Istanbul - Röportaj - Gülgün Feyman
 biggfootball  biggshop
   
şehir rehberi
 
kültür-sanat
Konserler
Etkinlikler
Sinemalar
Tiyatrolar
Opera&Bale
Sergiler
Fuarlar
Kurslar
yeme-içme
En İyiler
Gözde Mekanlar
Kahvaltı-Brunch
Balık Mekanları
Gece Rehberi
Restoran Arama
Cafe-Bar Arama
gezi
Boğaz Tekne Turları
Yakın İstanbul
Semtler
Eski İstanbul
Konaklama
hobi&spor
Spor Merkezleri
Spor
Yüzme Havuzları
Yaz Okulları
Boğaziçi Hayvanat Bahçesi
röportaj
Murat Makar
Yüksek Sadakat
Ayşenur Yazıcı
Hüseyin Köroğlu
Tuncay Takmaz
Dervis Zaim
Ömer Albayrak
Çelik Gülersoy
Mehmet Ali
Bulutsuzluk Özlemi
Ceyhun Yılmaz
Yusuf Ahmet Kulca
Başaran Ulusoy
Mario Levi
Sunay Akın
Tüm liste...
alışveriş
Haberler
Alışveriş Merkezleri
İş Deyince...
10 yıldan fazla bir zamandır İstanbul'da oturuyorum. İstanbul'u çok seviyorum. Ne zaman seviyorum, akşamın gölgesi İstanbul'un üstüne düştüğü zaman, biraz daha ortalıktan el etek çekildiği zaman, biraz daha denizin şıpırtısını duyabilecek hale geldiği zaman İstanbul'un sessizliği… İstanbul'u seviyorum.

İstanbul'un eski mahalleleri bir ara restore edilmişti Çelik Gülersoy tarafından.
Şimdi bilmiyorum artık ne haldeler, kıyamıyorum gidip bakamıyorum. Oralarda gezmeyi severdim. İstanbul'un eski yerlerini daha çok seviyorum.

Hal'ini seviyorum, Balık Pazarı'nı seviyorum. Oralarda dolaşmak çok keyifli geliyor bana. Balık Pazarı'nda çok güzel lokantalar var. Balık Pazarı'na giriyorsunuz biraz ileride camii var. Balık Pazarı'nın içinden kiliseye giriyorsunuz, öbür taraftan sinagoga. Bütün renklerini bir arada görebiliyorsunuz İstanbul'un. Oraların kokusunu seviyorum. Evimi seviyorum, çocuklarımı seviyorum Yeşille suyun kavuştuğu yerleri seviyorum.

24 saat balık yiyebilirim. Deniz kıyısındaki balıkçıları seviyorum. O çok özene bezene yapılmış balık lokantalarını değil, özentisiz yapılmış temiz ve lezzetli yemek veren balık lokantalarını. Kavaklar çok güzel o anlamda. Bizim eski meyhanelerimiz var. Onlardan biri de Süheyla'dır. Süheyla'ya gitmeye bayılırım. Süheyla çok zarif bir hanımdır.

Gürültülü yerleri sevmiyorum. Bundan 7-8 sene önce harekete bayılırdım. Yemek yiyeyim, oradan bir yere gideyim arkadaşlarımla birlikte dans edeyim. Ama şimdi bakıyorum o başka bir arzuymuş, başka bir istekmiş. Aman Allahım ben oralara nasıl gittim, o gürültünün içine nasıl girdim diyorum. O belki de öyle bir deşarj arzusuymuş. Şimdi daha sakin, daha oturup konuşabileceğim yerleri tercih ediyorum. Kalabalık olamayan, gürültünün patırtının olmadığı yerleri seviyorum. Bir de herkesin gittiği yerleri sevmiyorm artık.