Istanbul - Röportaj - Ömer Albayrak
 biggfootball  biggshop
   
şehir rehberi
 
kültür-sanat
Yılbaşı Özel
Konserler
Etkinlikler
Sinemalar
Tiyatrolar
Opera&Bale
Sergiler
Fuarlar
Kurslar
yeme-içme
En İyiler
Gözde Mekanlar
Kahvaltı-Brunch
Balık Mekanları
Gece Rehberi
Restoran Arama
Cafe-Bar Arama
gezi
Boğaz Tekne Turları
Yakın İstanbul
Semtler
Eski İstanbul
Konaklama
hobi&spor
Spor Merkezleri
Spor
Yüzme Havuzları
Yaz Okulları
Boğaziçi Hayvanat Bahçesi
röportaj
Murat Makar
Yüksek Sadakat
Ayşenur Yazıcı
Hüseyin Köroğlu
Tuncay Takmaz
Dervis Zaim
Ömer Albayrak
Çelik Gülersoy
Mehmet Ali
Bulutsuzluk Özlemi
Ceyhun Yılmaz
Yusuf Ahmet Kulca
Başaran Ulusoy
Mario Levi
Sunay Akın
Tüm liste...
alışveriş
Haberler
Alışveriş Merkezleri
<..7
1 2 3 4 5 6 7 8

Büyük otellere çalışmalar yaptınız mı?

Yapmadım, yapmak istiyorum.

Bir Sindrella konsepti var, ona göre çalışıyorsunuz. Size boş duvarı gösterip de, ben bu işi yaptırmak istiyorum ama ne yaptıracağımı bilmiyorum, siz Ömer Albayrak olarak buraya ne yapmak istersiniz? dedikleri oluyor mu?

Tabi, özel tasarımlar yapıyorum. Mekanın konumu da çok önemli. Bir, derinlik veren resimler var, mekanı büyüten. Eğer küçük bir mekansa, siz oraya öyle bir şey tasarlıyorsunuz ki mekan metrelerce büyüyor.

Soyut çalışıyor musunuz?

Evet, ama bu, dediğim gibi - çünkü resim şöyle bir şey, uzun vadede onunla birlikte yaşayacaksınız, ta ki sıkılıncaya kadar, onun için de doğru çözümler, doğru öneriler getirmek gerekiyor.

"Bir müşterinin yatak odasına, trenler yapıldı. Baya, kompartımanlarıyla..."

Evin en çok hangi odasına isteniyor duvar resmi?

Yatak odaları, koridorlar, salon ve tavanlar.

Mesela yatak odasında ana tema ne - cinsellik mi?

Evet. Ama çok enteresan bir şey oldu, bir müşterinin yatak odasına, onun öyle bir isteği oldu, trenler yapıldı. Baya, kompartımanlarıyla ... Ama daha çok tavanda bulutlar, melekler, çıplak kadınlar... Başka bir müşterim de yatak odasının duvarında kendi resmini istedi.

Benzetebiliyor musunuz peki?

Şimdi şu çok önemli: Herkesin bir sahnesi var, benim sahnem de o duvarlar. Orada yaptığım her şey - iyi ya da kötü - benim haneme yazılıyor. Onun için de, eğer bir şeyi yapıyorum diye ortaya çıkıyorsanız, hakkını vererek yapmak gerekiyor. Çünkü her yeni duvar, yeni bir heyecan; hem benim için, hem mekanın sahipleri için.

Türkiye'nin çeşitli yerlerinden de böyle talep geliyor, bana ölçüleri gönderiyorlar, ne istediklerini söylüyorlar, ben çalışma yapıyorum, internet aracılığıyla gönderiyorum, karar verildikten sonra o ölçülerde ben kanvas üzerine çalışıyorum. Daha sonra bunlar rulo yapılıyor.

Montajcı ustalarımla birlikte gidiyoruz, montajı yapıp aynı gün dönüyoruz. Duvardan ayırt etmek mümkün olmuyor kanvası çünkü ben özel bir çalışma yapıyorum ilk etapta üzerine, o bez dokusu yok oluyor. Böyle yaptığım çok iş oldu. Bazen de ben teklif ediyorum.

Her gün bir insanın evine gitmektense - çünkü sabah gidip akşama kadar çalışmanız gerekiyor. Boş mekanlarda gayet keyifli ama eğer yaşanıyorsa mekanın içinde, o zaman hem sanatçı için hem ev sahibi için zor olabiliyor.

Kaç kişi yapıyor Türkiye'de bu işi sizden başka?

Çok bilmiyorum ama sanırım 3-4 kişi.

Duvar resminde seçenekler sonsuz. O sıkıcı duvarlar bir anda heyecan verici mekanlar haline gelebiliyor yaptığım çalışmayla. Duvar sanatı herkesin içinde olmak istediği bir iş - bir ayrıcalık yani.

Her yaptığınız işten sonra yeni yeni insanlar kazanıyorsunuz, o da çok hoş bir duygu. Sizin o mekanda eliniz var, geçiyorsunuz oradan. Hoş bir duygu bu.

Röportaj:
Melike Ekin

1 2 3 4 5 6 7 8