|
Uluslararası
İstanbul Film Festivali'nin değişmez sponsorunun ismini
taşıyan, Emek Sineması'nda Festival'in ilk dokuz gecesinde
gerçekleştirilecek olan "Turkcell Galaları"nda,
FilmEkimi'ndeki galalarda olduğu gibi, daha sonra ticari
gösterime girme ihtimali bulunan seçkin filmlerin ilk gösterimi
yapılacak.
Woody Allen'in geçen yıl Cannes Film Festivali'nin açılış
filmi olan son komedisi "Hollywood Ending / Hollywoodvari
Bir Son"un kahramanı, eline bir dönüş filmi yapma şansı
geçince paranoya yüzünden geçici süreyle kör olan, ama gene
de filmini çekmeye çalışan, ikbal devri geride kalmış bir
yönetmen. "Boogie Nights / Ateşli Geceler" ve
"Magnolia / Manolya"nın yönetmeni Paul Thomas
Anderson'ın son filmi "Punch-Drunk Love / Aşk Sarhoşu"
ise, yedi kız kardeşi yüzünden aşka tövbe etmiş genç bir
işadamının hayatındaki beklenmedik gelişmeler üzerine kurulu
bir romantik komedi. Turkcell Galaları'da bir Bollywood
filmi de dikkat çekiyor. Sanjay Leela Bhansali'nin Cannes'da
gösterilen "Devdas"ı bu yıl Hindistan'da pek çok
ödül almış, görkemli bir yapıt. "Devdas", her
şeyin, hatta yaşamın bile üzerinde bir aşkın öyküsü; filme
adını veren, "seven, seven ve sadece seven, bu sevgiden
yoksun kalmaya dayanamayan" bir adamın destanı. Çarpıcı
filmleriyle tanıdığımız Neil Jordan'ın, Güney Fransa'da
bir kumarhaneyi soymaya çalışan yaşlı kumarbazın öyküsünü
anlattığı "The Good Thief / Hırsız"ı ise, Jean-Pierre
Melville'in ünlü başyapıtı "Bob le flambeur"ün
yeni bir versiyonu. Uzun zamandır Festival'den uzak kalan
Aki Kaurismaki, Cannes Jüri Büyük Ödüllü, En İyi Avrupa
Filmi Felix'li son filmi "Man Without a Past / Geçmişi
Olmayan Adam"la hayranlarının karşısında. Finlandiya'nın
sıradışı maestrosu, çulsuz yalnız kalpler üzerine hem acı
hem tatlı, hayatı onaylayan komedisiyle FİPRESCİ'nin Yılın
En İyi Filmi ödülüne de layık bulundu. Ünlü aktör John Malkovich'in
ilk yönetmenlik denemesi "The Dancer Upstairs / Üst
Kattaki Dansçı" ise polisiye, politik drama ve aşk
öyküsü türlerinin başarılı bir karışımından oluşuyor. Festival'in
gediklisi Carlos Saura, "Carmen" ve "Tango"dan
sonra "Salome"de de kendi estetiğini yaratan bir
dans güzellemesinin yanısıra, İncil'deki Salome öyküsüne
yeni bir yorum getiriyor. "Auto Focus"un sıradışı
yönetmeni Paul Schrader ise, bir dönemin ünlü TV aktörü,
seks düşkünü Bob Crane'in renkli yaşamını ve gizemli ölümünü
anlatırken, gerçek bir öyküyü kurmaca da katarak büsbütün
ilginç hale getiriyor. Dogma akımının öncülerinden, "Festen
/ Şölen"le hafızalardan silinmeyen Thomas Vinterberg
ise, Hitchcock'un gerilim unsurlarından bazılarını taşıyan
klasik aşk öyküsü "It's All About Love / Aşka Dair
Her Şey"de, yakın bir gelecekte çivisi çıkmış bir dünyada,
aşkları ve nihayetinde hayatları için mücadele eden iki
sevgiliyi anlatıyor.
Festival
Programı için tıklayın...
|