Istanbul - Röportaj - Mario Levi
 biggfootball  biggshop
   
şehir rehberi
 
kültür-sanat
Ramazan Özel
Konserler
Etkinlikler
Sinemalar
Tiyatrolar
Opera&Bale
Sergiler
Fuarlar
Kurslar
yeme-içme
En İyiler
Gözde Mekanlar
Kahvaltı-Brunch
Balık Mekanları
Gece Rehberi
Restoran Arama
Cafe-Bar Arama
gezi
Boğaz Tekne Turları
Yakın İstanbul
Semtler
Eski İstanbul
Konaklama
hobi&spor
Spor Merkezleri
Spor
Yüzme Havuzları
Yaz Okulları
Boğaziçi Hayvanat Bahçesi
röportaj
Murat Makar
Yüksek Sadakat
Ayşenur Yazıcı
Hüseyin Köroğlu
Tuncay Takmaz
Dervis Zaim
Ömer Albayrak
Çelik Gülersoy
Mehmet Ali
Bulutsuzluk Özlemi
Ceyhun Yılmaz
Yusuf Ahmet Kulca
Başaran Ulusoy
Mario Levi
Sunay Akın
Tüm liste...
alışveriş
Haberler
Alışveriş Merkezleri
<..2
1 2 3 4 5

Ben İstanbulsuz olamıyorum.

Ben uzun bir süre İngiltere'de yaşadım. Kısa bir dönem Fransa'da yaşadım. Avrupa'da bir çok şehri gördüm. İsrail'de yaşadım biraz. Bir çok şehri gördüm, sürekli olarak İstanbul'a dönmek istedim. İstanbul'da beni hep çeken bir şeyler vardı. Kendimi hep İstanbul'a ait hissettim. Benim İstanbul'la bağım, İstanbul ile ilişkim bir tutku ilişkisidir.

Ben İstanbulsuz olamıyorum. İstanbul'dan nefret ediyorum, İstanbul'u çok da seviyorum. Peki neden bu tutku, neden bu İstanbul aşkı? Çünkü beni ben yapan İstanbul; çünkü İstanbul benim çocukluk dünyam. İstanbul benim gençlik dünyam; İstanbul suyunu içtiğim yer; İstanbul duygusunu bildiğim bir yer. En önemlisi İstanbul'un dilini konuşuyorum.

Benim vatanım Türkçe!..

Bir dil her şeyden önce toplumun kimliğidir. Herşeyden önce dilini yitiren bir millet, bir ulus, yok olmaya mahkumdur. Bunu büyük bir tehlike olarak görüyorum. Bu yüzden Türkçe'ye de bir takım insanlarıma olduğu gibi militanca sahip çıkıyorum.

İstanbul'un dilleri var. Ben biraz da o dilleri keşfetmeye çalışıyorum. Bunu yaparken kendimi en iyi ifade edebildiğim dil Türkçe. Kendimi var edebildiğim için bunu hep söylüyorum. Her yerde her söyleşide ifade etmeye çalıştığım bir duygu bu; benim vatanım Türkçe!.. Liselere davet edildiğimde bütün davetleri kabul ediyorum.
Bu konuya dikkati çekmek, yeni yeni kimliğini bulma arayışı içinde olanlara dil açısından bir şeyler verebilmek için mutlaka katılıyorum. Okulda derslerimi İngilizce yapabileceğim halde özellikle Türkçe yapıyorum. Çünkü ben Türkiye'de öğretim dilinin Türkçe olması gerektiğine inanıyorum. Ne yazık ki Türkiye'de bu konuda eğitim sistemimiz ve içinde bulunduğumuz farklı durumlar bizi gittikçe yozlaşan bir Türkçe'ye götürüyor. Yozlaşan bir Türkçe'ye götürüyor da iyi bir İngilizce'ye götürüyor mu? Hayır. Okullardaki İngilizce ile iyi İngilizce öğrenilmesine imkan yok.

İstanbulluluk bilinci ; İstanbul'a sahip çıkmayı bilmek!..

Ben 500 yıldır İstanbul'da yaşayan bir ailenin çocuğuyum. Dolayısıyla benim diyen birçok İstanbulludan daha İstanbullu olduğum söylenebilir. Buna rağmen İstanbul göç aldı, İstanbul bozuldu diyenlerden de değilim. Bunu söylemeye hiç birimizin hakkı yok. Çünkü İstanbul'un gerçeği, bugün dünyadaki az gelişmiş ülkedeki ya da gelişme yolunda olan ülkedeki birçok büyük şehrin de gerçeği aynı zamanda.

Önemli olan İstanbulluluk bilinci, yani İstanbul'a sahip çıkmayı bilmek. Çünkü yıllardır en çok şu söylendi başka şehirden gelenlere: "Başka İstanbul yok". Gerçekten öyle başka İstanbul yok. Bu yüzden benim en çok karşı çıktığım biz farklı kültürlerle İstanbul'da yaşayacağız. Birbirimizi daha yakından tanıyacağız, birbirimizle yaşamayı öğreneceğiz. Ama bütün bunların yanısıra bitirmememiz gereken tek ders bu şehrin bizim şehrimiz olduğu ve bu şehre sonuna kadar sahip çıkmamız gerektiği. Eğer gerçekten başka bir İstanbul olmadığının bilincine varırsak, o zaman sorunlarımızın da üstesinden gelebilecek bir hale geliriz. Ama ben bir çok insanın bu bilince sahip olmadığını gördüğüm için üzülüyorum.

1 2 3 4 5
:4...>