Istanbul - Röportaj - Ömer Albayrak
 biggfootball  biggshop
   
şehir rehberi
 
kültür-sanat
Ramazan Özel
Konserler
Etkinlikler
Sinemalar
Tiyatrolar
Opera&Bale
Sergiler
Fuarlar
Kurslar
yeme-içme
En İyiler
Gözde Mekanlar
Kahvaltı-Brunch
Balık Mekanları
Gece Rehberi
Restoran Arama
Cafe-Bar Arama
gezi
Boğaz Tekne Turları
Yakın İstanbul
Semtler
Eski İstanbul
Konaklama
hobi&spor
Spor Merkezleri
Spor
Yüzme Havuzları
Yaz Okulları
Boğaziçi Hayvanat Bahçesi
röportaj
Murat Makar
Yüksek Sadakat
Ayşenur Yazıcı
Hüseyin Köroğlu
Tuncay Takmaz
Dervis Zaim
Ömer Albayrak
Çelik Gülersoy
Mehmet Ali
Bulutsuzluk Özlemi
Ceyhun Yılmaz
Yusuf Ahmet Kulca
Başaran Ulusoy
Mario Levi
Sunay Akın
Tüm liste...
alışveriş
Haberler
Alışveriş Merkezleri

"Dilediğiniz malzemeleri bir araya getirip kendi damak zevkinize göre yemek hazırlayabilirsiniz."?

Gelen e-maillerde de, Bigglook kullanıcılarının gönderdiği mesajlarda da hep bu işin matematiğini soruyorlar; işte, yağı ben ne kadar koysam, ya da tuzu ben ne kadar koysam, ya da karabiber koyabilir miyim, koyamaz mıyım...

Hep şunu söylüyorum, bu sizin kendi yaratıcılığınıza kalmış bir şey ve kendi damak zevkinize ait bir şey. Dilediğiniz malzemeleri bir araya getirip kendi damak zevkinize göre yemek hazırlayabilirsiniz.

Ama temel prensip, işte, önce soğanı kavurursunuz - eğer kavrulacaksa, daha sonra eti ilave edersiniz - eğer etli bir şey olacaksa.

Ya da hiç yağ kullanmadan pişirme imkanı var, işte, buharda pişirip yağını daha sonra ilave edip daha hafif yemekler de yapabilirler. Herkesin kendi damak zevkine göre. Çünkü benim damağıma uygun olan bir reçete size hiç uymayabilir.

Resim de böyle. Benim çok beğendiğim bir resmi siz beğenmeyebilirsiniz, o zaman ortak müşterekte buluşmak gerekiyor. Yani, sizin ne istediğiniz çok önemli, sizin evinizin eşyaları çok önemli, evinizdeki renkler çok önemli, ben de ona göre eskiz hazırlıyorum. Yemekte de - evet, bu reçeteler benim damak zevkime göre, ama siz dilediğiniz gibi oynayabilirsiniz.

"Duvar beni çok heyecanlandırıyor."

Yemek ve resmin ortak paydaları mı var, en azından Ömer Albayrak indinde?


ÇEvet, var, çünkü ikisinde de yaratıcılık çok önemli, insana neyin hitap ettiği çok önemli. Hiç et sevmeyen bir insana tutup da bir et yemeği yediremem. Ama ne yaparım, evet, bu et yemeği de var, ama bunun yanında da sebze yemeklerinin yüzlerce türevi var. Gibi. Bir alternatif getirmek gerekiyor.

Duvar beni çok heyecanlandırıyor. Çünkü her yeni duvar, yeni bir heyecan. Bir yemek tenceresi gibi. Çünkü yemek yaparken de, bana göre lezzet kadar renk kombinasyonu da çok önemli. Önce göze hitap etmeli.

Tabağın dekorasyonu , tabağın renkleri bir kere gözünüze hitap edip daha sonra da test etmek için bir çatal aldığınızda damağınıza da hitap ediyorsa müthiş bir şey bu.

Hazırladığınız yemeklerin iki dakikada yok olup uçması hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizi duvar resimleri gibi daha kalıcı işler yapmaya yönlendiren bu mu oldu?

Ama, hafıza diye bir şey var. Koku, tat... Evet, bu uçar gider ama, mesela ben kendi çocukluğuma dönüp bakıyorum, çocukluğumda yediğim - hala tadı damağımdadır - ben güneyliyim, güneyde Ramazan bayramında bir çörek yaparlar, hatta ona "Kahke" derler.

Bu, bol zencefilli, bol baharatlı tatlı bir çörektir. Evet, uçtu gitti ama şu anda bile bunu anlatırken ben yutkunuyorum.

Ama ne oluyor, resme dokunabiliyorum, resmi görebiliyorum, buna dokunamıyorum, evet elimin altında değil ama damağımda tadı hala var.
Hatta bir TV programında ben bunu söylemiştim çok dikkatli bir izleyici bana yapıp bir paketin içersinde TV kanalına göndermişti. Böyle de hoş bir anım var.

1 2 3 4 5 6 7 8
:3...>