23.10.2017   
þehir rehberi
 
kültür-sanat
Konserler
Etkinlikler
Tiyatrolar
Opera&Bale
Sergiler
Kurslar
yeme-içme
Gözde Mekanlar
Kahvaltý-Brunch
Balýk Mekanlarý
Gece Rehberi
Restoran Arama
Cafe-Bar Arama
Yemek Tarifleri
gezi
Boðaz Tekne Turlarý
Yakýn Ýstanbul
Semtler
Eski Ýstanbul
Konaklama
hobi&spor
Spor
Yüzme Havuzlarý
Yaz Okullarý
Boðaziçi Hayvanat Bahçesi
röportaj
Murat Makar
Yüksek Sadakat
Ayþenur Yazýcý
Hüseyin Köroðlu
Tuncay Takmaz
Dervis Zaim
Ömer Albayrak
Çelik Gülersoy
Mehmet Ali
Bulutsuzluk Özlemi
Ceyhun Yýlmaz
Yusuf Ahmet Kulca
Baþaran Ulusoy
Mario Levi
Sunay Akýn
Tüm liste...
alýþveriþ
Alýþveriþ Merkezleri


Yolunuz birçok kez Yıldız Parkı'na düşmüştür… Belki parkta birçok kez yürüyüş yaptınız, Malta Köşkü'nde ya da kır kahvesinde çayınızı yudumladınız. Sultanahmet'teki Yeşil Ev'in rengarenk çiçeklerle dolu bahçesinde otururken mis kokularla kendinizden geçtiniz. Ya da Soğukçeşme Sokağı'ndan, pansiyon haline getirilmiş yan yana sıralanan dokuz evin önünden birçok kez geçtiniz… İşte Çelik Gülersoy, burada adı geçen ve geçmeyen birçok yerin, bugünkü görünümüne kavuşmasını sağlayan kişi.

İstanbulluların, Çelik Gülersoy ismini çok iyi bilmesi gerek… Kendisi, İstanbul'a gönül vermiş, hatta sadece gönül vermekle de kalmamış; ömrünü bu şehirdeki birçok tarihi yapıya ve mekana tekrar hayat kazandırmaya adamış; kültürüyle, bilgisiyle ve görgüsüyle gerçek bir beyefendiJandarma komutanı babasının doğu hizmeti sırasında.

Hakkari'de doğan Gülersoy, 3 yıl sonra ailesiyle birlikte İstanbul'a yerleşir. 1958'de Hukuk Fakültesi'ni bitirir. Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu'nun çeşitli hizmetlerinden sonra 1965'de kurumun genel müdürlüğünü üstlenir. Kuruluşu yeni baştan organize ederek ulusal bir çapa kavuşturur. Ülke ve dünya çapında ün yapan bir dizi parklar, restorasyonlar, teknik servisler ve film hizmetleri gerçekleştirir. Yıllarını İstanbul'u güzelleştirmeye adayan Gülersoy'un eski İstanbul'a duyduğu özlem gözlerinden okumak hiç de zor değil...

Kendisine İstanbul'u ve çocukluğunu sorduğumuzda, oldukça çarpıcı bir yanıt alıyoruz…

"Benim İstanbul'um zaten çocukluğum. Oraya iltica ediyorum, sığınıyorum. Buraya yerleşemedim. İstanbul bozuldukça benim kaçma isteğim de artıyor. Herkes Zincirlikuyu'dan Beşiktaş'a doğru iner, ben inmem. Kalırım orada, hayalim kalır. Çünkü o Sabancı Lisesi'nin olduğu yer bizim bostanımızdı. Arnavut Halil Ağa, oraları kiralayıp bostan yapmış. Bir tarafı ağaçsız, o yüzden güneş isteyen sebzeler dikiyor. Öbür taraf ağaçlı, orada yüksek çamlar var. O yüzden güneş istemeyen sebzeleri mesela ıspanağı o tarafa dikiyor. Şimdi her şey bambaşka…"

Şimdiki İstanbul'u eski haliyle kıyasladığında ise, gördüklerinin hiç hoşuna gitmediği belli oluyor…

Bazen dostlar der ki, "Gene biz şanslıyız, biz iyi günler gördük ama gençlere daha çok acıyoruz, onlar hiç bir şey görmedi". Oysa, onların neresi şanssız, asıl şanssız olan biziz. Ben bizim kuşağa daha çok acıyorum. Çünkü biz geçmişle bugünü mukayese ediyoruz. Bunun neresi güzel?"

"İstanbul'da iki şeyi bilen insan için güzel hiç bir şey yok. O da eskiyi bilmek ve yurtdışını bilmektir. Biliyorsanız, bedbahtsınız… Bunları bilmiyorsanız, sizden mutlusu yoktur. Şurada iki adım ötede, Bulgar sınırından sonra ağaçlar yolun iki yanında yemyeşil bir tünel yapmış, o tünelin içinden geçiyorsunuz. Bunu gördükten sonra insan yine de mutlu olabiliyorsa iyi…

Biz her yıl bir şey kaybediyoruz. Ben şöyle özetliyorum; Türkiye'de Doğu gitti, Batı da gelmedi… Doğu neydi; hatır, gönül, saygıydı … Batı neydi; yasa, örgüt, organizasyon… Bunun yerine bin türlü dejenere olmuş alışkanlık geldi…"

Gülersoy, İstanbul depreminden önce yapılan çalışmaları malesef pek gerçekçi bulmuyor…

Çelik Gülersoy
Röportaj :Meltem Özgün

Bu röportaj : 25.04.2007 tarihinde yapılmıştır

 

  röportaj  

Çelik Gülersoy >
Kelime:
 
 
Ekim 2017
 
Pzr
Pts
Sal
Çrs
Prs
Cum
Cts
 1
 2
 3
 4
 5
 6
 7
 8
 9
 10
 11
 12
 13
 14
 15
 16
 17
 18
 19
 20
 21
 22
 23
 24
 25
 26
 27
 28
 29
 30
 31
    
       
Tarihi seç, etkinliği gör!..