"Dilediğiniz
malzemeleri bir araya getirip kendi damak zevkinize göre yemek
hazırlayabilirsiniz."?
Gelen e-maillerde de, Bigglook kullanıcılarının gönderdiği mesajlarda
da hep bu işin matematiğini soruyorlar; işte, yağı ben ne kadar
koysam, ya da tuzu ben ne kadar koysam, ya da karabiber koyabilir
miyim, koyamaz mıyım...
Hep şunu söylüyorum, bu sizin kendi yaratıcılığınıza kalmış
bir şey ve kendi damak zevkinize ait bir şey. Dilediğiniz malzemeleri
bir araya getirip kendi damak zevkinize göre yemek hazırlayabilirsiniz.
Ama temel prensip, işte, önce soğanı kavurursunuz - eğer kavrulacaksa,
daha sonra eti ilave edersiniz - eğer etli bir şey olacaksa.
Ya da hiç yağ kullanmadan pişirme imkanı var, işte, buharda
pişirip yağını daha sonra ilave edip daha hafif yemekler de
yapabilirler. Herkesin kendi damak zevkine göre. Çünkü benim
damağıma uygun olan bir reçete size hiç uymayabilir.
Resim de böyle. Benim çok beğendiğim bir resmi siz beğenmeyebilirsiniz,
o zaman ortak müşterekte buluşmak gerekiyor. Yani, sizin ne
istediğiniz çok önemli, sizin evinizin eşyaları çok önemli,
evinizdeki renkler çok önemli, ben de ona göre eskiz hazırlıyorum.
Yemekte de - evet, bu reçeteler benim damak zevkime göre, ama
siz dilediğiniz gibi oynayabilirsiniz.
"Duvar beni çok heyecanlandırıyor."
Yemek ve resmin ortak paydaları mı var,
en azından Ömer Albayrak indinde?
ÇEvet, var, çünkü ikisinde de yaratıcılık çok önemli, insana
neyin hitap ettiği çok önemli. Hiç et sevmeyen bir insana tutup
da bir et yemeği yediremem. Ama ne yaparım, evet, bu et yemeği
de var, ama bunun yanında da sebze yemeklerinin yüzlerce türevi
var. Gibi. Bir alternatif getirmek gerekiyor.
Duvar beni çok heyecanlandırıyor. Çünkü her yeni duvar, yeni
bir heyecan. Bir yemek tenceresi gibi. Çünkü yemek yaparken
de, bana göre lezzet kadar renk kombinasyonu da çok önemli.
Önce göze hitap etmeli.
Tabağın dekorasyonu , tabağın renkleri bir kere gözünüze hitap
edip daha sonra da test etmek için bir çatal aldığınızda damağınıza
da hitap ediyorsa müthiş bir şey bu.
Hazırladığınız yemeklerin iki dakikada yok olup uçması hakkında
ne düşünüyorsunuz? Sizi duvar resimleri gibi daha kalıcı işler
yapmaya yönlendiren bu mu oldu?
Ama, hafıza diye bir şey var. Koku, tat... Evet, bu uçar
gider ama, mesela ben kendi çocukluğuma dönüp bakıyorum, çocukluğumda
yediğim - hala tadı damağımdadır - ben güneyliyim, güneyde
Ramazan bayramında bir çörek yaparlar, hatta ona "Kahke"
derler.
Bu, bol zencefilli, bol baharatlı tatlı bir çörektir. Evet,
uçtu gitti ama şu anda bile bunu anlatırken ben yutkunuyorum.
Ama ne oluyor, resme dokunabiliyorum, resmi görebiliyorum,
buna dokunamıyorum, evet elimin altında değil ama damağımda
tadı hala var.
Hatta bir TV programında ben bunu söylemiştim çok dikkatli
bir izleyici bana yapıp bir paketin içersinde TV kanalına
göndermişti. Böyle de hoş bir anım var.
|