|
"Güzel
Sanatlar'da okumak isterken bir şanssızlık eseri iktisat okumak
zorunda kaldım."?
Ömer Albayrak kimdir? Neler yapar?
"İktisat - İşletme mezunuyum. Güzel Sanatlar'da okumak
isterken bir şanssızlık eseri iktisat okumak zorunda kaldım.
Ama hayatta çok işime yaradı, iyi ki okumuşum.
Her ne kadar resim okumak istesem de daha sonra kendi resim
yeteneğimi kendim geliştirdim. Yemek sektörüne girmem de benim
kendi boğazıma olan düşkünlüğümden kaynaklandı. Her zaman
çok ilgimi çekmişti. Resim ve yemek benim için hep başbaşa
gitti. Çünkü bana göre ikisi de yaratıcılık isteyen işler.
Yemekte de kendi yaratıcılığınızı kullanıyorsunuz., her ne
kadar bir matematiği var ise de, işte, renkleri bir araya
getirerek, domatesi, soğanı, yeşil biberi bir araya getirip
kendi damak zevkinize göre kendi mönünüzü hazırlıyorsunuz.
Resim de aynı şekilde, bir yığın rengi bir araya getirip,
yine yaratıcılığınızı kullanıp, okyanusta kulaç atmak gibi
- sınırı yok çünkü, dilediğiniz gibi gidebiliyorsunuz.
Ve daha sonra yemek sektöründe yıllarca restoran ve bar işletmeciliği
yaptıktan sonra, ama yine bunları yaparken resim hep vardı,
bir gün ATV'ye bir yemek belgesel - programı hazırlamaya başladım.
Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği'nin sponsorluğunda, Türkiye'de
bir ilk olan, "Makarna'nın Yolculuğu"nu yaptık.
İki tane karavanla ve Amerikalı partnerimle birlikte, Türkiye'nin
dağ tepe bildik bilmedik bir yığın yerini gezdik.
Aşağı yukarı beş aya yakın gezdik, ekran karşısındaki insanlar
da bizimle birlikte bir yığın görmediği yeri görüp bir yığın
yeni lezzetin de farkına vardı. Bu, işte ne bileyim, bir deniz
börülcesinin, atıyorum, yirmi farklı çeşidinin yapıldığı yerler
gördük ama neticede ana malzeme hep deniz börülcesi. Ya da
işte, köy eriştesinden neler yapıldığını... Aynı zamanda tarihi
güzelliklerini gördük gittiğimiz yörenin. Her gittiğimiz yöreye
ünlü bir konuğun gelmesi, bu işin bir maceraya dönüşmesi izleyiciye
çok cazip geldi.
Onun akabinde yine bir özel televizyona, iki yıl süren, yine
Türkiye'de bir ilk - bir çocuk yemek programı yaptım. Stüdyoya
çocukların geldiği, onlar için tabu olan mutfakta istedikleri
gibi at koşturdukları, ama dikkat etmeleri gereken bir yığın
şey olduğunu eğlenerek öğrendikleri bir program oldu. Bu program
devam ederken , yine bir özel televizyona, bir yemek yarışma
programı yaptım. O da yüz bölüm devam etti, hafta içi her
gün yayınlanan bir programdı, temel malzeme tavuktu, her programda
ünlü bir konuk vardı ve iki tane de halk masası oluyordu,
enteresan bir programdı. Yani zaten mutfağın içindeydim, bir
de ekranda oldum.
Bu arada diyet yemeklerle ilgili çalışmalarım oldu. Birkaç
tane diyet klinik' te workshoplar yapıp, nasıl daha sağlıklı
beslenilir, aç kalmadan nasıl daha lezzetli şeyler yenir gibi
çalışmalar oldu bunlar.
Ve bütün bu işleri yaparken de yine dekorasyon işinin içindeydim.
Çünkü hayatınızı sadece bir işe kanalize etmek benim doğrum
değildi.
Boş durmayı sevmiyorum ben, ama yapabildiğim - zevkle yapabildiğim
işlerin peşinden koştum hep. Yani, yemek - evet, mutfak -
evet, televizyon programı - evet, ama bu arada da resim ve
dekorasyon hep devam etti. Şu son dönemde de, duvar resimlerine
çok daha fazla ağırlık verdim ve ciddi bir trend oluştu. İnsanlar
evlerinde hoş resimler görmek istiyor.
İşte bu arada hem Bigglook'a yazıp, hem resim yapıp hem televizyon
programı sunmak son derece keyifli kılıyor beni. Hep sevdiğim
işleri yapıyorum, geriye dönüp baktığımda. Onun için de büyük
bir haz duyuyorum.
|