Rehabilitasyon Uzmanları Gerçekçi Bir Portre Çizdiği İçin “ 28 Gün ”ü Tebrik Ettiler
( Brian McTavish, Art&Life )
İzleyicilerin hem gülüp hem de ağlayabileceği eğlenceli bir yapım “ 28 Days ”. Sandra Bullock’ın daha öncekilere nazaran çok farklı bir kadın portresi çizdiği filmde, alkolik genç bir yazarın, bir rehabilitasyon merkezinde bağımlılık tedavisi görmesi ve yazarın alkolik olduğunu inkara ederek bu tedaviye direnmesi konu ediliyor.
Bazı insanların filmi gerçeğe oldukça yakın bulacağını sanıyorum. Bunda hiç şüphesiz, filmde rol alan doktor ve hastaların çok iyi performans göstermeleri önemli bir rol oynuyor. Kesinlikle filmin yapımcıları ödevlerini iyi çalışmışlar diyebilirim.
Mesela 17 yıldır tedavi gören ve şu anda sağlıklı bir yaşam süren 48 yaşındaki Frances Haas, film hakkında şunları söylüyor: “ Özellikle bağımlı hastalar üzerine bugüne kadar izlediğim en gerçekçi film. Filmin grup tedavilerinde bile kullanılabileceğini düşünen Haas, sözlerine şöyle devam ediyor: “ Gerçekten mükemmel bir film. Hatta şu anda grup tedavilerinde kullanılması maksadıyla filmin eğitim kasetini piyasaya çıkarmayı bile düşünüyoruz. Kendi adıma söyleyeyim; ben bu filmi kendi kütüphaneme daha şimdiden koymuş bulunmaktayım.”
Senaryosunu “ Erin Brockovich ”in ( Tatlı Bela ) senaristi olan Susannah Grant’in yazdığı film, box office listesinde de yapımcıların yüzünü güldürmüş görünüyor.
Bullock’un canlandırdığı sarhoş yazar Gwen’in, kardeşinin düğününde içkiyi fazla kaçırması sonucunda çıkardığı kepazelik, düğünden sonra da devam eder. Sarhoş kafayla düğün arabasını kullanan Gwen, dosdoğru bir evin içine girer. Mahkemede verilen karar sonucunda hapis ile 28 günlük rehabilitasyon arasında seçim yapmak zorunda kalan alkolik yazar, ikinci seçeneği tercih eder. Böylece alkol bağımlısı olduğunu bir türlü kabul etmek istemeyen Gwen’in rehabilitasyon merkezindeki macerasını konu alan “ 28 Days ” start alır.
160 gün süreyle alkol tedavisi gören 34 yaşındaki Kevin Hayward, “ Film gerçeğe çok sadık. Özellikle Gwen’in bağımlı olduğunu inkar ettiği zamanlar onu çok iyi anladığımı düşünüyorum. Çevresine sıkı bir duvar örüyor. Çünkü henüz hiçbir şeyin farkında değil. Eğer bağımlı olduğunuzu inkar ediyorsanız onun hakkında hiçbir şey bilmiyorsunuz demektir.”
Bullock tedaviye katılır katılmaz sırtını çevirdiği bir takım gerçekleri görmeye başlar. Ve zamanla diğer hastalarla birlikte dayanışma içerisine girer. Bir problemi olduğunun ve de bundan kurtulmak için yardıma ihtiyacı olduğunun farkına varır.
Bu sürecin filmde çok iyi yansıtıldığını düşünen Johnson County Tıp Merkezi baş hekimi Kan Olathe, “ Tedavi süreci içerisinde insanlar ilk önce inkar sürecini yaşarlar. Ardından bakış açılarının değişmesiyle birlikte bağımlılıkla savaşmak için kendilerine özgü yöntemler geliştirirler. Film bu süreci çok açık bir şekilde gösteriyor. ” Olathe, filmi beğenmesinin en önemli nedenini ise, tedaviyle birlikte her şeyin çözüme kavuşturulmadığının, yalnızca yaşantıları değiştirmek için iyi bir deneyim olduğunun vurgulanmasına bağlıyor.
