bigglook
biggtravel
biggmenu
biggistanbul
biggauto
biggfootball
biggclub
biggshop
 

 

Filmler
  Yeni Çekilenler
Kamera Arkası
Film Arşivi
Ünlüler Arşivi
  Aktörler
Aktristler
Yönetmenler
 
Konuklar
  Haftanın Yıldızı
Haftanın   Röportajı
Dosyalar
  Festivaller
Klasik Filmler
Kült Filmler
SinePortre
ÖzelDosya
E-Kartlar
Film Afişleri
Haberler

Ayın Konuğu
COŞKUN BÜKTEL
buktel@yahoo.com


Jean Paul Sartre bile beğenirdi “ Hamdi Mümkün ”ü...

Son dönem Türk sinemasında hoşa gitme adına yapılan pek çok şey var. Bunun dışında olduğu için belki de...

Evet, sanki hiç hoşa gitmemeye çalışılarak yapılmış film. Hikaye çok sağlam kurulmuş. Çok enteresan olmasa da hatasız bir yapısı var, inandırıcı olmayan hiçbir şey göremiyorsunuz. Eğlenceli bir film değil ama çok sağlam bir hikayesi var.

Sağlam hikayeler, Türk sinemasında çok bol bulunan şeyler değildir. Hele bu hikayenin televizyona satılamayacak bir hikaye olması, görülmüş şey değildir. Filmde o kadar çok küfür var ki, televizyonda gösterilmesi mümkün değil. Kısaltılacak gibi de değil. Küfürlerin yerine bip bip koysanız, film bip biplerden ibaret olurdu.

Belki şifreli kanalda oynatırız diye hesaplamışlar ama şifreli kanalda gösterildiğinde bile, kanal, film yüzünden kapatma cezası almış.

Yenilerden en iyi bulduklarınız kimler?


Son zamanların en başarılı filmi Serdar Akar’ın çektiği “Gemide” ama; en keyifli film Ömer Vargı’nın çektiği “Her Şey Çok Güzel Olacak”... İkisinden hangisini çekmek ya da seyretmek isterdim diye kendime sorduğumda, “keyifli olanı” diye cevap veriyorum.

Derviş Zaim’in ilk filmini gördüm, o yüzden hiç umudum yok ondan. Son filmi de zaten bildiğim kadarıyla hiç çalışmadı. Gişe benim için aşağılanacak bir kriter değildir; bir film, insanlarda bilet almak isteğini yaratabilmelidir. Ama bilet alma isteği çok suni ve sinemasal olmayan yöntemlerle de, örneğin reklam bütçeleriyle de, yaratılabildiğinden; gişe, başarıyı ölçmek için tek kriter de sayılmamalıdır.

Hem entelektüellerin, hem de sıradan bir simitçinin bile saygısını kazanabilmeli bir film. “Hamdi Mümkün” böyle bir film olacak. İzleseydi Jean Paul Sartre bile beğenirdi diyecek herkes. Ama aynı zamanda, simitçiler de beğenecek. Böyle bir filmin örneği yok Türk sinemasında.


Coşkun Büktel’in sanat anlayışı nedir?

Dürüst olmak.

“ Yaptıklarımın beni kahramanlaştırıyor... ”

Dokuz köyden kovulsam da dürüst kalacağım diyorsunuz yani?

Kovamıyorlar aslında ama yine de bir bedel ödüyorum. Oyunlarımın oynanmasını engelliyorlar. Yazar değilmişim gibi, sözlüklerde, antolojilerde falan yerim olmuyor. Bu bedele razıyım. Ne de olsa onlar benim yüzümden çok daha ağır bedellere katlanmak zorunda kalıyorlar.

Ama sanırım o bedellerden hiç yüksünmüyorlar; daha önce de bir yerde yazdığım gibi: “Ben ancak maddi sefalete dayanıklıyım ve bununla övünüyorum; karşımdakiler ise ancak manevi sefalete dayanıklılar ama bununla övünemezler.”

Aslında “Hamdi Mümkün” de siz oluyorsunuz belki bu noktada?


