|
Habercilik
Mesleği ve
Biz Haberciler
|
TRT döneminden itibaren bizler haberin mutfağında olduk. Haberi yazma, haberi toparlama, hatta haberin montajına müdahale etme sürecinin içindeydik. Ben son 1-2 yıldır biraz daha mutfaktan uzakta çalışıyorum. O da özel nedenlerden, ama bu haberin içinde değilim anlamını taşımıyor. Mutfağın biraz dışındayım. Dışındayım derken bu haberi şöyle kullanalım. Bu birinci haber olsun, bu ikinci haber olsun sürecine çok müdahale etmiyorum.
Adı anchorman, anchorwoman ne olursa olsun bugün ekrana çıktığımızda hepimiz aynı işi yapıyoruz. Ama farklı tonlarda yapıyoruz ve farklı kişilikler altında yapıyoruz. Bugün Türkiye'deki habercileri kategorize etmek istemem. Kategorize edersem ister istemez bir polemik doğacak, spekülasyona neden olacak.
Seyirci işin mutfağını görmüyor. Ali Kırca'nın haberi, Reha Muhtar'ın haberi, Gülgün Feyman'ın haberi, Defne Samyeli'nin haberi diye izliyor ve izlediği sunucuları bir yere oturtuyor. Zaten baktığınız zaman haberler arasında çok büyük farklılıklar söz konusu değil. İzleyici kendine göre onun söylediği habere daha çok inanıyorum, şunun söylediği habere daha az inanıyorum. Bu daha ciddi bir haber sunucusu diye kendi kafasında bir yere oturtuyor.
Ali Kırca hem haberini sunuyor, hem haber merkezini yönetiyor. Hem yönetmek, ondan sonra yöneticilik işini o noktada bitirip ekrana oturup haberini sunmak, tekrar yöneticiliğe dönmek mi doğru, yoksa yönetilmekte olan bir haber merkezinin elemanı olup haberin içinde olup mutfağında çalışıp o yönetim içinde koltuğa oturup sunmak mı doğru, aslında tartışmak lazım.
Bu iş için özel olarak yetiştirilmiş insanların haber formasyonu ister istemez olacaktır. Öyle ya, haber bültenine her oturuşta bir saatlik süre içinde 50-60 tane haber okuyorsunuz. 50-60 tane haberin cümlesiyle burun burunasınız, Türkçesiyle, kelimesiyle bilgisiyle, olaylarla içiçesiniz. Onun için hepsini tartışmak lazım diye düşünüyorum. Ben 22 yıllık süre içinde kendi tarzımı bugüne taşıdım. Kendi tarzımdan ödün vermedim, vermem de.
Güzellik yarışmalarına girmiş birçok hanım "iyi bir haber spikeri" olmak istediklerini söylüyorlar. Bu mesleğin ölçüsü 90-60-90 değil. Bu mesleğin ölçüsü, hilal kaş, badem göz, sırma saç değil. Bugüne kadar büyük bir sevgiyle taşıdığım bu mesleğimin ölçüsü: İyi bir eğitim, dünyaya bakış, dünyayı hazmetme, olayları değerlendirme, sebep-sonuç ilişkisini bilme, çok okuma, yani kültür. Onun için çok eğleniyorum, çok gülüyorum bunları görünce.
Zaten "iyi bir haber spikeri" de olamıyorlar. Bir-iki örnek dışında olabilmiş değiller. Onlar da eğitimlerini çok iyi tamamlamış iki genç hanım. Onun için güzellik yarışmalarına girenlerin haberciliğe özenmemelerini öneriyorum. Hem çok güzel, hem birikimi var, hem iyi bir Türkçe'ye sahip, diline vakıf. Tamam bu mesleği yapabilir belki o da öğrenerek, çalışarak, öyle paldır küldür "al sana mikrofon" deyince bu iş yapılamaz
.
Televizyonlarda genç program sunucularına bakıyorum. Aman allahım ne boş laflar, ne boş konular, bilgisiz birikimsiz... Bir de şu "canlarım benim" sözü beni çıldırtıyor. Öğresinler tadından geçilmez. Hem güzel, hem diline vakıf, hem bilgili konuşuyor… Fakat öğrenmiyorlar, öğrenmek için hiç hevesleri yok. Çünkü kabul görmüşler.
Dış görünüşe gelince: Elbette bir kadın sunucunun mutfakta bulaşıklarını bırakmış da arada haber sunmaya gelmiş gibi bir kılıkla ekrana çıkması hoş değil. Modayı sonuna kadar takip etmesi de hoş değil, çünkü çok uç çizgiler olabilir. Ortalama bir kararla ne çizgilerin gerisinde kalmalı ne de çok önünde olmalı. Temiz, bakımlı, kendinden emin, seyirciye saygılı bir edayla sunmasıdır aslolan. Erkek sunucu için de aynı şey geçerli.
Biz kadın haber sunucularının bazı avantajları var. Saçımızın rengiyle oynama şansımız var, rujumuzun rengini değiştirme şansımız var, makyajımızla oynama şansımız var. Bunlar da seyirci üzerinde etkisi olan, küçük detaylar diye düşünüyorum.
Haber spikerliği görevi dünya durdukça yapılacak bir iştir diye düşünüyorum. Televizyonun icadından bugüne kadar haberleşme o kadar hızlandı, o kadar büyük bir ağ kuruldu ki. Bu meslek hiçbir zaman ölmeyecek, kuvvetli ellerde her zaman ışıltısını taşıyacak.
|