|
Yüksek Sadakat'in bugüne kadar olan müzik yolculuğunun
hikayesini çok yerde anlatmışsınızdır mutlaka
ancak bir kez de bizim için anlatır mısınız? Nasıl
bir araya geldiniz?
Grubu kuran şarkı
sözlerini ve besteleri yapan sizsiniz. Neden yola
tek başınıza devam etmediniz?
Kutlu: Kuruluş
hikayesi 9-10 yıl kadar geriye gidiyor aslında.
Ben yazdığım şarkıları daha çok bir grup çatısı
altında değerlendirmeyi uygun buldum. Tek başıma
devam etmememin sebebi; benim bir şarkıyı seslendirebilecek
şarkıcılık potansiyelimin olmasına karşın mükemmeliyetçi
bir tarafım var. Kendi hayatımda bir işin her
zaman en iyisini isterim. Şarkılarımın iyi olduklarına
inancım tamdı ama kendi vokalimin o kadar iyi
olduğuna da inanmıyordum. Ve ben en başından beri
her zaman iyi olduklarına inandığım şarkılarımın
altından hakkıyla kalkabilecek bir vokal olsun
istedim. Bu da benim tamamen mükemmeli arayan
karakterimle alakalı bir durum. Neyse ondan sonra
yavaş yavaş bir araya gelmeye başladık insanlarla.
Tabi zaman içerisinde değişiklikler oldu. Gidenler
gelenler oldu. 2004 yılında Yüksek Sadakat'in
ilk albümündeki kadro bir araya geldi. Ve 2006
Ocak ayında albümü çıkardık. Albüm çıktıktan sonra
Cemil Demirbakan ve Deniz Alemdar gruptan ayrıldı.
Şimdi yeni kadromuzla yolumuza devam ediyoruz.
Grubun
ilk vokalisti Cemil Demirbakan idi. Vokalistin
değişmesi sizin için bir risk oluşturdu mu? Yoksa
Kenan'la böyle bir risk yaşamayacağınızı anlamış
mıydınız?
Kutlu: Hayır,
Cemil'in ayrılması risk oluşturmadı. Kariyerin
ileriki dönemlerinde olsa tabi ki insanların,
vokalistleri ya da diğer grup elemanlarını daha
fazla benimsenme durumları olabiliyor. Ama bizim
gibi özellikle ilk albümden sonra vokal değişiklikleri
olan gruplar olmuştur. İlk albümde Cemil vardı
ve çok iyi bir albüm çıkardık. İkinci de iyi olur
inşallah. Yani ben kendi adıma böyle bir risk
yaşamadığımızı düşünüyorum. Kenan bana göre; şarkılara
kattığı yorumla, sahne enerjisiyle ve pozitifliğiyle
bizim riskli bir değişim yapmadığımızı sağlayacak
bir performans da gösterdi zaten. Ama ben başından
beri her zaman şöyle düşündüm. Bunlar doğal şeyler,
müzikte olabilecek durumlar. Kendimize yakışan
vokali eninde sonunda buluruz. Sanırım olumlu
baktım ve her şey olumlu oldu. Pozitif düşününce
pozitif oluyor galiba.
YANİ ASLINDA BAYA
PİŞMANIM :)
Peki Kenan senin gruba katılman nasıl oldu? Memnun
musunuz - ki mutlaka öyledir. Sizin de kendi gruplarınız
vardı önceden.
Kenan:
Yani aslında baya pişmanım. :)
Evet, profesyonel olarak 1985 yılından bu zamana
sürekli müzik piyasasındayım. Benim de 2000'den
beri uğraştığım kayıtları bitmiş prodüktörde bekleyen
bir albümüm var aslında. Ama netice itibari ile
elinizde bir proje var, bir yere kadar getirdiniz
ama olmuyor. Burada bir seçim yapmak zorundasınız.
Ya bunu birkaç sene daha belirsiz bir şekilde
bekleyerek yaşayacaksınız ya da yaşayan bir şeyin
içinde daha da güzel bir şekle getireceksiniz.
Kendi projemle ilgili olarak ben ikincisini seçtim.
Yüksek Sadakat, zaten çok iyi çalan bir grup.
Belirli bir kitlesi var. Kendi istediğini not
alan ve kayıtlara döken gruplar genelde ikinci
albümü beklerler. Yani ilk albüm kartvizit gibidir.
İnsanlar oy verir ama yine de gardını almış bir
grup hala vardır. "Hadi ikinciyi ya da üçüncüyü
de görelim bakalım çizgi ne olacak" derler.
Gerçekten de bence iş olarak, tanımlanırlık olarak
size geri dönmesi de en az iki ya da üç albümden
sonra olur. Yüksek Sadakat'in ilk albümdeki çıkışı
zaten birçok grubun ikinci ya da üçüncü albümdeki
çıkışlarındaki performansına yaklaşmıştı.
Bana böyle bir teklif geldiği zaman açıkçası benim
ilk düşündüğüm kendi projemi ne yapacağım oldu.
Biraz arada kalır gibi oldum aslında. Ama en başta
konuştuğum noktaya geri dönecek olursak ben hızlı
çalışma temposunu çok seven birisiyim. Dolayısıyla
oturmak ve beklemek hiç benim doğama göre değil.
Kutlu ile tanışıp konuştuk. Sanırım birlikte çalıştığımız
zaman içerisinde grup arkadaşlarıma da bir güven
verdim. Zaten şu an grup beni o kadar meşgul ediyor
ki Eylül'den beri kendi projemin pause tuşuna
basmış gibiyim. Çünkü burada provalarımız oluyor.
Öncelikle ilk albümün parçalarını hazırladık ve
bir süre böyle geçti. Sonra konserler başladı
ve ardından da yeni albüm çalışmaları. Zaten işler
benim de tam sevdiğim, başımı kaşıyacak vaktimin
kalmayacağı şekilde yürüyor. Müzikal olarak da
kesinlikle çok tatmin oluyorum. İkinci albüm çıktığı
zaman grubun benden önceki yapısı ve benden sonraki
yapısını pozitif olarak hissedeceksiniz. Bu tabi
ki benden kaynaklanan bir şey değil. Bizim müzikal
zevklerimiz her an değişiyor. İlk albüm çıktığından
bu yana 1,5 sene geçti. Bu dönemde grup kendi
içinde müziğe bakışlarında bazı gelişmeler yaşadı.
Aslında besteler aynı gruptan ve elden çıkıyor
olmasına rağmen bana göre hem düzenlemelerde hem
yorumlarda hem çalımlarda bugün yaptığım işe daha
yakın. Ve hatta Türkiye'de de kendi tarzında gayet
öncü bir yerde olduğunu da iddia etmek istiyorum.
Yani çok seviyorum parçaları. Kayıtlar da çok
güzel oldu bence. Kısacası ben Yüksek Sadakat'ta
olmaktan mutluyum.
|