|
Peki
bu çocukları neden dışlıyoruz?
Medyada çıkan olumsuz haberler
… Bu olumsuz durumlar genellendiği için tüm çocuklar yargısız
infazla karşı karşıya kalıyorlar. Vatandaş olarak bu işi yapan
çocukların - ki onların da yasal yollardan cezası veriliyor
- olaydan sorumlu olduğunu, tüm çocuklara genellenmemesi gerektiğini
idrak etmesi gerekiyor. Bence en önemli bakış açısı bu olmalı:
Bir kamyon şöförü her gün kazalara sebep oluyor, ama tüm kamyon
şöförlerine mal etmiyoruz. Ya da bir doktorun hatasından dolayı
yanlış birşeyler yapabiliyor, o olaydan sadece o doktoru sorumlu
tutuyor, tüm doktorları genellemiyor. Ama aynı duyarlılığı
bu çocuklarda gösteremiyoruz.
Ben kim bu olumsuz olaylara bulaşmışsa
sadece ve sadece o kişinin kanun önünde cezalandırmasından
yanayım. İnsanların bu olaylarda genelleme yapmamaları, yapanlara
karşı da her türlü önlemi almaları, bu çocuklara sevgi ve
saygıyla ve önyargısız yaklaşmalarını tavsiye ediyorum. Bu
işten kurtulmamız için en güzel yolu bu çocuklara sevgi ve
saygıyla sahip çıkarak, bunu sürekli hale getirmek gerekiyor.
Mesela vatandaşlarımız duyarlı olsa her ay 1 milyon bile verseler
bu derneğin gücü akıl almaz boyutlara gelir. Çünkü herşey
parada bitiyor aslında. Böyle kriz dönemlerinde bizim işimiz
daha da zorlaşıyor. Çocuklar artıyor, yardım azalıyor. Destek
kaybediyoruz, insanların inancı kayboluyor.
Üzeyir
Garih Cinayeti'nde yargısız infaz yapıldı!..
Umut Çocukları Derneği'nin çok fazla
çalışması var. Örneğin sokak çalışması...Çocukların ayağına
kadar giderek onları ikna etmeye çalışıyoruz. Onun dışında
Dünya Bankası ile 1999 yılında yaptığımız bir çamaşırhane
projemiz var. 1 yıl onlar bizi desteklediler. 2 yıldır da
derneğimizin özkaynakları ile çamaşırhane görsel medyada yargısız
infaz yapıldı. Bilgiler doğrulanmadan 13 yaşındaki bir çocuğun
bu cinayeti işlediğine dair yargılar herkesin gözü önünde,
medyada, açık oturumlarda yargısız infaz projemiz devam ediyor.
Çocuklara evlerimizde sabah kahvaltısı, öğle yemeği veriyoruz.
Saçlarını kestirip, banyo ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Genel
sağlık sorunlarını çözmeye çalışıyoruz. Eğitim vermeye çalışıyoruz.
Banvit'in bize verdiği destekle, IBM'in iç donanımını kurduğu
22 yataklı bir gece merkezimiz var. Yine Beyoğlu ve çevresinde
18-25 yaş arası gençlere yönelik bir merkezimiz var. Onun
dışında BakırköY'de 40 kişilik Umut Evi'miz var. Onun dışında
devlet ile işbirliği içinde olduğumuz çalışmalarımız var.
En azından halkı bilinçlendirmeye çalışıyoruz.
Bir
de sizin de içinde bulunduğunuz İstanbul Valiliği'nin bir
projesi var. Bu projede ne gibi çalışmalar yapılıyor?
Valiliğin 20 Ağustos 2000 tarihli bir genelge var. 13 Eylül
200 tarihinde okulların açıldığı gün yürürlüğe girdi. Sokakta
çalıştırılan mendil satan, su satan, ayakkabı boyacılığı yapan,
camları silen çocuklarla ile ilgili sorun olduğunda uygulamaları
polis karakolları yapıyor, onlara buradaki polisler müdahale
ediyordu. Hiç hoş olmayan görüntüler oluşabiliyordu. Şimdi
bu genelgeye göre, sokakta çalıştırılan çocukları çocuk polisleri
toplamayacak. Valilikçe oluşturulan bir denetleme grubu var.
Bu denetleme grubunda Valilik'ten, Sosyal Hizmetler Çocuk
Esirgeme Kurumu'ndan, psikolog ve pedegoglar, bizim gibi görevli
kuruluşların elemanları ve çocuk dostu kişiler var. Bu grup
sayesinde biz bu çocukları Valiliğin verdiği bir kartla zaman
zaman sokak çalışması yapıyoruz. Çocukları Koruma Şubesi yeni
adıyla Çocuk Polisi'nden iki görevli sivil giyimli arkadaş
da bu grubun güvenliğini sağlıyor. Bu grup sokakta çalıştırılan
çocuklara müdahale ediyor.
|