|
Senaryoyu yazıp bitirdikten sonra filmin pratik çekim sürecine
geçtiğinizde, filmi olabildiğince kafanızda uygun biçimde
çekmek için özel bir çaba gösterir misiniz yoksa sürprizlere
şartların getirdiği şeylere açık mısınızdır?
Açığım. Bunun doğal bir çalışma biçimi olduğuna inanıyorum.
Ben her an yeniden tanımlıyorum üstünde çalıştığım şeyi. Yazım
esnasında da çekim esnasında da hatta çekim sonrası işlemlerde
de filmin kendisine müdahale etmeye çalışıyorum. Ama tüm bu
değişim süreçleri esnasında ortak bir şeylerin sabit kalmasına
da çalıştığım oluyor. Nedir o: Beni bu filmi yapmaya iten
o ilk çocuksu biçimini senaryonun, korumaya çalışıyorum.
"Ben
filmlerimi zenginleşmek, değişmek için yapıyorum"
Filmde Temel'in başını çektiği barış girişimlerine hafif
bir ironiyle yaklaşıyorsunuz anladığım kadarıyla? Bu çabaları
biraz da boşuna mı buluyorsunuz..
Orada, barış enstalasyonlarına hafif bir ironiyle yaklaştığım
doğru, ama filmin bütününe baktığımda barış girişimlerini
yürüten adamlara karşı filmin kendisi ciddi bir saygı ilişkisi
içindedir. Filim barış yanlısı bir filmdir. Bunu söylemeye
çalışıyorum. Barışı isteyen, barışı savunan bir filmdir, ama
bu filmin içinde barış girişimlerinde bulunan karakterlerden
birine ironik yaklaşılmıştır.
Bir de filmler devletler yok sadece insanlar var...
Bu da istenen bir şeydir benim için çünkü şu ana kadar devletler
taradından çevirilen işlerin haberleri geldi buralara, ordaki
insanların gözünden, gözlüklerinden bir film yapmak istedim..
Siz de Kıbrıs'ta doğmuş, sözünü ettiğiniz acılara teğet
geçmiş birisiniz.. Kıbrıs hakkında böyle bir film yapmak sizi
değiştirdi mi? Filmleriniz sizi değiştirir mi?
Ben filmlerimi zenginleşmek için yapıyorum. Bundan başka
benimle birlikte, filmlerimi seyreden insanların da zenginleşmesini
bekliyorum naçizane.. Hem kendimi değiştirmeye hem de başkalarını
değiştirmeye çalışıyorum bu da benim sinema sanatından niye
zevk aldığımı açıklamaya yetiyor sanırım..
|