|
Sıradan
bir Best FM dinleyicisiyken
radyo starlığına yükselişin öyküsü!..
Ben çocukken.TRT radyosunda çocuk programları vardı. Sürekli onları dinlerdim.
Okula gitmeden 6 yaşımda okumayı sökmüştüm; bu da Gırgır sayesinde olmuştu. Hasan
Kaçan'ın Corkları vardı, onlar gibi falan konuşuyordum.Yine bir televizyon dizisi
vardı. KGCL diye bir Amerikan radyosunda gece programları yapan "Gece'nin
Sesi " diye bir program vardı. Ben hep ona özenmişimdir. Radyo aşkı ta oralardan
geldi.
Birgün liseden mezun olduktan sonra staj yaptığım iş yerinden ayrılınca dedim
ki ne yapmalıyım? 92 yılıydı. Radyolar da daha yeni açılmış, Best FM deli gibi
dinleniyor. Ben de Arzu Çağlan'ı dinliyorum. Birgün radyoya öylesine bir tanıdığımı
elimde bir kutu baklavayla ziyarete gittim. Emre Erdem'in yanına gelip gitmeye
başladım. Fatih Altaylı'yla da konuştuk. Git gel bakalım ne olacak dedi. Herşey
öyle başladı.
Öteki Türkiye'den değilim.
Her sabah radyoda sayısız gerçekle milyonlarca insana ulaşıyoruz. Ben
öteki Türkiye'den değilim. Bu ülkede yaşayan insanların çektiği sıkıntıları ben
de çekiyorum. O köprüde sıkışıyorsa, trafikte sıkışıyorsa ben de sıkışıyorum.
O emniyet şeridinden gidenlere sinir oluyorsa ben de sinir oluyorum. O insanların
sinirini ben radyodan dillendiriyorum.
Ben düşündüklerimi mizahi bir dille anlatabilme yeteneğine sahibim. Belki sırf
o yüzden insanlar dinliyorlar, seviyorlar. Onlar radyodan söylemek, konuşmak istediklerini
radyodan duyuyor. Kendi aklından geçeni, kendi düşündüğünü, ekonomik sıkıntısını,
Enerji Bakanı'na kızgınlığını, hükümete kızgınlığını... Mutlaka benim konuştuklarımdan
rahatsız olan insanlar da oluyor.Kimisi arar, küfür eder; kimisi aramaz bile ...Böyle
çeşitli tepkiler işte ama genelde olumlu.
Mesajlar
yerine ulaşıyor.
Öğreniyorlar yani. Artık ben emniyet şeridinden gidenlere direkt hakaret ediyorum;
ayı, hayvan, eşek, kazma, zonta falan diye şarkılar çalıyorum ve söylüyorum. Onlara
hitaben söylediğimde ısrarla üzerine basa basa söylüyorum. İddia ediyorum bundan
üç sene öncesinden emniyet şeridinden gidenlerin sayısında acayip azalma var.
O da benim sayemdedir. Bundan bir iki sene önce emniyet şeridinde bir kontrol
yoktu. Artık sivil ekipler var kaldı ki İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden teşekkür
de geldi.
İstanbul yaşanacak yer...
İstanbul yaşanacak yer... Ben başka bir yerde yaşamayı düşünemem. Ben Türkiye'nin
aşağı yukarı bütün illerini gezdim. Ne Ankara, ne İzmir ne Adana ne de diğer büyük
şehirler... Hatta onu bırakalım ; bana göre dünyadaki şehirlerin hiçbiri, İstanbul
gibi değil. Mesela Ankara bir insana dört ay veye beş ay bilemedin bir yıl ilginç
gelebilir ama bir yılın sonunda biter. Ben 25 yıldır İstanbulda yaşıyorum hala
bilmediğim yerleri var. Bir İstanbul'a çok alışmışım. Herşeyine. Düşünsene bir
otele gittiğim zaman Ankara'da cadde tarafındaki odayı istiyorum.Gürültü olmadan
uyuyamıyorum. Yaşadığım semtten dolayı gürültüye o kadar alışmışım ki.
|