|

İstanbul'u en iyi anlatan şiir henüz yazılmadı...
İstanbul'u kimse anlatamamış. İstanbul
şiirleriyle ilgili kitaplar çıkıyor, antolojiler yapılıyor,
bunlarda benim de şiirlerim var, ama İstanbul'u en iyi anlatan
şiir henüz yazılmadı. Yazılabileceğini de hiç sanmıyorum.
Daha çok para anlayışı İstanbul'u bozdu...
İstanbul'un en sevmediğim
yanı kaçak yapılaşma... Çirkin binalar! Trafik keşmekeşini
yaratan da o zaten. Trafik sorununu çözmek için İstanbul'a
uygun imar planlarını uygulamak, pek çok çirkin binayı yok
etmek demektir! Kaldırılmalıdır, yıkılmalıdır, yokedilmelidir.
Başka türlü çözüm yok. Kaçak yapılaşma, çirkin binalar, rahat
anlayışı, para anlayışı, daha çok para. Ama ne oldu bundan
sonra, şehir korkunç bir görünüme kavuştu! Kendimizi, geleceğimizi
garanti altına alacak diye düşündüğümüz o binalar, yıkılacak
mı korkusuna sahibiz şimdi...
Hayatta mutluluk dört duvar satın almak değilmiş. İstanbul
hala ders veriyor, İstanbul bizi eğitiyor bak. Daha çok para
anlayışı İstanbul'u bozdu, yıktı. İstanbul 2000'i aşkın yıla
dayanamayacaktı! Sen İstanbul'a gel, İstanbul seni eğitir.
Bir salladı seni, kendine gel dedi; anladı, dersi aldık mı;
umarım almışızdır. Ama bizi sözlüye çağıracak İstanbul.

Pek yakında : "İstanbul'da
Bir Zürafa"
İstanbul'a tarihin çeşitli dönemlerinde padişahlara hayvanlar
armağan edilmiş. Örneğin II. Mahmut'a bir zürafa armağan edilmiş,
ama o zaman insanlar hiç zürafa görmemiş ki... İstanbul'a
hayvanların gözüyle bakıyoruz. Zaten kitapta sadece zürafa
yok, köpekbalıkları da var. İstanbul'da 1964 yılında 7m. boyunda
köpekbalığı yakalanmış. Hani İstanbul Boğazı dediklerinde
akla ilk gelen hayvan fok balığıdır... Marmara Denizi'nde
kılıç balıkları, gergedan, söz ettiğim Cezayirli Hasan Paşa'nın
aslanı, sokak köpekleri pek çok hayvan var. Ama zürafayı seçmemin
sebebi kitabımda İstanbul'a farklı bir bakışla, hayvanların
gözüyle bakıyor olmam...
Şair isimli vapurların, tramvayların yaşadığı İstanbul...
Düşlediğim İstanbul iki yakası arasında
mekik dokuyan vapurlara şair adlarının verildiği İstanbul...
Orhan Veli vapurunun yanından geçen Nazım Hikmet vapuru, Atilla
İlhan vapuru... Vapurlara şair adları verilse, her vapurun
içine adı verilen şairin şiirleri asılsa, can simitlerine
şiirleri yazılsa; bir de bütün tarihi eserlerinin sanat merkezlerine
dönüştüğü İstanbul. Ve mutlaka Haydarpaşa'daki gümrüğün kalkıp,
limanın kaldırılıp, oranın bir sanat merkezine dönüştürülmesi.
Orası bir sanat merkezi olsa boğazın en güzel görüleceği yer;
karşıda bir yarımada, orada etkinliklerin düzenlendiği açık
hava tiyatroları ve mutlaka bir kent müzesinin bulunduğu İstanbul.
Sanat eserleri, heykelleri, yeşil alanların yeşil alan olarak
kaldığı, yeşil alanlardaki otellerin mutlaka kaldırıldığı,
ve mutlaka ulaşımın raylı sisteme tamamıyla geçildiği ve tramvayın
Taksim ve Tünel arasında tutsak olmadığı diğer tüm semtlere
ulaştığı, Boğaz'dan da geçtiği, tramvayların yaşadığı bir
İstanbul.
Sunay Akın'a teşekkürler...
Röportaj
ve fotoğraflar: Pelin Ayan
|