bigglook
biggtravel
biggmenu
biggistanbul
biggauto
biggfootball
biggclub
biggshop
 

 

Filmler
  Yeni Çekilenler
Kamera Arkası
Film Arşivi
Ünlüler Arşivi
  Aktörler
Aktristler
Yönetmenler
 
Konuklar
  Haftanın Yıldızı
Haftanın   Röportajı
Dosyalar
  Festivaller
Klasik Filmler
Kült Filmler
SinePortre
ÖzelDosya
E-Kartlar
Film Afişleri
Haberler

Ayın Konuğu
COŞKUN BÜKTEL
buktel@yahoo.com


Kemal Sunal filmlerini hiç sevmem.

Sizce yalan ilacının mucidi Hamdi Mümkün ne kadar dürüst, ya da dürüst mü?

“ Hamdi Mümkün ” dürüst olabilir. Yani dürüst olmayı başarabilir. Acılı bir adam; arkadaşı onun adını vermemek için işkenceye dayanarak ölüyor. Böyle bir adam kirlenemez kolay kolay. Ama ona “ dürüst adam ” diyebilmemiz için, başka artıları da olması gerekirdi.

Belki bir takım İttihatçıların birtakım dolandırıcılıklarını görmüş olması; İttihatçıların içlerinde de menfaatçi adamların barındığını fark etmiş olması; ve o insanlara karşı mücadele etmiş olması gerekirdi; “ dürüst adam ” sıfatını hakkıyla kazanması için... Ama filmde oralara girmeyeceğim, çünkü bir İttihat Terakki eleştirisi değil bu hikaye.

Derinliği olan bir komedi filmi olacak “ Hamdi Mümkün ”. Yani Kemal Sunal komedileri gibi olmayacak. Kemal Sunal filmlerini hiç sevmem.

Hamdi ismi Hamdi Alkan’la örtüşüyor, rol onun için özel yazılmış gibi, üstelik Alkan, Radikal’de ben oynayacağım diye bir demeç vermiş... Doğru mu bu?


Hamdi, kahramanıma uygun bir isim. Bu hikayeyi, Hamdi Alkan’ı düşünerek ve onun için özel yazdığım da doğru; ama yine de, parayı veren belirleyecek filmde kimin oynayacağını. Şu ana kadar kimseden avans almadım. Avansı veren kişi, eğer “Hamdi değil de şu adam oynayacak” derse parayı veren kişiye hayır demem mümkün değil.

O yüzden Hamdi’ye “Avansı sen ver” dedim, Hamdi de bana avans vermeyi kabul etti ama on milyar yerine, üç milyar avans önerdi; ben de üç milyar için projeyi Hamdi’ye bağlamak istemedim. Çünkü o avansı ondan alırsam, filmi başka birisi ile yapmak mümkün olsa da hayır demek zorunda kalırım.

Atıf Yılmaz da filmi yönetmek istediğini söylemiş?...

Evet, ama Atıf ağbi de parayı ödeyecek bir prodüktör bulamıyor. Kriz yüzünden, herkes beklemede.

Peki Hamdi Mümkün rolünü en iyi kim oynardı?

Hamdi fena oynamaz bence. Atıf Ağbi de Hamdi’yi uygun buluyor: Biraz ağzını burnunu fazla oynatır, skeçler yüzünden büyük oynamaya alışmıştır, ama ben sette olursam Hamdi’ye gerekli uyarıları yaparım. Gayet iyi kıvıracaktır Hamdi bu işi. Ama Cem Yılmaz da çok iyi oynar, Şener Şen, Uğur Yücel de harika oynayabilir... Yine de, ben Hamdi’nin oynayabilmesini isterim: Biz eski dostuz.

“ Vizontele’den çok daha iyi bir film olacağına eminim.”

İçerdiği eleştiriler sebebiyle bir engel çıkabilir mi senaryonun önüne?

Hayır, çünkü ben genellikle eleştirilerimi isim vererek yapmışımdır yazılarımda.. Burada ise kimseye direkt olarak bir eleştiri yok... Bu yüzden kimse üstüne alınmayacak. Herkesin hoşuna gidecek...

Politikacılarımız pek hoşlanmayabilir belki...


Politikacılar da sevecekler. İsim vermeden yapılan eleştiriler, tehlikeli değildir; insanların hoşuna gider. Herkes bu filmi sevmekle ne kadar dürüst olduğunu kanıtlayacak...

