Istanbul - Röportaj - Nihat Sırdar
 biggfootball  biggshop
   
şehir rehberi
 
kültür-sanat
Ramazan Özel
Konserler
Etkinlikler
Sinemalar
Tiyatrolar
Opera&Bale
Sergiler
Fuarlar
Kurslar
yeme-içme
En İyiler
Gözde Mekanlar
Kahvaltı-Brunch
Balık Mekanları
Gece Rehberi
Restoran Arama
Cafe-Bar Arama
gezi
Boğaz Tekne Turları
Yakın İstanbul
Semtler
Eski İstanbul
Konaklama
hobi&spor
Spor Merkezleri
Spor
Yüzme Havuzları
Yaz Okulları
Boğaziçi Hayvanat Bahçesi
röportaj
Murat Makar
Yüksek Sadakat
Ayşenur Yazıcı
Hüseyin Köroğlu
Tuncay Takmaz
Dervis Zaim
Ömer Albayrak
Çelik Gülersoy
Mehmet Ali
Bulutsuzluk Özlemi
Ceyhun Yılmaz
Yusuf Ahmet Kulca
Başaran Ulusoy
Mario Levi
Sunay Akın
Tüm liste...
alışveriş
Haberler
Alışveriş Merkezleri
<..1



1 2 3

Ben gerçek İstanbul'da büyüdüm.

Şimdi İkinci Bahar'la çok gündemde bizim oralar. Samatya Davutpaşa, Kocamustafapaşa benim doğup büyüdüğüm yerler. Zaten oralar benim çocukluğumda gerçek İstanbul'luların, İstanbul'a göç etse bile en az 20-30 yıldır İstanbul'da yaşayanların oturduğu bir semtti. Açıkçası artık bozuldu.

Ama hala Kocamustafapaşa'nın, Samatya'nın kendine has birçok şeyi var. Bana birçok gencin yaşamadığı şeyleri yaşama imkanı verdi. Bana ben ilk içkimi Samatya'da Küçük Paris Meyhanesi'nde içtim. Oralarda sarhoş olduk. Evimize yakın olduğu için sarhoş sarhoş, düşe kalka evimize geldik.

Sahilimiz, denizimiz vardı. Bizim en ufak lodosta burnumuza hep deniz kokusu gelirdi. Balıkla büyüdük. Belki Boğaz çocuğu değiliz ama inanıyorum ki ben gerçek İstanbul'da büyüdüm.

Trafik, yol durumu, emniyet şeridi benden sorulur.

Aklı selim düşünen her insanın yapması gereken şey tepki vermek. Sen şimdi dura kalka kendi yolunda gidiyorsun. Emniyet şeridi çok acil durumlar ayrılmış bir yer. Bir ambulans, polis geçsin, bir hastası olan geçsin diye. Sen orada sıranı beklerken, oradan bir gerizekalı- kendini senden daha zeki zanneden bir adam- senin hakkını çiğneyerek oradan geçiyor. Buna her aklı başında insanın sinirlenip tepki vermesi lazım.

Ben bu işe bireysel olarak başladım. 93 yılında 97 yılına kadar arabam yoktu. Otobüslerle gitttim geldim; otobüslerle giderken de sinirleniyor insan . Sen otobüste ayaktasın; tıklım tıklım otobüs, sıkıntı içindesin ya da patlıyorsun arabanın içinde. Ama bir bakıyorsun adam yanından vız diye gidiyor. Niye gidiyorki? O da benim gibi beklesin. Ondan sonra araba sahibi olunca daha da net hissetmeye başladım.

Birgün benim başıma bir olay geldi. Annem rahatsızlandı. Acilen hastaneye gitmem lazım. Akşam trafiği ve o an emniyet şeridinden gitmek zorundasın. İşte o an lazım oluyor. Ama emniyet şeridinden giden o gerizekalılar yüzünden ben yetişemedim. Ben buna niye radyodan tepki vermiyeyim ki dedim. Benim gibi düşünen birçok insan olduğunu gördüm.

Artık insanlar yolu ortalıyorlar, yol vermiyorlar. 154'e şu şu plakalı arabalar emniyet şeridini ihlal ediyor diye ihbarlar gidiyormuş. Bu sevindirici tabi.

Ben asla trafikte sıkışıp kalmam. İstediğim yere,
istediğim saatte giderim.


Ben asla trafikte sıkışıp kalmam. İstanbul'da istediğim yere, istediğim saatte giderim. Özellikle Avrupa yakasını avucumun içi gibi bilirim. Kaçamak yollar nerede? Ara sokakları; işte nereden gidersen daha çabuk gidersin? Nereden nereyi görürsün ? O da benim çok gezmemden kaynaklanıyor.

İstanbul'da trafik sorununu çözebilecek tek şey toplu taşıma!..

İstanbul'da trafik sorununu çözebilecek tek şey toplu taşımadır. İnsanlara tek başınıza arabanızla köprüden geçmeyin demekle olacak birşey değil. Köprü yapmak, tüp geçit yapmak çözüm değil. Onun içinden ne geçireceği önemli. Yol geçirirse yine bir faydası olmayacak. Yine tıkanacak.Çünkü hergün yine 10 bin tane araç trafiğe çıkıyor.

Metronun İstanbul'un bir ucundan diğer ucuna ve özellikle yerleşimin yoğun olduğu bölgelerden geçmesi lazım.Çünkü metroyu yerleşim yerlerine götürülemiyor, istimlak edilemiyor. Niye? Çünkü İstanbul'un her yerini mafya ele almış durumda. Her haltın mafyası var.Dediğim gibi bence trafik olayını sadece toplu taşıma ancak çözebilir.Ama ona da izin verilirse...

:3...>
1 2 3