Hayır, Hamdi Mümkün’ün benim gibi kaygıları ve mücadelesi yok, daha sade bir insan o, kahraman olmaya çalışmıyor. Bense kahraman olmaya çalışmasam bile, kahramanca davranmakta olduğumun bal gibi farkındayım; ya da en azından ne yaptığımı biliyorum, yani özellikle kahraman olmaya çalışmıyorum ama sonuçta yaptıklarımın beni kahramanlaştırdığını hissediyorum. Çünkü mücadelemde, öyle istemesem bile, bir kahraman gibi tek başımayım.

Sizin kitaplarınız çevrildi mi peki başka dillere? Böyle bir gayretiniz oldu mu?


“Theope”nin bitmiş bir çevirisi var. Derya Şendil ve İrlandalı bir tiyatrocu kız ile birlikte o bitmiş çeviri üzerinde biraz daha çalıştık; ama ben yine de henüz çok beğenmiyorum yaptığımız çeviriyi, bir de şu var ki, son çalışmamız yarım da kaldı. Bence “Theope”, İngilizce’de, Türkçe’den daha iyi bile olabilirdi. Çünkü “Theope” yöresel değil, evrensel temaları işleyen bir oyun ve İngilizce, daha çok olanakları olan bir dil...

Ibsen “Theope”yi okusa çok beğenirdi diyorsunuz. Bunun megalomanyaklıkla bir alakası var mı?

Ben dürüst olmakla alakası olduğunu düşünüyorum. Bir şeye inandığım zaman onu söylüyorum, öyle düşünmüyormuş gibi yapmayı sevmiyorum. Bir deli kadar rahat konuşan bir adamım, düşündüğümü söylerim, ama delilerin bir “Theope” yazabileceğini sanmıyorum, akıllılara hakaret olurdu bu.

“ İnternet yanlış kullanılıyor. ”

Son olarak, internet hakkında ne düşünüyorsunuz?

İnternetin ticari olmasından rahatsızım. İnternette iş yapan herkes para kazanmak için iş yapıyor. İnterneti ilk duyduğumda, onu dünyanın en büyük kütüphanesi olarak düşünmüştüm. Safça bir temenniydi bu. Ama internete girince gerçeğin öyle olmadığını anladım, anladıkça da tepki duydum. Yanlış bir yolda internet, yanlış kullanılıyor bence; bütün dünyada böyle.

Dünyanın en büyük kütüphanesi olsaydı, o zaman daha çabuk yayılırdı. Belki otuz sene sonra bu yönde gelişebilir, bilmiyorum; ama şu anda internete girmek televizyonda reklamları seyretmek gibi, hiç de akıllıca olmayan bir şey gibi geliyor bana.

İnternete girdiğinizde dolaylı dolaysız reklama, yani birilerinin size hazırladığı tuzaklara maruz kalıyorsunuz. E-mail yollamanın ve porno sitelerinin dışında internetin çok işe yaradığını düşünmüyorum.

Bazen, diyelim bir film seyrederken, filmin senaristini merak edince açıp bakıyorum. Adam hakkında doğru dürüst bilgi bulamıyorum. Adamın kitaplarını sana kaça satacaklarını söylüyorlar sadece. Oradan, dolaylı olarak adamın şu şu şu kitapları olduğunu, fiyatlarını öğreniyorsunuz. Ama adam hakkında iyi niyetle hazırlanmış bir bilgiye ulaşamıyorsunuz.

Yine de, gerekliliği inkar edilemeyecek, kaçınılmaz bir araç İnternet...

   
Önceki
 
   
Vizyondakiler
   
Gelecek Program
   
Salonlar

 



" HAMDi MÜMKÜN "


Coşkun Büktel foto arşivi

COŞKUN BÜKTEL KİMDİR?


Hamdi Alkan röportajı için tıklayın!..

Coşkun Büktel'in yeni kitabı çıktı...

FORUM:
"Yönetmen Tiyatrosu"na Karşı
...

Çoşkun Büktel VS "Alacakaranlık", Buktel'in sitesinde...

| ANA SAYFA | Vizyondakiler | Pek Yakında | Sinema Salonları | Haberler |
| Film Arşivi | Ünlüler Arşivi |Forum |
Copyright 2002 - On-Net A.Ş. | Bigglook
cinema@bigglook.com