|
Ben
İstanbulsuz olamıyorum.
Ben uzun bir süre İngiltere'de
yaşadım. Kısa bir dönem Fransa'da yaşadım. Avrupa'da bir çok
şehri gördüm. İsrail'de yaşadım biraz. Bir çok şehri gördüm,
sürekli olarak İstanbul'a dönmek istedim. İstanbul'da beni
hep çeken bir şeyler vardı. Kendimi hep İstanbul'a ait hissettim.
Benim İstanbul'la bağım, İstanbul ile ilişkim bir tutku ilişkisidir.
Ben İstanbulsuz olamıyorum. İstanbul'dan nefret ediyorum,
İstanbul'u çok da seviyorum. Peki neden bu tutku, neden bu
İstanbul aşkı? Çünkü beni ben yapan İstanbul; çünkü İstanbul
benim çocukluk dünyam. İstanbul benim gençlik dünyam; İstanbul
suyunu içtiğim yer; İstanbul duygusunu bildiğim bir yer. En
önemlisi İstanbul'un dilini konuşuyorum.
Benim vatanım Türkçe!..
Bir dil her şeyden önce
toplumun kimliğidir. Herşeyden önce dilini yitiren bir millet,
bir ulus, yok olmaya mahkumdur. Bunu büyük bir tehlike olarak
görüyorum. Bu yüzden Türkçe'ye de bir takım insanlarıma olduğu
gibi militanca sahip çıkıyorum.
İstanbul'un dilleri var. Ben biraz da o dilleri keşfetmeye
çalışıyorum. Bunu yaparken kendimi en iyi ifade edebildiğim
dil Türkçe. Kendimi var edebildiğim için bunu hep söylüyorum.
Her yerde her söyleşide ifade etmeye çalıştığım bir duygu
bu; benim vatanım Türkçe!..
Liselere davet edildiğimde bütün davetleri kabul ediyorum.
Bu konuya dikkati çekmek, yeni yeni kimliğini bulma arayışı içinde olanlara dil
açısından bir şeyler verebilmek için mutlaka katılıyorum. Okulda derslerimi İngilizce
yapabileceğim halde özellikle Türkçe yapıyorum. Çünkü ben Türkiye'de öğretim dilinin
Türkçe olması gerektiğine inanıyorum. Ne yazık ki Türkiye'de bu konuda eğitim
sistemimiz ve içinde bulunduğumuz farklı durumlar bizi gittikçe yozlaşan bir Türkçe'ye
götürüyor. Yozlaşan bir Türkçe'ye götürüyor da iyi bir İngilizce'ye götürüyor
mu? Hayır. Okullardaki İngilizce ile iyi İngilizce öğrenilmesine imkan yok.
İstanbulluluk
bilinci ; İstanbul'a sahip çıkmayı bilmek!..
Ben 500 yıldır
İstanbul'da yaşayan bir ailenin çocuğuyum. Dolayısıyla benim
diyen birçok İstanbulludan daha İstanbullu olduğum söylenebilir.
Buna rağmen İstanbul göç aldı, İstanbul bozuldu diyenlerden
de değilim. Bunu söylemeye hiç birimizin hakkı yok. Çünkü
İstanbul'un
gerçeği, bugün dünyadaki az gelişmiş ülkedeki ya da gelişme
yolunda olan ülkedeki birçok büyük şehrin de gerçeği aynı
zamanda.
Önemli olan İstanbulluluk bilinci, yani İstanbul'a
sahip çıkmayı bilmek. Çünkü yıllardır en çok şu söylendi başka
şehirden gelenlere: "Başka İstanbul yok".
Gerçekten öyle başka İstanbul yok. Bu yüzden benim en çok
karşı çıktığım biz farklı kültürlerle İstanbul'da yaşayacağız.
Birbirimizi daha yakından tanıyacağız, birbirimizle yaşamayı
öğreneceğiz. Ama bütün bunların yanısıra bitirmememiz gereken
tek ders bu şehrin bizim şehrimiz olduğu ve bu şehre sonuna
kadar sahip çıkmamız gerektiği. Eğer gerçekten başka bir İstanbul
olmadığının bilincine varırsak, o zaman sorunlarımızın da
üstesinden gelebilecek bir hale geliriz. Ama ben bir çok insanın
bu bilince sahip olmadığını gördüğüm için üzülüyorum.
|