Hepimizin bildiği, zaman zaman arkadaşlarımıza anlatıp onların tüylerini diken diken ettiğimiz hikayeler vardır: Bir kadın arka koltuktaki eli baltalı cellatından habersiz arabasına biner, haberi olduğundaysa artık çok geç olacaktır; bir çocuk bakıcısı bulunduğu evden dehşet verici telefonlar almaktadır; küçük bir kız ormanda bir arkadaşını ararken duyduğu gıcırtı sesine doğru ilerler, ses bir ağaca asılı ölü bedeninin rüzgarda sallanırken çıkardığı sestir...
New England’daki Pendleton Koleji öğrencileri, kendilerine çok yakın böyle bir şehir efsanesi – 30 yıl kadar önce kolejlerindeki bir profesörün altı öğrencisiyle birlikte kendisini öldürmesi – üzerinde araştırma yapmaya başlarlar. Olayın yıldönümünde yapılacak bir kostüm partisi için hazırlıklar sürerken, kampüste birtakım esrarengiz cinayetler başlayacaktır.
Hislerine çok güvenen Natalie, her bir cinayetin ayrı bir şehir efsanesine dayandığından şüphelenmektedir. Ancak yakın arkadaşı Brenda, hırslı gazeteci Paul, partilerden çıkmayan Parker, radyoda çalışan Sasha ve şakacı Damon ölümlerin sadece bir tesadüf olduğunda ısrar edeceklerdir. Natalie olayın üstüne gittikçe, ölümlerin birbirleriyle olan bağlantılarını anlayacaktır, ancak bir sonraki hedefin kendisi olduğunu da...
|