bigglook
biggtravel
biggmenu
biggistanbul
biggauto
biggfootball
biggclub
biggshop
 

 

Filmler
  Yeni Çekilenler
Kamera Arkası
Film Arşivi
Ünlüler Arşivi
  Aktörler
Aktristler
Yönetmenler
 
Konuklar
  Haftanın Yıldızı
Haftanın   Röportajı
Dosyalar
  Festivaller
Klasik Filmler
Kült Filmler
SinePortre
ÖzelDosya
E-Kartlar
Film Afişleri
Haberler
     

 
DÜNYA SİNEMASININ GENÇ YILDIZLARI


Her yıl, yeni ve genç bir yönetmen kuşağının imzasını taşıyan filmler dünya sinemasına farklı bir soluk ve taze kan getiriyor. Festival'in artık gelenekselleşen bu bölümü, ilk veya ikinci filmlerini çeken ve özgün sinema anlayışlarıyla geçtiğimiz yıl değişik festivallerde gerek film eleştirmenlerinin, gerekse izleyicilerin büyük beğenisini toplayan genç yönetmenlerin, çoğu ödüllü yapıtlarından oluşuyor.Bölümde çeşitli ülkelerden genç gözlerin özelde çevrelerini, genelde dünyayı nasıl gördüklerini yansıtan, farklı tadlar içeren 16 film yer alıyor.

Amerikalı kadın yönetmen Patricia Cardoso'nun, Latin asıllı tombul bir genç kızın Los Angeles'taki yaşamını yansıtan "Real Women Have Curves / Kadın Dediğin"i, izleyiciye kendini iyi hissettiren, küstah enerjisi ve olanca sevimliliğiyle, coşku dolu ve komik bir yapıt. Sandra Gugliotta'nın ilk filmi "Un dia de suerte / Şanslı Bir Gün", ülkesinden ayrılıp dedesinin geldiği Sicilya'ya dönmeye kararlı bir genç kızın mutluluk arayışını anlatırken, Arjantin'in yakın geçmişini aydınlatarak, Arjantinlilerin günümüzde nasıl bir duruma düşürülmüş olduğunu da sergiliyor. Michael Hoffman'ın yönettiği, kendi kendini hırpalayan genç bir kadının, bir gece boyunca erkeklerin dünyasındaki serüvenini anlatan kışkırtıcı, yaratıcı, vahşi ve sert "Sophiiiie!" ise, sırf başroldeki Katharina Schüttler'in müthiş oyununu görmek için bile izlenmeye değecek, etkileyici bir film. 23 yaşındaki sinema öğrencisi Kei Horie'nin yönettiği "Glowing Growing / Parlak ve Olgun", çağdaş Japon gençliği kültürünün çok ilgi gösterdiği bir tema olan intiharı ele alan hümanizm yüklü, güçlü ve şaşırtıcı bir ilk film.

Christophe Loizillon'un "Ma caméra et moi / Kameram ve Ben"inin kahramanı Max'ın hayatta tek bir takıntısı var: Tanrı'yı ve kızları filme çekmek. Altı yaşındaki ilk kamerasından bu yana, kameraları elinden bırakmamış. Julie Lopes-Curval'ın yönettiği 2002 Cannes Altın Kamera ödüllü ''Bord de mer / Sahil'', bir yıl boyunca, küçük bir Fransız kasabasında hayatları iç içe geçen ve büyüklü-küçüklü değişimler yaşayan on iki kadar insanı yakın gözlem altına alıyor. Bölümün ilgi toplayacak filmlerinden, Brezilya yapımı "Viva voz / Telefon Açık Kalınca"nın yönetmeni Paulo Morelli, bir anda her şeyi tersyüz eden olaylarla dolu, sürpriz bir finale sahip, tempolu, delidolu bir komediye imza atmış.

Selanik Film Festivali'nden İzleyici Ödüllü "Occident / Batı", aralarında kesişen, birbiriyle bağlantılı ve aynı zaman diliminde geçen, üç bölüme ayrılmış akıcı bir kara komedi. Romen yönetmen Cristian Mungiu, göç ve özellikle geride kalanlar hakkında birkaç hikâyeyi birden anlatıyor. Yunan filmi "Diskoli apocheretismi - O babas mou / Zor Vedalar: Babam", babasını kaybeden bir çocuğun acıyla yüzleşmesini incelikle ortaya koyan ve güçlü gözlemlere dayanan bir karakter çalışması. Penny Panayotopoulou'nun filminin iki erkek oyuncusu da farklı festivallerde ödüllendirildi.

Festival izleyicilerinin, birkaç yıl önce, büyük ilgi gören ilk filmi "Ratcatcher / Fare Avcısı"yla tanıdığı İskoç kadın yönetmen Lynne Ramsay ise, bu kez filme adını veren genç kadının kaderini değiştiren bir olayın ardından çıktığı yolculuğu anlatan yeni filmi "Morvern Callar"la karşımızda. Film, uyanıkken görülen, insanın içinden büyülenmiş bir halde ve tuhaf bir coşkuyla çıktığı, ama bilgeliğine katkıda bulunmayan bir tür karabasan. Hırvat yönetmen Vicko Ruic'in ilk filmi "Serafin, svjetionicarev sin / Fener Bekçisinin Oğlu", eziyet çeken bir ruhun simgesel anlam ve metaforlu göndermelerle bezeli öyküsünü anlatıyor. Deauville ve San Sebastian film festivallerinden ödülle dönen "Raising Victor Vargas / Victor'un Uyanışı" ise, ergenlik üzerine dürüst bir çalışma. Amerikalı bağımsız genç yönetmen Peter Sollett, bu eğlenceli komedide, Latin erkek şovenizmiyle ilgili kimi klişeleri ortaya sermiş.

Arjantinli yönetmen Pablo Trapero'nun "El Bonaerense"si, bilmediği düşmanca bir dünyada kaybolmuş, umutsuzca bir çıkış yolu arayan yalnız bir adamın öyküsünü anlatırken, Buenos Aires polisinin yolsuzluklarını gözler önüne seriyor. Londra'da FİPRESCİ Ödülü'nü alan Tacik filmi "Farishtay kitfi rost / Sağ Omzumdaki Melek", ender rastlanır türde bir film. Yönetmen Djamshed Usmanov, toplumun sınırındaki hayatları çok sürükleyici, duygulandırıcı ve özlü bir şekilde sergilemiş. Tayvanlı genç yönetmen Chih-yen Yee'nin "Blue Gate Crossing / Mavi Kapıdan Geçerken"i ise, herkesin hayatında yaşadığı belirli ve bildik bir döneme değiniyor: iki kız ile bir delikanlının geleceğe ve yetişkinliğe açılan kapıdan geçiş ânını ele alırken, bunu keyif verici bir rahatlık ve açık yüreklilikle yapıyor. Bir başka Uzak Doğu filmi ise, Jia Zhang-Ke'nin yönettiği "Unknown Pleasures / Bilinmeyen Zevkler". Yetenekli yönetmen, karaoke ve Tarantino çocukları diye tanımlanabilecek günümüzün duyarsız Çin gençliğini mükemmel bir şekilde anlamış ve anlatmış.

Festival Programı için tıklayın...

   
Vizyondakiler
   
Gelecek Program
   
Salonlar

 







Büyütmek için tıklayınız...
 

| ANA SAYFA | Vizyondakiler | Pek Yakında | Sinema Salonları | Haberler |
| Film Arşivi | Ünlüler Arşivi |Forum |
Copyright 2002 - On-Net A.Ş. | Bigglook
cinema@bigglook.com