Istanbul - Röportaj - Hüseyin Köroğlu
 biggfootball  biggshop
   
şehir rehberi
 
kültür-sanat
Konserler
Etkinlikler
Sinemalar
Tiyatrolar
Opera&Bale
Sergiler
Fuarlar
Kurslar
yeme-içme
En İyiler
Gözde Mekanlar
Kahvaltı-Brunch
Balık Mekanları
Gece Rehberi
Restoran Arama
Cafe-Bar Arama
gezi
Boğaz Tekne Turları
Yakın İstanbul
Semtler
Eski İstanbul
Konaklama
hobi&spor
Spor Merkezleri
Spor
Yüzme Havuzları
Yaz Okulları
Boğaziçi Hayvanat Bahçesi
röportaj
Yüksek Sadakat
Ayşenur Yazıcı
Hüseyin Köroğlu
Tuncay Takmaz
Dervis Zaim
Ömer Albayrak
Çelik Gülersoy
Bulutsuzluk Özlemi
Mario Levi
Sunay Akın
Sultana
Tüm liste...
alışveriş
Haberler
Alışveriş Merkezleri

:2

Anadolu turnelerinde gittiğiniz bölgelerdeki insanımızın tiyatromuza ve oyunlarınıza yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz ?

Çok büyük bir ilgi gösteriyorlar. Sevgi seli ile sarıp sarmalıyorlar bizi. Anadolu misafirperverliğini her an hissedersiniz oralarda. Nedense ayrılırken garip bir hüzün kaplar içimi hep.

Çoğu yerde bulamayacağınız, hesapsız verilen saf sevgiler çarpar sizi. Kentlerde komşumuzu bile tanımadığımız dönemleri yaşıyoruz, anlayacağınız bizler de etkileniyoruz bu sevgi selinden.

Bakınız, benim inandığım bir gerçek var, toprakla uğraşmış insanlardan, genelde kötülük gelmez. Toprak insanın negatif duygularını pozitife çevirir.

Sarıp sarmalar toprak insanı. Farkında iseniz büyük şehirlerde toprak yok ayaklarımızın altında. Beton var. Dolayısı ile insanlar da beton gibi oluyor.

Tiyatro sanatçısı Şenay Saçbüker ile evlisiniz. Aynı meslekten bir insan ile evliliğin size göre artıları nelerdir ?

Ben başka türlüsünü düşünemiyorum zaten. Bizim hayatımız o kadar anormal ki, bir oyuncuyu, ancak bir oyuncu anlayabilir. Ne gecemiz var, ne gündüzümüz; ne cumartesimiz var, ne pazarımız.

Topluma göre ters yaşayan insanlarız biz. Onlar akşam üzeri işten eve dönerler, biz tiyatroya oyun oynamaya gideriz. Onlar sabah işe giderler, biz sabaha kadar süren çekim bitmiştir, yarı uykulu ve yorgunluktan bitmiş bir şekilde eve ulaşmaya çalışırız.

Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Bu hayatı, aynı meslekten olmayan kaç insan kabul edebilir ki? Bu arada, Şenay’a da haksızlık etmiş olmayayım. O benim için çok değerli, her zaman benim canım SEVGİLİM o, öyle de olmaya devam edecektir.

Biz hayatı birlikte kurduk, birbirimizi birlikte büyüttük, yani emek verdik birbirimize. Bu güne kadar paylaştığımız bir ömür var. Şenay benim diğer yarım gibi. Eş ruhum diyebilirim. Evlilikte bence şans çok önemli. Ben çok ŞANSLIYIM.

İnternet sitesi bulunan ender sanatçılarımız arasındasınız. Kendi adınıza bir internet sitesi kurma fikri nasıl ortaya çıktı?

Yıllar önce kendim bir site oluşturdum, baktım olmuyor profesyonel arkadaşlar ile onlaştım ve www.huseyinkoroglu.com sitesini hayata geçirdik. Ben normal hayatta ne konuşuyorsam, neleri savunuyorsam; sanata, hayata nasıl bakıyorsam sitemde de bütün bu görüşler var.

Biliyorsunuz söz uçup gidiyor ama yazılanlar sonsuza dek kalıyor. Çağın gereklerine uyma adına, nerede durduğumu, nasıl bir insan olduğumu gösterme adına, düşündüklerimi, yaşadıklarımı yazacağım bir alanım olsun diye açtım siteyi. Çok da memnunum. Kendimi ifade edebileceğim bir alanımın olması çok keyifli bence.

Çağımızın en önemli ve hızlı iletişim sistemi olan internet ile aranız nasıl ? İnternette en çok gezindiğiniz siteler hangileri ?

Takdir edersiniz ki, bu ülkede kendi sitesini açan, hatta ülkede sadece beş yüz kişide bilgisayar varken, bilgisayar kullanan biri olarak, interneti çok sıkı bir şekilde kullanıyorum. DOS sistemi ile çalışırdı bilgisayarlar, WİN yazıp girerdik sisteme. Doğru kullanıldığı zaman da çok faydalı.

Biliyor musunuz, yapılan bir araştırmaya göre, bilgisayar kullanan kişiler, kullanmayanlara göre daha faal insanlarmış. Üstelik, iddi edildiğinin aksine, daha çok yüz yüze görüşüyorlarmış. Genelde sanat sitelerini ve gazeteleri daha çok takip ediyorum.

İnternetteki Ekşi Sözlük’te sizin için “magazin programlarında görmenin mümkün olmadığı gerçek sanatçı” tanımlaması yapılmış. Bu yorum için neler söylemek istersiniz ?

Kim yazmışsa çok teşekkür ederim. Doğru, bunun için özen gösteriyorum. İstesem ben de zamanında magazin programlarına çıkabilirdim. Ama artık tanıdılar beni, üstüme gelmiyorlar.

Magazinciler kimin ne olduğunu gayet iyi biliyor. O programlara kim çıkmak istiyorsa onlar çıkıyor, kim çıkmak istemiyorsa da onlar çıkmıyor. Ne yazık ki ülkemizde bu programlara çıkanlar daha değerli imiş gibi gösteriliyor.

Bu programlara bakarsanız da, ülkemizde topu topu 20-30 sanatçı var, gerisini boş verin gitsin. Abuk subuk davranan, toplum ahlakını ayaklar altına alan, kavga eden, aldatan, dedikodu yapan daha çok televizyonlarda rol alıyor, üstelik fiyatını da ikiye katlıyor.

Ama, sadece televizyonda varlar, gerçek sanat olan tiyatro, opera bale, heykel resim gibi sanat alanlarına giremiyorlar. Sonra da çıkıp, insanlara örnek olmaktan bahsediyorlar, adlarına dergiler çıkarılıyor. Evet, böyle yalan bir dünyada yaşayıp gidiyoruz işte.

Bizler de bu sisteme karşı direniyoruz. Dünyanın hiç bir yerinde gerçek sanatçıları dedikodu programlarında göremezsiniz. Eminim sokakta yanınızdan geçseler bile tanımazsınız. Çünkü onlar yaptıkları ile, ürettikleri ile var oluyorlar, dedikodular ile değil. Ben ve benim gibiler de kendi kozalarımızın içinde, insanca yaşayıp gidiyoruz işte. Başımız dik ve onurlu bir şekilde.

<...1

:3...>