Doğru söylettiği için dokuz köyden birden kovulan Hamdi Mümkün nereye sığınacak?


O konuda Ibsen’e bir gönderme yapıyorum. “Bir Halk Düşmanı”nı hatırlayın: Kasabadaki kaplıcanın mikroplu olduğunu söyleyen Doktor Stockwell’e de karşı çıkar bütün kasaba, doğruyu söylediği için... Çünkü turizmle geçinmektedirler ve kaplıcalarının mikroplu olduğu duyulduğunda, kasabanın turizm gelirleri kesilecektir.

O nedenle, doğruyu söyleyen Doktor Stockwell, Bir Halk Düşmanı” haline gelir. Aynı Hamdi Mümkün’de olacağı gibi evi taşlanır. Herkes ona karşıdır. Ailesi ile birlikte tasını tarağını toplar ve mücadeleye devamda kararlı olarak, bilinmez bir yere doğru gider. “Hamdi Mümkün” ise, karakteri farklı olduğundan, mücadele umudunu kaybetmiş olarak çıkacaktır sahneden.

Düşük bütçeli mi yüksek bütçeli mi olacak film? Yüksek hasılat elde etmesini hedefliyor musunuz?

Yüksek hasılat hedefliyorum, evet. İşin maliyetiyle çok ilgilenmedim ama prodüksiyonu masraflı bir film olabilir. 2 milyon dolar civarında olmasını düşünüyor Hamdi. Bu, “Vizontele” ile yarışan bir film yapacağız anlamına geliyor. Bence bu paranın yarısı ile de rahatça çıkarılabilir film. Yine de parasal işlerden fazla anlamadığım için iddialı konuşmak istemem.

“Vizontele’nin sağladığı başarıyı hedefliyor musunuz?” diyelim o halde.


Atıf Abi çekerse Vizontele’den çok daha iyi bir film olacağına eminim… Öncelikle, kağıt üstünde Vizontele ile kıyaslanamayacak kadar iyi bir film olacak. Vizontele’yi beğenmediğimi belirteyim bu arada.

“ Yılmaz Erdoğan politik dengeleri gözetmeyi ihmal etmiyor. ”

Yine de popülariteyi yakaladığı için başarılı oldu film...

Doğru, popüler oyuncular ve büyük reklam bütçesi sayesinde, popülariteyi yakaladı. Ama kalem ve kağıttan ibaret bir bütçeyle neyi yakaladığına bakarsak, yani senaryosunda ne var diye sorarsak, hiçbir şey yakalayamadığını görüyoruz. Nedir anlatılan hikayenin aslı? Hakkari’ye bir televizyon cihazı gelir, köylüler çok sevinir, ama ekranda seyrettikleri ilk haber programında bir de öğrenirler ki oğulları Kıbrıs çıkarmasında ölmüş. Hepsi bundan ibaret! Ana hikaye bu.

Ne oğulun Kıbrıs’ta ölmesi enteresan, ne Hakkari’ye televizyon gelmesi, ne de oğulun ölümünün televizyondan duyulması enteresan. Evet, acıklı ama enteresan değil. Televizyondan öğrenmeseler, radyodan öğreneceklerdi. Radyodan öğrenseler, bu film, çekilmeye değer miydi? Televizyondan öğrenince neden değer oluyor?

“Ben bundan büyük bir film yaparım!” diyerek iyi niyetle yola çıkılmış. Ama bence büyük bir fikir, bir buluş yok ortada. Tabii ki Yılmaz Erdoğan benden çok daha çalışkan bir arkadaş, her hafta “Bir Demet Tiyatro” diye yüzlerce bölümlük bir dizi yazdı. Harika insanlardan oluşan çok güzel bir ekibi var. Bu ekip sayesinde, haklı olarak, Türkiye insanının da güvenini kazandı.

Çalışkanlığından başka, benim hiç sahip olmadığım bir başka yeteneği daha var: Politik dengeleri gözetmeyi asla ihmal etmiyor. Türkleri kızdırmayacak kadar Kürtçü, Kürtleri kızdırmayacak kadar “uzlaşmacı” olmayı başarabildi. Çözümü göründüğü kadar kolay olmayan bir denklemdir bu. Evet, Yılmaz Erdoğan’ın zeki bir arkadaş olduğunda kuşku yoktur.

