|
Özellikle
Festival'in genç izleyicilerinin büyük ilgi gösterdiği Geceyarısı
Sineması gösterimlerinde sunulan filmler bu yıl ilk kez
ayrı bir bölüm altında toplandı. Bu filmlerin çoğunluğunu
Asya sinemalarından gelen gerilim, aksiyon ve korku filmleri
oluşturuyor. İstisnalar, Brezilya ve Almanya'dan birer film.
Brezilyalı
yönetmen Aluizio Abranches, kısa sürede bir kült filme dönüşen
"As tres Marias / Üç Maria"da western türünden
esinlenmiş. Bu vahşi ama matrak intikam öyküsünde seyirciyi
Brezilya'nın medeniyetten uzak kuzeydoğu kesiminde filmin
kahramani üç kızkardeş eşliğinde ilginç bir yolculuğa çıkarıyor.
Robert Schwentke'nin yönettiği "Tattoo / Dövme",
insan sapkınlığını kabullenişi ve acımasızca çizdiği kötülük
tablosuyla, üstün nitelikli bir janr filmi, kapkara bir
mücevher. Bu sürükleyici, tüyler ürpertici ve sürprizlerle
dolu polisiye, Almanya'nın "Se7en / Yedi"ye bir
tür cevabı. Dünyanın kimi yerlerinde insanlar ölür... ama
belki de ölmezler. "Three / Üç", Kore, Tayland
ve Hong Kong gibi aslında birbirinden son derece farklı
üç uzak doğu ülkesinden gelen, ülkelerinin önde gelen yönetmenleri
Kim Jee-Woon, Nonzee Nimibutr ve Peter Ho-Sun Chan tarafından
çekilmiş, ölümden sonra hayat üstüne üç ruh ürpertici öykü.
Japon yönetmen Hideo Nakata'nın, şu sıralarda Amerikan versiyonu
gösterimde olan olağanüstü "Ring / Halka" üçlemesiyle
adını duyurduktan sonra çektiği "Dark Water / Karanlık
Sular", keder ve terk edilme korkularını ele alan sürükleyici,
doyurucu bir gerilim filmi. Uzak doğunun yeni kült ikilisi
Oxide ve Danny Peng kardeşler, Geceyarısı Sineması'na iki
filmle katılıyorlar: "Bangkok, Dangerous / Tehlike
Yuvası Bangkok" ve "The Eye / Göz". Birincisi,
Toronto'dan FİPRESCİ ödüllü; stilize, ilginç kurgu tekniklerine
ve efektlere ağırlık veren, güçlü bir macera filmi. Bu yıl
pek çok festivalde ilgi gören "Göz" ise, kornea
nakli yapıldıktan sonra korkunç şeyler görmeye başlayan
bir kız hakkında. Genç Mun, mucizevi bir ameliyatın ardından
ortaya çıkan bu hayaller yüzünden hassaslaşan ruh sağlığını
kurtarmak için bakışıyla lanetlendiği, organ sahibi kişinin
kimliğini bulmaya gidiyor. Geceyarısı Sineması, yılda ortalama
4-5 filme bana mısın demeyen Takashi Miike'siz olur mu?
Festival'in iki yıl önce, aralarında unutulmaz "Dead
or Alive / Ölü veya Diri"nin de bulunduğu 5 filmiyle
sinemaseverlere tanıttığı, Japon sinemasının gerçekten sınıflaması
güç kült yönetmeni Miike, bu yıl da iki filmle Geceyarısı
Sineması'nın konuğu. "Dead or Alive 2: Birds / Ölü
veya Diri 2: Kuşlar", sürükleyici ve abzürd bir Yakuza
öyküsü. Buna bir devam filmi demek de doğru değil, çünkü
bir önceki filmin taşlaması niteliğinde. "Dead or Alive
- Final / Ölü veya Diri - Son" ise, bu kıyamet üçlemesinin
(şimdilik!) son bölümü. Miike'nin, herhangi bir ahlâki değerden
yoksun, köksüz karakterlerle dolu ilk iki "Ölü veya
Diri" filminin tanımlayıcı özellikleri, estetik aşırılık
ve gerçek üstü şiddetti. Bir bilim-kurgu niteliği taşıyan
son bu bölümde ise yönetmen bizi 24. yüzyılın Yokohoma'sına,
robotların da yer aldığı tükenmiş bir dünyaya götürüyor.
Üç filmin belki de tek ortak yönü, başrollerinde Japon sinemasının
en sevilen aktörleri arasında yer alan Riki Takeuchi ve
Show Aikawa'nın canlandırdığı, birbirinin can düşmanı ama
sonunda ortak bir kaderi paylaşan ilginç karakterler. Geceyarısı
Gösterileri'nde yer verilecek son iki film ise, Festival'in
bu yılki usta yönetmenlerinden Brian de Palma'nın, Robert
de Niro'nun başrolünü üstlendiği, birbirinin devamı olan
"Greetings / Selamlar" ile "Hi, Mom! / Merhaba
Anne!" adlı ilk dönem filmleri...
Festival
Programı için tıklayın...
|