bigglook
biggtravel
biggmenu
biggistanbul
biggauto
biggfootball
biggclub
biggshop
 

 

Filmler
  Yeni Çekilenler
Kamera Arkası
Film Arşivi
Ünlüler Arşivi
  Aktörler
Aktristler
Yönetmenler
 
Konuklar
  Haftanın Yıldızı
Haftanın   Röportajı
Dosyalar
  Festivaller
Klasik Filmler
Kült Filmler
SinePortre
ÖzelDosya
E-Kartlar
Film Afişleri
Haberler
     

modernist firari

Ekranda beliren jeneriğin ardındaki koca bir saat, modern zamanlara ait yeni bir gününün başladığını haber veriyor. Ve sonrasında gelen önsöz ise, biraz sonra izleyeceğimiz filmin konusunu özetliyor: “ ‘Modern Zamanlar’: Endüstrinin, bireysel teşebbüsün - mutluluk peşinde koşan insanlığın öyküsü”

Film, ağıllarına doğru hızla ilerleyen bir koyun sürüsünün üstten görüntüsüyle başlıyor. Bilinçsizce sürüklenen koyunların hemen ardından da, metro istasyonundan çalıştıkları fabrikaya doğru koşuşturan işçilerin görüntüsü karşımıza geliyor. Bir yanda saatin altı olmasıyla birlikte işbaşı yaparak görev yerlerine gelen işçiler, diğer bir yanda ise gazetenin bulmaca ve karikatürleriyle vakit geçiren “Büyük Birader” ( Big Brother ) genel müdür.

Derken genel müdürümüz, önündeki televizyonu açıyor ve kanalları tek tek dolaşarak fabrikanın her bölümünü kontrol ediyor. Çok geçmeden de uyarılarına başlıyor: “Bölüm-5 hızlan!” Hiç şüphesiz işçiler arasında en çok azar yiyen, modern çağın demir çarkları arasında bocalayan serseri kahramanımız Charlie Chaplin oluyor.

Küçük Derby şapkası, koca siyah botları, sarkık pantolonu, dar ceketi ve elinden eksik olmayan bastonuyla sessiz sinemanın sembolü haline gelen paytak yürüyüşlü serserinin yeni bir mecarasını konu alan “Modern Zamanlar” ( Modern Times ), bir anlamda, Charlie Chaplin’in, sessiz sinemaya veda ettiği bir film.

Chaplin, her ne kadar “Sessiz komedi, sesli komediye nazaran seyirci kitlesi için daha tatmin edici bir eğlence” dese de, 1936 yapımı “Modern Zamanlar”dan sonra, içinde bulunduğu eğlence dünyasının dayatmalarına daha fazla dayanamayarak, sesli sinemaya geçiş yapmak zorunda kalıyor. Bu da, yarattığı karakterin gösterdiği sessiz tepkinin sona ermesine neden oluyor. Bu açıdan bakıldığında, gelişen teknolojiye sessiz bir protesto niteliği taşıyan bu filmin, sesli sinemaya karşı sinemasal bir tepki olduğunu iddia etmek mümkün oluyor.

“Modern Zamanlar”, her ne kadar önceleri ‘sınıf mücadelesi’ temasıyla sınırlı kalarak aşırı politik ve propagandacı bir dil kullandığı gerekçesiyle eleştirilse ( Charlie Chaplin, yapılan bu eleştirleri kabul etmemiştir. ) ve dolayısıyla Chaplin’in “Şehir Işıkları” ( City Lights ), “Altına Hücum” ( Golden Rush ) ve “ Büyük Diktatör” ( The Great Dictator ) gibi filmlerinin gölgesinde kalsa da, daha sonraları pek çok sinema eleştirmeni ve araştırmacısı tarafından, bir dönemin sosyal gerçekliğini ve bu gerçeklik doğrultusunda insan doğasında yaşanan dönüşümü gözler önüne sermesi ve bu sayede “modern insan” kavramının ortaya çıkmasını sağlayan dinamikleri anlamamızı sağlaması noktasında önemli bir film olarak görüldü.

Çağdaş kütle üretiminin giderek gelişmesiyle birlikte, insan doğasında belirmeye başlayan tektipleşme ve makinalaşma unsurlarını çarpıcı bir şekilde ortaya seren “Modern Zamanlar”, akıl, bilinçlenme ( aydınlanma ) ve otonomiye sahip birey gibi kavramları temel alan modernitenin, zamanla bu unsurları insanların elinden birer birer aldığını gösteriyor. Bantlarda ve dev makinalar arasında çalışan insanların, sistemin işlemesi adına birer makina parçası haline gelmesi, filmin ana temasını teşkil ediyor.

Teknolojik gelişmenin toplumsal düzenin şekillenmesinde belirleyici bir etmen olduğunu gözler önüne seren “Modern Zamanlar”, modern çağın, “sürekli ve düzenli akış” temelinde gündelik yaşamı, insan doğasını ve toplumsal yapılaşmayı dönüştürdüğünü vurguluyor. Bu zamansal ve mekansal dönüşüm, kaçınılmaz olarak pratik hayatın ana dinamiklerini ( kent, ulaşım araçları, aile, vb. ) etkileyerek birey üzerine baskı uyguluyor. Gündelik hayatın idamesi için de bu baskıya boyun eğmek kaçınılmaz oluyor, çünkü aksi taktirde dışlanma ve dolayısıyla yok olma tehditi baş gösteriyor.

İşte bu noktada, Charlie Chaplin’in yarattığı lümpen serseri karakteri, anarşist kimliğiyle ön plana çıkıyor. Nitekim, toplumsal düzenin ana çarkları olan kurumlarla ve altında yatan egemen ideolojiye boyun eğmeyen Chaplin, sürekli bir yalnızlığın içerisine hapsoluyor. Chaplin’in pek çok filminde olduğu gibi, “Modern Zamanlar”da da, sisteme gösterilen karşı duruş, temelde sisteme kanalize olmanın başlıca etkeni olan mülkiyet kavramını ve dolayısıyla konformizmi reddetmesinde şekilleniyor.

Bu açıdan bakıldığı vakit, sessiz sinemanın Charlie Chaplin için ne kadar önemli ve can alıcı olduğunu görmemiz mümkün. Nitekim, sessizlik, uzam ve ve zamanda sürekli bir hareketliliği dayatan moderniteye karşı önemli bir direniş aracı olabiliyor. Chaplin, sakarlığı, rasgele yaşamı ve gezginci olmasıyla, aslında modern yaşamın ölçülülüğüne, önceden bilinebilir kılma kaygısına ve dolayısıyla da kuralcılığına karşı çıktığını söylemek mümkün. Kısacası Chaplin ve “Modern Zamanlar”, gerek yarattıkları karakter gerekse de sinematografik diliyle modern yaşamın inşa ettiği konformizm-hapishanesinin modernist firarileridir.

   
Vizyondakiler
   
Gelecek Program
   
Salonlar

 



Klasik Filmler Arşivi
Bisiklet Hırsızı
Casablanca
Dr. Caligari’nin Muayenehanesi
Modern Zamanlar
 

| ANA SAYFA | Vizyondakiler | Pek Yakında | Sinema Salonları | Haberler |
| Film Arşivi | Ünlüler Arşivi |Forum |
Copyright 2002 - On-Net A.Ş. | Bigglook
cinema@bigglook.com