Yine de, herhalde “seri imalata” eli fena halde alıştığı için olsa gerek, “ Vizontele ”yi çok yetersiz, çok kötü bir senaryoyla çekmiş. Konu hiç enteresan değil. Emir Kusturika’dan ödünç alınarak, çok yüzeysel biçimde taklit edilen bazı tiplerin enteresan olmasına çalışılmış. (Örneğin, Cezmi Baskın’ın oynadığı tip.)

Ama bence hiçbir rol enteresan değildi, Cem Yılmaz bile harcanabildi. (Oysa, Cem Yılmaz sayesinde “Her Şey Çok Güzel Olacak” bence Türk sinemasının kesinlikle en eğlendirici filmi olmuştu. “Jigolo” adlı senaryomu yazarken, hep, “ Her Şey Çok Güzel Olacak ”tan daha eğlenceli bir film yapmayı düşledim.)

“ Vizontele ”de, Yılmaz Erdoğan dahil, bütün oyuncular iyiydi. Ama roller yetersiz olduğu için oyunculuklar içe işlemiyordu. Bu anlamda filmin tek başarılı oyuncusu Demet Akbağ idi. Verimsiz rolünde bile; televizyon gömmek gibi, oynadığı karakterin mantığıyla bile açıklanamayacak, inandırıcılıktan tamamen uzak bir sahnede bile; tek kelimeyle iyiydi. Bence bu yıl, Portakalı kesinlikle Akbağ’ın alması gerekir. (“ Hemşo ”daki Okan Bayülgen de alırsa; Portakal bu yıl prestij kazanır.)

“ Sinan Çetin medyayı eleştirmemden hoşlanmamış.

Oyunlarınızın sergilenmesi konusunda pek çok talihsizlikle karşılaşmıştınız. Oyunlarınız sahnelenmemiş, ya da sahnelendiğinde sizin onayınızı almayan yapımlar çıkmıştı ortaya. Filmde de böyle talihsizlikler olabilir mi?

Sinan Çetin çekse filmi mesela, olabilirdi; çünkü medyayı eleştirmem Sinan’ın hoşuna gitmemiş. “Medyayı eleştirmeye ne gerek var, niye böyle şeyler yapıyor Coşkun? ” demiş, hikayeyi kendisine okuyan Hamdi Alkan’a. Tabii Sinan Çetin’le olmayacak bu iş, ama Hamdi de medyayı çok fazla eleştirmekten yana değil. Hamdi prodüksiyona ortak olur da, filmdeki söz hakkı fazla olursa, onunla epey tartışabiliriz sanırım. Ama Atıf Abi ile anlaşabileceğimizi, hiç sorun çıkmayacağını düşünüyorum.

Herkes seviyor hikayeyi. Ama kimileri neden sevdiğinin pek de farkında değil. Bence, aslında getirdiği eleştiri yüzünden seviliyor; o tırnaklayan, tırmalayan, rahatsız eden öğeleri yüzünden seviliyor hikaye. O nedenle hikayenin tırnaklarını sökmek akıllıca olmaz diye düşünüyorum.

Taviz vermeyeceğiniz anlamına mı geliyor bu?


Hayır, taviz verebilirim. Çünkü paraya çok ihtiyacım var; o nedenle, parayı veren düdüğü çalar, diyebilirim. Tiyatroda bunu söylemezdim ama sinemada taviz verebilirim. Yine de vermemek için canla başla çalışacağım.

   
Önceki Sonraki
 
   
Vizyondakiler
   
Gelecek Program
   
Salonlar

 



" HAMDi MÜMKÜN "


Coşkun Büktel foto arşivi

COŞKUN BÜKTEL KİMDİR?


Hamdi Alkan röportajı için tıklayın!..

Coşkun Büktel'in yeni kitabı çıktı...

FORUM:
"Yönetmen Tiyatrosu"na Karşı
...

Çoşkun Büktel VS "Alacakaranlık", Buktel'in sitesinde...

| ANA SAYFA | Vizyondakiler | Pek Yakında | Sinema Salonları | Haberler |
| Film Arşivi | Ünlüler Arşivi |Forum |
Copyright 2002 - On-Net A.Ş. | Bigglook
cinema@bigglook.com