|
Kutlu, grubu sen kurdun. Sınıf başkanı da sen
misin? Kararları nasıl alıyorsunuz? Fikir ayrılıklarına
düştüğünüz durumlar oluyor mu?
Kutlu: Sınıf başkanlığı
dememek lazım tabi. Kararları oturup karşılıklı
konuşarak alıyoruz. Ayrıca fikir ayrılıkları her
zaman olur. Bu gibi durumlarda karşılıklı birbirimizi
ikna etmeye çalışıyoruz. Ancak grubumuz öyle çok
rijit insanlardan oluşmuyor. Bu sebeple konuşarak
her şeyi çözebiliyoruz.
Kenan: Zaten tartışmak değil de müzikal anlamda
fikir ayrılıkları yaşanabiliyor. Bunlar da genelde
parçanın bu kısmını şöyle mi çalsak böyle mi çalsak
şeklinde. Mütevazılık geliyor esasında ama o konu
da çok rahatız gerçekten. Yani stüdyoda birbirimizin
ne çalacağına karışmak, "O notayı değil de
abi şunu çal" demek çok hoş değil esasında.
Çünkü kimse çaldığı enstrümanın nasıl çalması
gerektiğini söylenmesini istemez. Yani ben de
vokalime karışılmasından çok hoşlanmam ama,
Ama eleştirilere açıksınız!
Kenan: Eleştiri de dememek
lazım aslında. Sanırım bizim yaptığımız tartışmalar
o parçayı daha iyi nasıl yansıtabiliriz tarzında.
Sonuçta herkes bir şey söylüyor. Sonra onları
çarpıştırıyoruz. Zaten çok öyle fikir ayrılıklarına
da düştüğümüz zamanlar olmadı. Birbirine çok paralel
fikirler gelişiyor. O yüzden de ben çok sıcak
ve samimi buluyorum grubu.
İyi bir grup olmanın sırrı nedir? Ve
bir grubun uzun yıllar dağılmadan bir arada kalabilmesinin
kriterleri arasında grup üyelerinin birbirlerine
duydukları "Yüksek Sadakat" ne kadar
etkilidir?
Kutlu: İyi bir grup olmanın
birçok kriteri var aslında. Grubu oluşturan insanların
müziğe katılımı aynı zamanda gruba ağırlıklarını
da ölçen bir parametredir. Ben ona her zaman inanmışımdır.
Siz kendinizden müziğe katkıda bulundukça gruba
olan sahipliğiniz bağlılığınız da artar. Kendinizi
yansıtamadığınızı düşünüp başka bir yöntem aramaya
çalışırsınız. Görünüşte kendi arzu ettiğiniz türde
bir şeyi yapabileceğiniz başka bir gruba doğru
yol almanız anlamına gelir. Hepimiz ona çok özen
göstermeye çalışırız her zaman. Çünkü tersi olduğu
zaman hem yaratıcılığı bloke etmiş olursunuz hem
de kendi geleceğiniz ile ilgili istikrarı riske
etmiş olursunuz. Yani gerçekten çok yetenekli
birisi olabilir grupta ve mükemmel fikirler hep
ondan çıkıyor olabilir. Fakat biz de öyle çok
aşırı bir durum yok. Birbirimizden farklı bakış
açıları olanlar var ama herkes ortak bir noktada
fikir üretmeyi becerebilen müzisyenler. Zaten
en güzeli budur her zaman.
Özgeçmişlerinize
bakarken aynı yaş grubunda olduğunuzu gördüm.
Özellikle seçilen bir şey mi?
Kutlu: Kendiliğinden olan
bir şeydir. Yani ilk albüm çıktığında mesela davulcumuz
Deniz ve Uğur vardı. Benden 15 yaş küçükler. Deniz
ayrıldı. Uğur hala var fakat gelen arkadaşlar
biraz daha yetişkin insanlar. Mesela; Kenan'da
Cemil'den daha büyük. Deniz'in yerine gelen Alpay'da
38 yaşında. Sonradan kendi içinde bir jenerasyon
dengelenmesi oldu. Bir tek Uğur kaldı genç jenerasyondan.
Ama o da küçük sayılmaz 28 yaşına geldi. Belli
bir yaştan sonra da insanların algıları birbirine
yaklaşmaya başlıyor. 28 yaşındaki insanla 38 yaşındaki
insan arasındaki farklar o kadar da büyük değil.
Ama 20 yaşında olsa fark ediyor tabi. Uğur'u gruba
ilk aldığımda 18 yaşındaydı. Bizim aramızda o
da büyüdü.
Bir röportajınızda amacınızın; "Dünyada
nasıl Amerikan ve İngiliz ekolleri varsa benim
de amacım Türk Rock ekolünün oluşmasına katkıda
bulunmak" demişsiniz. Bu ekolün oluşması
için siz neler yapmayı düşünüyorsunuz ya da yapıyorsunuz?
Kutlu: Yaratmak istiyoruz
derken bu işin misyonerliğini üstlenmek gibi algılanmasın.
Buna öyle demek değil de öyle olması gerekir demek
lazım. Eşyanın tabiatı böyledir. Yani kendi kimliğiniz
sizin doğal bir parçanızdır ya. Eğer o silikse
ve kendini ortalarda çok fazla göstermiyorsa,
bu dünyaya söyleyecek sözünüz yok ise aslında
siz de yoksunuz. Oraya denk gelir bu. Şimdi biz
Türkiye'de doğup büyümüş ve Türk kültürünü doğal
olarak kendi içimizde barındıran müzisyenler olarak
böyle bir şey olması da gerekir. Yani bizim yaptığımız
müziğin kendiliğinden Türk Rock ekolü olarak algılanması
gerekir. Bunu ifade etmeye çalıştım. Bunun için
ne yapmamız gerekiyor dersek bir şey yapmamız
gerekmiyor. Kendimiz gibi olmamız yeterli. Zaten
olay kendiliğinden oraya doğru gider.
|