9/22/2018   
þehir rehberi
 
kültür-sanat
Konserler
Etkinlikler
Tiyatrolar
Opera&Bale
Sergiler
Kurslar
yeme-içme
Gözde Mekanlar
Kahvaltý-Brunch
Balýk Mekanlarý
Gece Rehberi
Restoran Arama
Cafe-Bar Arama
Yemek Tarifleri
gezi
Boðaz Tekne Turlarý
Yakýn Ýstanbul
Semtler
Eski Ýstanbul
Konaklama
hobi&spor
Spor
Yüzme Havuzlarý
Yaz Okullarý
Boðaziçi Hayvanat Bahçesi
röportaj
Murat Makar
Yüksek Sadakat
Ayþenur Yazýcý
Hüseyin Köroðlu
Tuncay Takmaz
Dervis Zaim
Ömer Albayrak
Çelik Gülersoy
Mehmet Ali
Bulutsuzluk Özlemi
Ceyhun Yýlmaz
Yusuf Ahmet Kulca
Baþaran Ulusoy
Mario Levi
Sunay Akýn
Tüm liste...
alýþveriþ
Alýþveriþ Merkezleri


Hayatımın şiirini yakalamaya çabalıyorum!..

Mario Levi her şeyden önce hayatını mümkün olduğunca şiirsel kılmaya, kendini keşfetmeye çalışan bir insan. Hayatının şiirini yakalamaya, yetenekleri ölçüsünde, sınırları elverdiğince duvarlarını yıkmaya çalışıyor.

Mario Levi bir yazar. Belki de birçok yaşadığını yazarlığına göre yaşayan ve ondan bir türlü kaçamayan bir insan. Sait Faik bir hikayesinde, bir hikayesini bitirirken "Yazmasaydım çıldıracaktım" der. Ben belki o kadar ileriye götürmüyorum işi. Ama yazarlığın bendeki önemini ifade etmek için şunu söyleyebilirim: Her insan gibi işte şu anda mutluyum diyebildiğim anlar olduğu gibi çok mutsuz olduğum, büyük karamsarlıklara kapıldığım, hayatımın anlamının tamamıyla yittiğini gördüğüm anlar oldu. Bu karamsarlık anlarımda beni kurtaran, hep kurtaran, en çok güvenebildiğim yazarlığım ve yazdıklarım oldu.

Yazarlık benim için en iyi sığınma alanı!..

Mario Levi'nin yaşadığını en çok hissettiği, hayatını en çok anlamlandırabildiğine inandığı alan yazının dünyası. Yaptığım her işi çok seviyorum ve o anlamda kendimi biraz da talihli görüyorum. Bütün bunlar güzel de hayatın başka koşulları sözkonusu olsa tümünden vazgeçebilirim. Ama vazgeçemeyeceğim tek alan yazı !..

Herşeyi de yazarlar gibi yaşamıyorum. Hayatın başka yönleri var, hayatın başka çağrıları var. Yazarlık benim için en güvenli sığınma alanı, orada hiç kimse bana yalan söyleyemez, orada hiç kimse bana ihanet edemez, orada hiç kimse beni kandıramaz. Çok güvenli ve daha da önemlisi çırılçıplak soyunmayı da göze alabildiğim tek alan. Sen birşeyler yazsana...

Yazı aşkı belki de gizliden gizliye uzun yıllardan beri vardı. Bunun için örneğin ortaokul sıralarına kadar gidebiliriz. Bir roman yazmaya niyetlenmiştim. Kemalettin Tuğcu benzeri bir roman; acıklı. Dilencilik yapmaya zorlanan bir grup sokak çocuğu ve sürekli onları sömüren bir adamı anlatıyordum. 15-20 sayfası yazıldıktan sonra tamamlanamamış ve şimdi tarihin karanlık koridorlarında bütünüyle kaybolmuş bir roman. Ondan sonra günlüklerim oldu benim. İki kez günlük tutma girişiminde bulundum ciddi bir şekilde. Her gün günlük tutma disiplinine dayalı günlük tutmalardı bunlar. Bütün bunlar belki bir yazıya hazırlıktı. Ardından 76 yılında üniversitedeyken çok sevdiğim bir arkadaşım, "sen birşeyler yazsana" dedi. O günlerde sistematik olarak bir şey yazmayı çok düşünmemiştim ama bir alt yapı vardı. İyi bir okurdum; sonra yazmaya böyle hoş bir duygu ile yaklaşıyordum. Öykü yazmakla başladı. Öykü öykünün kapısını açtı. Derken öyküler birikmeye başladı. İlk öykü denemelerim elbette bir çok dergi tarafından reddedildi. İlk yazılarım 1984 yılında gazete ve dergilerde yayınlanmaya başladı ama ilk öyküm 1990 yılında yayınlandı.

 

  röportaj  

Mario Levi >
Kelime:
 
 
Eylül 2018
 
Pzr
Pts
Sal
Çrs
Prs
Cum
Cts
 
 
 
 
 
 
 1
 2
 3
 4
 5
 6
 7
 8
 9
 10
 11
 12
 13
 14
 15
 16
 17
 18
 19
 20
 21
 22
 23
 24
 25
 26
 27
 28
 29
 30
      
Tarihi seç, etkinliği gör!..