Istanbul - Röportaj - Mario Levi
 biggfootball  biggshop
   
şehir rehberi
 
kültür-sanat
Yılbaşı Özel
Konserler
Etkinlikler
Sinemalar
Tiyatrolar
Opera&Bale
Sergiler
Fuarlar
Kurslar
yeme-içme
En İyiler
Gözde Mekanlar
Kahvaltı-Brunch
Balık Mekanları
Gece Rehberi
Restoran Arama
Cafe-Bar Arama
gezi
Boğaz Tekne Turları
Yakın İstanbul
Semtler
Eski İstanbul
Konaklama
hobi&spor
Spor Merkezleri
Spor
Yüzme Havuzları
Yaz Okulları
Boğaziçi Hayvanat Bahçesi
röportaj
Murat Makar
Yüksek Sadakat
Ayşenur Yazıcı
Hüseyin Köroğlu
Tuncay Takmaz
Dervis Zaim
Ömer Albayrak
Çelik Gülersoy
Mehmet Ali
Bulutsuzluk Özlemi
Ceyhun Yılmaz
Yusuf Ahmet Kulca
Başaran Ulusoy
Mario Levi
Sunay Akın
Tüm liste...
alışveriş
Haberler
Alışveriş Merkezleri
 
<..3
1 2 3 4 5


Herkes kendine göre bir İstanbul yaşayabilir!..


İstanbul'un güzelliklerini herkes kendine göre keşfedebilir bence. Benim için İstanbul denizdir; balıktır. Benim için İstanbul, İstanbul'un insana birden bire yeni bir dünyanın kapısını açabilecek sokaklarıdır, çarşılarıdır; çok eski köşeleridir. İstanbul'un kokularıdır, İstanbul'un sesleridir, örneğin İstanbul'un martı sesleridir. Şimdi bütün bunlar İstanbul'da yaşamanın ayrıcalıklarıdır. Bana göre herkes kendine göre bir İstanbul bulabilir, herkes kendine göre bir İstanbul yaşayabilir.

Ben bütün bu güzelliklerinin yanısıra İstanbul'un yemeklerinin çok lezzetli olduğunu söyleyebilirim. Bu da bir ayrıcalıktır. Dünyanın bir çok şehrinde bulamayacağınız kadar çok lezzetli yemeğin, lezzetli sebzenin, meyvenin, ve onlarla yapılan bir sürü yemeğin bulunduğu bir şehirde yaşıyoruz. Ancak İstanbul'da yaşamanın da hiç kolay olmadığını söyleyebilirim. İstanbul pis, düzensiz bir şehir, kolay kolay aşılamayacak trafik sorunu olan bir şehir. Dolayısıyla İstanbul'da yaşamak aslında stresli yaşamak. Ben bütün bunlardan dolayı bir çok Avrupalı'nın İstanbul'da yaşayamayacağını düşünürüm. İstanbul'da yaşamanın artıları ve eksileri de var. Her şeyi bir bütün olarak görürseniz, her şeyi şehrin bir parçası olarak görürseniz rahatlarsınız.

Şehrin yüreğine sık sık yolculuklarım oluyor!..

İstanbul'dan kaçmaya çalıştığım zamanlar oluyor. Böyle bir zamanlarda en iyi sığınabildiğim yerim evim. Kendimi odalarıma kapatıyorum. Odalarımda şehirden getirdiklerimi yazının dünyasına aktarmaya çalışıyorum. İstanbul dışına kaçmak gibi bir projem pek yok benim. Tatillerim ve haftasonları için gittiğim yerler oluyor ama asıl büyük kaçış evde yaşanıyor.

Öte yandan ben bir yazarın sadece evine kapanarak yazabileceğine de inanmıyorum. Şehrin o keşmekeşi, o kaosu mutlaka yaşanmalıdır. Çünkü sığınabileceğim bir adam var. O ada da benim odalarım. O adada istediğim zaman istediğim kadar kalabileceğimi biliyorum. Fakat sık sık şehrin yüreğine, şehrin yüreğine yolculuklarım oluyor. Çünkü oradan her zaman alacaklarımız vardır. Kadıköy Çarşısı'nı, Galatasaray'daki Balık Pazarı'nı, oradaki meyhaneleri bu yüzden severim. Moda Burnu'nda, Beyoğlu'nda, Boğaz'da hem Anadolu yakasında, hem Rumeli yakasında gezmeyi bu yüzden severim. Çünkü şehir orada tüm gücüyle soluk alıp veriyor.

Mario Levi ile İstanbul turu!..

Mario Levi evinden çıkar. Önce Moda'da çay bahçesine gider, orada kahvaltısını eder. Sait Faik'ten kalma bir mirası olabildiğince yaşatma adına çayla birlikte simit yer. Kahvaltısını bitirdikten sonra Kadıköy Çarşısı'na gider ya da vapura biner. Karaköy'e geçer. Karaköy'den Tünel'e çıkar. Beyoğlu'nda biraz gezer, Beyoğlu'nda kitapçılarda bolca bir vakit geçirir. Kendine kitap alır, kendine CD alır. Eğer hala yorgun değilse, hala gücü varsa Taksim'e çıkar. Taksim'den Beşiktaş'a Beşiktaş'tan da birtaksiye "Ortaköy'e çek der". Ortaköy'den eğer hala yorgun değilse Bebek'e kadar uzanmayı isteyebilir. Bebek'te yine yıllardır gittiği Bebek Cafe'de bir çay daha içer. İstanbul'u seyreder.

Akşam çeşitli yerlere gidebilir. Örneğin Beyoğlu'na gidip, eğer arkadaşları varsa Nevizade'de bir yerlere oturup içki içer, yemek yer. Yaz aylarında açıkhavadaki konserlerden birine ya da ikisine mutlaka gider. Hem meyhaneyi sever, hem ayaküstü, hem kebapçılarda, hem de Fransız lokantalarında yemeyi sever. En azından haftada bir kere balık ve adana kebap yemeliyim.

1 2 3 4 5

:5...>