Filmde Bullock, kaçak hap kutusunu ele geçirmek için yüksek bir pencereden atlamaya kalkıyor ve ayak bileğini burkuyor. Bunun çok gerçekçi olduğunu söyleyen eski bir uyuşturucu bağımlısı olan 49 yaşındaki Marsha Green,
“ İnanın bu çok gerçek bir olay. Uyuşturucu bağımlısı bir insan, uyuşturucu için her türlü riski göze alabilir.” Tedavi süresince fiziksel acıların yanı sıra çok büyük bir psikolojik sarsıntı geçiren Bullock’ın çok gerçekçi oyunculuk sergilediğini düşünen bir diğer eski uyuşturucu bağımlısı Laura Reek, filmi izlerken Gwen’ı çok iyi anladığını söylüyor ve ekliyor: “ Hele o şeker sigaraya duyulan şiddetli arzu yok mu...o kıvranışları sanırım hiç unutamayacağım. ”
Tedavi sırasında hastalar arasındaki aşka kadar varabilecek olan duygusal ilişkilerin çok sıklıkla görüldüğünü söyleyen Johnson County Tıp Merkezi’nin doktorlarından Karen Chop: “ Tanıdığım birkaç insan, yanlız geldikleri tedaviden başka biriyle el ele tutuşarak ayrıldılar. Bu kişiler sorunlara birlikte göğüs gerip bu sorunları birlikte yendiler. Bu anlamda birbirlerine karşı çok güçlü bir bağlılık geliştirdiler.”
Her ne kadar terapist ve hastalardan olumlu eleştiriler alsa da, bir Hollywood filmi olan “ 28 Days ”in her şeyi de doğru yaptığı da söylenemez. “ Bence bu tür konularda en önemli şey sorumluluktur.” diyerek söze başlayan Chop, filmde rehabilitasyon merkezinde sarhoş ya da yeni ayılmış insanların görüldüğünü belirtirken, bu tür bedeni suyla şişmiş insanların olmasının zorunlu olmadığını ve hatta genellikle de olmaması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca Bullock’un sevgilisinin elini kolunu sallaya sallaya içeri girip çıktığının altını çizen dikkatli hekim “ Tedavi merkezi güvenlik açısından hiç de iyi değilmiş.” diyerek ironik bir yorum yapmayı da ihmal etmiyor.
Filmdeki diğer gözden kaçırılmış unsurlar arasında, uyuşturucunun tedavi merkezine kolayca girebilmesi oluğunu vurgulayan Chop, ayrıca tedavilerinin en zor aşamasında olan bağımlıların kimi zaman çok uysal göründüğü filmin bu yanının gerçeğe uygun olmadığını belirtti.
“ Eğer ölmek üzereyseniz ve de bu eroin yüzünden ise, burun ve hatta kulaklarınızdan kan gelmesi yüksek bir olasılıktır.” diyen Haas, genellikle bu tür insanlar bedenleri üzerindeki kontrollerini kaybettiklerini belirtiyor. Fakat ne yazık ki film yapımcıları kan ve kusmuk gibi unsurları atlıyorlar.
Tedavinin kesinlikle bir komedi olmadığını vurgulayan hastane doktorlarından Burks, “ Açıkçası bu kadar çok soytarı karakteri aynı tedavi merkezinde görmeyi hiç beklemem.” diyerek, filmin komedi uğruna inandırıcı olmaktan fazlasıyla uzaklaştığını iddia ediyor: “ Eğer birileri filmin kötü olduğunu söylerse, bu kesinlikle içki içerkenki eğlenceyi tedavi sırasındaki eğlence ile karıştırmasındandır. Bazı insanlar bundan incinebilir. Ben incinmedim çünkü ben, tedavi olmak için gelen insanlarla hoşça vakit geçirmek için birbirimize ve kendimize sürekli gülümsemek zorunda olduğumuz bir yerden geliyorum.”
Uzmanların görüşleri doğrultusunda filmi değerlendirdiğimiz de, görüyoruz ki başta Sandra Bullock ve arkadaşları bağımlılık gibi son on yılın en ciddi hastalıklarından birine esprili bir üslupla yaklaşmayı başarıyor. Her ne kadar tedavi sürecinin bazı özellikleri dramatik unsurların ön plana çıkarmak için gözden kaçırılmışsa da, “ 28 Days ”in sonuç itibariyle dokunaklı ve gerçeğe en yakın filmlerden biri olduğu iddia edilebilir.
Kendi adıma konuşursam: biraz komedinin kimseye zararı yoktur...hele bir de Sandra Bullock varsa işin içinde...