadığı için istediğini elde edemedi ama bugün UEFA şampiyonu bir takımın futbolcusu olarak gidiyor. Dolayısı ile birtakım işleri doğru yaptığı için gidiyor. Arif, Alpay ve diğerleri için de aynı nedenler geçerli. Milli Takım'daki oyuncuların farkı da burada. Anlayış olarak diğerlerine göre daha ilerideler. Teknik becerinin yanında sosyal yönünüz de kuvvetlenirse o zaman kendinizi daha iyi hissediyorsunuz ve başarınız artıyor. İyi bir Hakan'ı bana göre Inter'e gönderdik ve iyi bir Hakan bize gelecek. Ben artıları fazla olan bir Hakan'ın Inter'e gittiğine inanıyorum. Eskiden futbolda teknik beceri çok önemliydi ama artık sosyal faktörler, iletişim de çok önemli

Röportajın devamı için tıklayınız >


 

 


 Yukarı      Geri Dön
| Ana sayfa | Haberler Copyright 2002 - On - Net A.Ş. Bigglook