Türkiye Radyo Televizyon Kurumu tarafından spikerlerin konumu belirlenmiş, yetkileri belirlenmiş, haber yöneticilerinin yetkileri belirlenmiştir. Dolayısıyla bir haber nedeniyle kurum için dava açılacak olursa, spiker ifade vermeye gitmez. Özel televizyonlarda ise durum çok farklı. Henüz bu yasalar doğru şekilde çıkarılmadı. Spikerlerin görevi çok iyi sınırlandırılmadı. Canı isteyen dava açtığında spiker de gidiyor. Mahkemeye gidiyoruz "bu haberi niye okudun?" diye soruyorlar, sorumlusu var bana verildi ben de okudum diyorum ve çıkıyorum.
Spikerin "ben bu haberi okumam" deme hakkı yoktur. Okur. Ancak ne zaman okumaz. Anayasaya, yasalara aykırı bir haber metni, devletin, milletin bölünmez bütünlüğüne zarar verecek bir haber metni olduğu zaman spiker "ben bunu okumam" diyebilir.
Gelelim müstehcenliğe. Zaman zaman yaşıyoruz: Kocasına kızıyor, cinsel organını kesiyor, şimdi bunun bilimsel adı biliyoruz ki, "penis". Ama televizyonda özellikle bir kadın haber spikerinin ağzından bunun bilimsel adının söylenmesi ne dereceye kadar doğru sorusunu yöneltiyorum kendime ve orada kendi denetim süzgecimi kullanıyorum. Bu işi yapa yapa süzgeciniz doğal olarak devreye giriyor.