Istanbul - Röportaj - Tuluyhan Uğurlu
 biggfootball  biggshop
   
şehir rehberi
 
kültür-sanat
Yılbaşı Özel
Konserler
Etkinlikler
Sinemalar
Tiyatrolar
Opera&Bale
Sergiler
Fuarlar
Kurslar
yeme-içme
En İyiler
Gözde Mekanlar
Kahvaltı-Brunch
Balık Mekanları
Gece Rehberi
Restoran Arama
Cafe-Bar Arama
gezi
Boğaz Tekne Turları
Yakın İstanbul
Semtler
Eski İstanbul
Konaklama
hobi&spor
Spor Merkezleri
Spor
Yüzme Havuzları
Yaz Okulları
Boğaziçi Hayvanat Bahçesi
röportaj
Murat Makar
Yüksek Sadakat
Ayşenur Yazıcı
Hüseyin Köroğlu
Tuncay Takmaz
Dervis Zaim
Ömer Albayrak
Çelik Gülersoy
Mehmet Ali
Bulutsuzluk Özlemi
Ceyhun Yılmaz
Yusuf Ahmet Kulca
Başaran Ulusoy
Mario Levi
Sunay Akın
Tüm liste...
alışveriş
Haberler
Alışveriş Merkezleri

Size hep dahi çocuk dendi; dahi çocuk olarak anılmanın rahatsızlığını yaşadınız mı?
Çocukluğumda dahi çocuk olmanın hep avantajlarını yaşadım. Çabuk öğreniyordum, her yerde öne çıkıyordum. Annem beni çok nazlamadı. Ne yediğim, ne giydiğim diğer çocuklardan farklıydı. Özellikle rahat yetiştirmeye çalıştı. Rumeli Hisarı'nda otururken belime ip bağlar denize atar, yüzmeme yardımcı olurdu. Okulda çocuklarla kozalak savaşları yapardım.

Biraz ukalaydım sanıyorum, şimdi arkadaşlarım derslerde hocalarla tartışmalara giriştiğimi anımsatıyorlar. Sadece piyano eğitiminin zorluğu çocuk yaşlarımda fazlaca belimi büktü. Sürekli çalışmak zorundaydım. Şikayet etmek aklıma bile gelmiyordu. Çünkü bana öğretilen yaşam dört yaşımda böyle başlamıştı ve başka bir yaşamı bilmiyordum.

Lise ve konservatuvar eğitimi bir aradaydı ve çok çalışmam gerekiyordu. Annem beni devlet lisesinde okuttu. Bunun iki nedeni vardı. Birincisi halkın içinde yetişmem ve kendi ülkeme yabancılaşmamam için... İkincisi çok zor eğitimi olan bir okulda müzik eğitimime yeterince zaman ayıramamamdan korkmuştu.

Liseyi bitirince Viyana Müzik Akademisi sınavlarına girdim, her ihtimale karşı üniversite sınavlarına da girdim. İstanbul Hukuk Fakültesi'ni kazanmıştım ama akademiyi kazanınca kuşkusuz Viyana'ya gitmeyi tercih ettim.

Şu an müzik hayatınızda bulunduğunuz noktaya gelene kadar nelerden vazgeçtiniz?

Çocukluğumda pek oyun oynayamadım. Hala içimde bir çocuk yan vardır. Kedileri, köpekleri, oyuncakları severim. Çocukluğumda hep zaman sorunum vardı ve dinlenmeye fırsat olmadan yaz tatillerinde bile çalışırdım. Şimdi günlerce hiçbir şey yapmadan oturuyorum, tembelliğin zevkini çıkarıyorum.

16 yaşıma kadar Türkiye'deydim ve küçük flörtler, küçük aşklar yaşamadım. 16 yaşımdan sonra Viyana'da tek başıma kalınca kadınların müzisyenlere olan tutkularından da yararlanarak çeşit çeşit kadınla birlikte oldum. Sayısını artık benim de unuttuğum kadar kız arkadaşım oldu. Kimine aşık oldum, bir süre birlikte yaşadım, kimine aşık numarası yapıp kendimce zor geçen çocukluk ve ilk gençlik yıllarımın intikamını aldım.

Viyana'da yaşadığım yıllar içinde yaz tatillerinde çok kısa süre için İstanbul'a gelirdim. Çocukluğum deniz kenarında geçip, çok iyi yüzme öğrendiğim halde on yıldan fazla zaman denize giremedim. 31 yaşımda Altınoluk'da birkaç günlük bir tatil yapıp, fazlaca denize girip, güneşe çıkınca bir hafta güneş çarpmasından hasta yattım. Zor çocukluk günlerimden pişmanlık duymuyorum eğer o yıllar içinde o sıkıntıları çekmesem bugün bulunduğum yerde olmazdım.


1 2 3 4 5
:3...>