|
Dr. Strangelove
“Burada kavga edemezsiniz, burası Savaş Odası.”
Çok
gizli bir askeri operasyonu gerçekleştirmek üzere, Amerika’nın
ve kapitalizmin baş düşmanı Sovyetler Birliği’ne doğru ilerleyen
B-52 bombardıman uçakları, yalnızca bir tuşa basarak bütün
dünyanın kaderini değiştirebileceklerinin henüz farkında
değillerdir.
Verilen
emri her ne olursa olsun harfiyen yerine getirmekle yükümlü
olan ve hedefe ulaşmak için gerekirse önlerine çıkan herşeyi
yok etmeye programlanmış birer makine olan “The Leper Colony”
( Cüzzamlı Koloni ) adlı uçağın mürettebatı, kullanılmayı
bekleyen iki atom bombasını, düşman mevzilerine bırakmaya
hazırlanmaktadır.
Emri veren ise, komunistlerin Amerika için hazırladıkları suikast planını keşfeden General Jack D. Ripper’dır. Bu suikaste engel olabilecek tek kişi durumunda olan Ripper, nükleer güvenlik talimatlarını bir kenara iterek, Sovyetler Birliği’ni yok etmeyi planlar. Fakat bu çılgın askerin bilmediği korkunç bir gerçek vardır: Ruslar, kendilerine bir saldırı olması halinde otomatik olarak devreye girecek şekilde programlanan ve bütün dünyayı yerle bir edecek güce sahip olan “Doomsday Device” ( Kıyamet Günü Silahı ) adlı bir bomba yapmıştır.
Gözler,
Pentagon’daki “Savaş Odası” adlı yeraltı karargahına çevrilmiştir.
Büyük bir mağarayı andıran bu kasvetli odanın tam ortasında
duran konferans masasının üzerinde ise, Rus hedeflerine
doğru yönelen bombardıman uçaklarının ilerleyişi izlenebilmektedir.
Yukarıdan
oval bir şekilde aydınlatılan masanın etrafında toplanan
Başkan Merkin Muffley ve danışmanları, kendilerini bekleyen
mahşer gününü nasıl engelleyeceklerine dair kara kara düşünmektedirler.
Nitekim, görev gereği bütün uçakların telsiz bağlantısı
kesilmiştir ve şifreyi bilen tek kişi olan General Ripley,
aklını kaçırmıştır.
Başkan Muffley, bu zor durum karşısında, Amerikan silahları stratejisti Dr. Strangelove’a danışmak durumunda kalır. Dr. Strangelove, adı, “garip-sevgi” anlamına gelen Merwerdich-liebe olan eski bir Nazi bilim adamıdır. İnce, koyu renkli gözlükleri ve siyah eldivenli mekanik sağ eliyle ürkütücü bir görünüme sahip olan ve de özellikle, olmadık zamanlarda hareket eden kolu olmak üzere, bedenini kontrol etmekte zorluk çeken Dr. Strangelove, adeta çılgın doktor portresinin temsilcisidir.
Uzun
süren uğraşlardan sonra B-52 uçaklarını saf dışı edecek
şifre çözülür. Fakat tehlike henüz atlatılamamıştır, çünkü
“The Leper Colony” uçağı arızalanmış ve görevin iptali emrini
alamamıştır.
Bu
uçağın güdümlü bombayı hedefe bırakmasıyla birlikte “Kıyamet
Günü Silahı” bombası da harekete geçer. Gökyüzü bir anda
mantar şeklinde yükselen bulutlarla kaplanır. Bu II. Dünya
Savaşı görüntüsüyle birlikte, bildik bir müzik de yükselmeye
başlar: “We’ll Meet Again” ( Tekrar Görüşeceğiz )
Amerika ve Sovyetler Birliği arasındaki iki kutuplu Soğuk Savaş politikalarını, “Kıyamet Günü” ekseni etrafında işleyen “Dr. Strangelove, Or: How I Learned To Stop Worrying and Love the Bomb” ( Dr. Strangelove, Ya da: Endişelenmeyi Bırakıp Bombayı Sevmeyi Nasıl Öğrendim ) adlı film, daha çok “ 2001: Bir Uzay Efsanesi”, “Otomatik Portakal” ve “Gözleri Tamamen Kapalı” gibi filmleriyle tanınan ve kısa bir süre öne hayata veda eden Stanley Kubrick’in imzasını taşıyor.
Çarpıcı konusu, hiciv dolu anlatımı ve zekice hazırlanmış hikaye kurgusuyla oldukça başarılı bir kara-komedi denemesi olan “Dr. Strangelove”un bu başarısında yönetmenin olduğu kadar, hiç şüphesiz, Peter George’un “Kırmızı Alarm” ( Red Alert ) adlı romanından uyarlanan, mizah öğesinin ağır bastığı senaryosunun da önemli bir payı var.
1950’li
yılların Soğuk Savaş atmosferi içerisinde yoğunluk kazanan
apokaliptik korkuları açığa çıkaran bu film, aynı zamanda
1960’lı yıllarda baş gösteren, kontrolden çıkan ve giderek
insanlığa hükmederek adeta kabus haline gelen teknoloji
temasını ele alıyor.
Bilim-kurgu
ve kara-komedi türlerinin tarihsel gelişiminde bir dönüm
noktası teşkil eden “Dr. Strangelove”un bir kült film olmasındaki
en büyük faktör ise, yoğun ve sıra dışı bir üslupla işlenmiş
olan karakterleri aracılığıyla, geniş açılımlı ve alternatif
çözümlemeler sunan bir tarihsel perspektifi getirebilmesidir.
Her ne kadar bir bilim-kurgu filmi olsa da, “Dr. Strangelove”un esas vurgulamak istediği nokta, bilimden ziyade insan doğasıdır. Nükteli ve oldukça alaycı bir şekilde insan doğasının şüphe götürür özelliklerini ele alan Stanley Kubrick, aklını kullanma yeteneğine sahip olmasına rağmen, insanın, kana susamışlık, kontrol edilemeyen cinsel arzu, “yabancı” düşmanlığı gibi irrasyonel davranışların esiri olduğunun altını çiziyor.
|