|
Anadolu turnelerinde gittiğiniz
bölgelerdeki insanımızın tiyatromuza ve oyunlarınıza
yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz ?
Çok büyük bir ilgi gösteriyorlar.
Sevgi seli ile sarıp sarmalıyorlar bizi. Anadolu
misafirperverliğini her an hissedersiniz oralarda.
Nedense ayrılırken garip bir hüzün kaplar içimi
hep.
Çoğu
yerde bulamayacağınız, hesapsız verilen saf sevgiler
çarpar sizi. Kentlerde komşumuzu bile tanımadığımız
dönemleri yaşıyoruz, anlayacağınız bizler de etkileniyoruz
bu sevgi selinden.
Bakınız, benim inandığım bir gerçek
var, toprakla uğraşmış insanlardan, genelde kötülük
gelmez. Toprak insanın negatif duygularını pozitife
çevirir.
Sarıp sarmalar toprak insanı.
Farkında iseniz büyük şehirlerde toprak yok ayaklarımızın
altında. Beton var. Dolayısı ile insanlar da beton
gibi oluyor.
Tiyatro sanatçısı Şenay Saçbüker
ile evlisiniz. Aynı meslekten bir insan ile evliliğin
size göre artıları nelerdir ?
Ben başka türlüsünü düşünemiyorum
zaten. Bizim hayatımız o kadar anormal ki, bir
oyuncuyu, ancak bir oyuncu anlayabilir. Ne gecemiz
var, ne gündüzümüz; ne cumartesimiz var, ne pazarımız.
Topluma göre ters yaşayan insanlarız
biz. Onlar akşam üzeri işten eve dönerler, biz
tiyatroya oyun oynamaya gideriz. Onlar sabah işe
giderler, biz sabaha kadar süren çekim bitmiştir,
yarı uykulu ve yorgunluktan bitmiş bir şekilde
eve ulaşmaya çalışırız.
Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Bu
hayatı, aynı meslekten olmayan kaç insan kabul
edebilir ki? Bu arada, Şenay’a da haksızlık etmiş
olmayayım. O benim için çok değerli, her zaman
benim canım SEVGİLİM o, öyle de olmaya devam edecektir.
Biz hayatı birlikte kurduk, birbirimizi
birlikte büyüttük, yani emek verdik birbirimize.
Bu güne kadar paylaştığımız bir ömür var. Şenay
benim diğer yarım gibi. Eş ruhum diyebilirim.
Evlilikte bence şans çok önemli. Ben çok ŞANSLIYIM.
İnternet sitesi bulunan ender
sanatçılarımız arasındasınız. Kendi adınıza bir
internet sitesi kurma fikri nasıl ortaya çıktı?
Yıllar önce kendim bir site oluşturdum,
baktım olmuyor profesyonel arkadaşlar ile onlaştım
ve www.huseyinkoroglu.com sitesini hayata geçirdik.
Ben normal hayatta ne konuşuyorsam, neleri savunuyorsam;
sanata, hayata nasıl bakıyorsam sitemde de bütün
bu görüşler var.
Biliyorsunuz söz uçup gidiyor
ama yazılanlar sonsuza dek kalıyor. Çağın gereklerine
uyma adına, nerede durduğumu, nasıl bir insan
olduğumu gösterme adına, düşündüklerimi, yaşadıklarımı
yazacağım bir alanım olsun diye açtım siteyi.
Çok da memnunum. Kendimi ifade edebileceğim bir
alanımın olması çok keyifli bence.
Çağımızın en önemli ve hızlı
iletişim sistemi olan internet ile aranız nasıl
? İnternette en çok gezindiğiniz siteler hangileri
?
Takdir edersiniz ki, bu ülkede
kendi sitesini açan, hatta ülkede sadece beş yüz
kişide bilgisayar varken, bilgisayar kullanan
biri olarak, interneti çok sıkı bir şekilde kullanıyorum.
DOS sistemi ile çalışırdı bilgisayarlar, WİN yazıp
girerdik sisteme. Doğru kullanıldığı zaman da
çok faydalı.
Biliyor musunuz, yapılan bir araştırmaya
göre, bilgisayar kullanan kişiler, kullanmayanlara
göre daha faal insanlarmış. Üstelik, iddi edildiğinin
aksine, daha çok yüz yüze görüşüyorlarmış. Genelde
sanat sitelerini ve gazeteleri daha çok takip
ediyorum.
İnternetteki Ekşi Sözlük’te
sizin için “magazin programlarında görmenin mümkün
olmadığı gerçek sanatçı” tanımlaması yapılmış.
Bu yorum için neler söylemek istersiniz ?
Kim
yazmışsa çok teşekkür ederim. Doğru, bunun için
özen gösteriyorum. İstesem ben de zamanında magazin
programlarına çıkabilirdim. Ama artık tanıdılar
beni, üstüme gelmiyorlar.
Magazinciler kimin ne olduğunu
gayet iyi biliyor. O programlara kim çıkmak istiyorsa
onlar çıkıyor, kim çıkmak istemiyorsa da onlar
çıkmıyor. Ne yazık ki ülkemizde bu programlara
çıkanlar daha değerli imiş gibi gösteriliyor.
Bu programlara bakarsanız da,
ülkemizde topu topu 20-30 sanatçı var, gerisini
boş verin gitsin. Abuk subuk davranan, toplum
ahlakını ayaklar altına alan, kavga eden, aldatan,
dedikodu yapan daha çok televizyonlarda rol alıyor,
üstelik fiyatını da ikiye katlıyor.
Ama, sadece televizyonda varlar,
gerçek sanat olan tiyatro, opera bale, heykel
resim gibi sanat alanlarına giremiyorlar. Sonra
da çıkıp, insanlara örnek olmaktan bahsediyorlar,
adlarına dergiler çıkarılıyor. Evet, böyle yalan
bir dünyada yaşayıp gidiyoruz işte.
Bizler de bu sisteme karşı direniyoruz.
Dünyanın hiç bir yerinde gerçek sanatçıları dedikodu
programlarında göremezsiniz. Eminim sokakta yanınızdan
geçseler bile tanımazsınız. Çünkü onlar yaptıkları
ile, ürettikleri ile var oluyorlar, dedikodular
ile değil. Ben ve benim gibiler de kendi kozalarımızın
içinde, insanca yaşayıp gidiyoruz işte. Başımız
dik ve onurlu bir şekilde.
<...1
|