Istanbul - Röportaj - Sultana
 biggfootball  biggshop
   
şehir rehberi
 
kültür-sanat
Ramazan Özel
Konserler
Etkinlikler
Sinemalar
Tiyatrolar
Opera&Bale
Sergiler
Fuarlar
Kurslar
yeme-içme
En İyiler
Gözde Mekanlar
Kahvaltı-Brunch
Balık Mekanları
Gece Rehberi
Restoran Arama
Cafe-Bar Arama
gezi
Boğaz Tekne Turları
Yakın İstanbul
Semtler
Eski İstanbul
Konaklama
hobi&spor
Spor Merkezleri
Spor
Yüzme Havuzları
Yaz Okulları
Boğaziçi Hayvanat Bahçesi
röportaj
Murat Makar
Yüksek Sadakat
Ayşenur Yazıcı
Hüseyin Köroğlu
Tuncay Takmaz
Dervis Zaim
Ömer Albayrak
Çelik Gülersoy
Mehmet Ali
Bulutsuzluk Özlemi
Ceyhun Yılmaz
Yusuf Ahmet Kulca
Başaran Ulusoy
Mario Levi
Sunay Akın
Tüm liste...
alışveriş
Haberler
Alışveriş Merkezleri
<..4
1 2 3 4 5

Son dönem Türkiye’deki müzik çevrelerinde yerel müziğimizin Batılı müziklerle sentezlenerek özünü kaybettiği konusu gündeme gelmişti. Bu konu hakkında ne düşünüyorsun ?
Bu sorun bence bizdeki “ orijinalini tamamıyla yık yerine yenisini koy, sonra onu da yık ” eğilimden kaynaklanıyor. Böyle bir şey olduğu sürece bu sorunun olması çok normal. Ama orijinalini koruduktan sonra herkesi o müziği başka seviyelere getirmekte serbesttir. Maalesef bu orijinali koruyamadığımız için böyle tartışmalar gündeme geliyor.

Mesela geçenlerde Atilla Özdemiroğlu, şimdiki müziklerde ruh olmadığından bahsediyordu. Yaratma sürecinden ziyade bir şarkıların bir araya getirilip karıştırılması söz konusu.
Atilla Özdemiroğlu’nu çok iyi anlıyorum ve bu tavrını saygıyla karşılıyorum. Ama zamanın ve jenerasyonun değiştiğini görmek gerekiyor. Bu onun ruhuna hitap etmeyebilir. Ama bu biraz daktiloyla yazan birinin, bilgisayarı ve printer’ı olan birini kötülemesi gibi bir şey. Atilla Özdemiroğlu tabii ki canlı enstrüman çalıyor. Ama mesela dj’lerin yaptığı da bir yaratım bence. Her ne kadar stüdyoya geçip canlı çalmasa da, o enstrümanlarını birer birer işliyor ve karıştırıyor. Buna da büyük bir emek veriliyor. Bence saygı duyulması gerekiyor.

Biraz da klipinden bahsedelim.
Umur Turagay, “ Kuşu Kalkmaz ”a klip çekmek istedi. Biz de o sıralarda “ hangi şarkıya klip çeksek ? ” diye düşünüyorduk. Ben mesela “ Big City ”, “ Hümanizm ” ve “ Kuşu Kalkmaz ”ı düşünmüştüm. Sonuçta yönetmenin isteğine uyduk ve “ Kuşu Kalkmaz ”a çektik. Gayet güzel oldu. Riskleri vardı ama ben zaten risklere hazırdım. İlk önce New York da işin içerisindeydi. Fakat bütçe nedeniyle tamamıyla İstanbul’da çekildi. Tabii sonuç konusunda çok heyecanlıydım. Ama işin içerisinde Umur Turagay gibi bir ismin olması size güven veriyor. Çekim süreci çok zevkli ve eğlenceli geçti. Sonuçta da çok güzel bir şey ortaya çıktı. Fakat maalesef fazla gösterim imkanı bulamadı. Ama anlamadığım bir şey var, klipte kötü olan bir şey yok. Mesela çıplaklık desen her yerde zaten bu var. RTÜK’ün öne sürdüğü neden içerisinde, sigara ve alkolün bulunması var ama bugün haber bülteninde bile rakı sofrası gösteriliyor.Yani büyük bir dengesizlik var. Fakat mahkemede öne sürdükleri nedenler yeterli bulunmadı ve savunma için 30 gün süre verildi. Aslında bu bile çok olumlu bir gelişme.

Sanırım kısa bir süre öne ikinci klipini de çektin.
İkinci klipi “ Filo Sepet ”e çektik. Yönetmenliğini Sinan Çetin'in Plato ekibinden Alman Susa Kohlstedt üstlendi. Yaklaşık bir hafta sonra da TV'lerde dönmeye başlar. Senaryosuna gelince, Eminönü-Plato-Cihangir-İstikla Caddesi ve Tünel civarında geçiyor. Klipte benim geçtiğim yerlerde, bana hayran olan birkaç erkek oyuncu var ve benimle birlikte olmayı hayal ediyorlar. Birlikte dans ediyoruz, eğleniyoruz falan...

İkinci albüm hazırlıkları ne zaman başlayacak ?
Gelecek yaza doğru ikinci albümün çalışmalarına başlamayı düşünüyorum. Şu sıralar hem İngilizce hem de Türkçe yeni şarkı sözleri yazıyorum. Zaten albümün yarı İngilizce yarı Türkçe olmasını planlıyorum. Gerçi şu son olaylardan oldukça etkilendim. Bu da açıkça söylemek gerekirse benim yaratıcılığımı kötü etkiledi. Ben bundan kurtulmak için New York’a gittim ve yeniden ilham geldi. Gösterilen tepkiler kafamı gerçekten allak bullak etti.

1 2 3 4 5

Sultana'ya teşekkürler...