|
İstanbul
Film Festivali, "Anısına" adlı geleneksel bölümünde,
her yıl, dünya sinemasına büyük katkıları olmuş, artık aramızda
bulunmayan usta yönetmenleri, kapsamlı toplu gösterilerle
anıyor. Geçen yıl Vittorio De Sica'nın tek başına yer aldığı
bölümde, bu yıl yedişer filmiyle Japonya'dan Yasujiro Ozu
ve ABD'den William Wyler var.
Dünya sinemasının en has ustalarından biri sayılan ve "Japon
yönetmenlerin en Japon'u" olarak adlandırılan Yasujiro
Ozu, 100. doğum yılında, kendisine ayrılan bölümde biri
sessiz olmak üzere yedi filmiyle yer alıyor. Aralarında,
başyapıtı sayılan, sinema üzerine bir ders niteliğindeki
"Tokyo monogatari / Tokyo Story / Tokyo Hikâyesi"
de var. Bu evrensel film, tek bir ailenin deneyimlerinin
merceğinden bakarak, değişen bir toplumda kaybolmuş geleneklerin
ve değerlerin suskun, nostaljik bir tablosunu çiziyor. Programdaki
sessiz film ise, 1932 yapımı "Umarete wa mita keredo
/ I Was Born But... / Doğdum Ama...". Ozu burada, yetişkinliğin
karmaşıklıkları ile çocukların masumiyetini karşılaştırırken,
öyküsünü mizahla ve hafiflikle anlatıyor. Çocukların ve
anne-babaların bir noktada ayrılması gerektiğini vurgulayan
"Banshun / Geç Gelen Bahar", duyguların asla yüzeye
çıkmadığı bir ölçülülük başyapıtı. "Bakushu / Erken
Gelen Yaz"da ise, yönetmen en sevdiği iki temayı, modern
Japonya'daki kültür çatışmaları ile bağımsız Japon kadınının
ortaya çıkışını birleştiriyor. Ozu'nun en uzun filmi "Soshun
/ Erken Gelen Bahar" da onun sınai ilerlemenin bedeli
üzerine toplumsal bir yorum sunduğu, insanı kandıracak kadar
basit bir aile dramı. Çağdaş Japon yaşamına akıllıca, mizahi
ve şen bir kaçamak bakış sunan ilk renkli filmi "Ohayo
/ Günaydın" ise, iletişimin gücünü ve havadan sudan
konuşmanın nasıl da günlük yaşamımızı kolaylaştırdığını
gözler önüne seren bir film. Ozu'nun son filmi olan "Sanma
no aji / Bir Güz Öğleden Sonrası", baba-kız ilişkilerini
yeniden inceleyen bir diğer Ozu klasiği.
Festival
Programı için tıklayın...
|