|
Festival
bu bölümde, geride bıraktığımız yıl içinde ölmüş sinemacıları
bir kez daha saygıyla anıyor ve onlara seçkin bir filmleriyle
veda ediyor.
Bölümün
ilk sinemacısı, olağanüstü filmi "The Manchurian Candidate
/ Casuslara Karşı" (1962) ile John Frankenheimer. Komplo
teorilerinin yeniden ortaya çıktığı günümüzde büsbütün önem
kazanan bu emsalsiz siyasi gerilim filmi, zamana meydan
okuyor. Maurice Pialat ise, "Van Gogh" (1991)
adlı filminde, ünlü ressamın hayatının, Auvers-sur-Oise
köyünde geçen son üç ayını anlatıyor. Hayatının bu en verimli
dönemindeki Van Gogh'u oynayan Jacques Dutronc bir César'la
ödüllendirilmiş. Usta aktör Rod Steiger'in başrolünde oynadığı
ve Norman Jewison'ın yönettiği "In the Heat of the
Night / Gecenin Sıcağında" (1967) ise, hem geçen yıl
yitirdiğimiz Steiger'ın, hem de Sidney Poitier'in harikûlade
oyunlarıyla büsbütün güçlenen unutulmaz bir dedektif öyküsü.
İngiliz Yeni Dalgası'nın seçkin isimlerinden Karel Reisz'ın
yönettiği, Alan Sillitoe'nun kendi romanından uyarladığı
"Saturday Night, Sunday Morning / Sevişme Günleri"
(1960),.1960'ların İngiliz sinemasına damgasını vuran "öfkeli
delikanlı" filmlerinin en iyilerinden biri. İşçi sınıfı
yaşamının bu etkili tablosu, genç Albert Finney'in de adını
duyurmuştu. Bölümün tek komedisi ise, Billy Wilder'in imzasını
taşıyan, düzeyine erişilememiş klasik bir komedi. Marilyn
Monroe, Jack Lemmon ve Tony Curtis'in başrollerini paylaştığı
"Some Like It Hot / Bazıları Sıcak Sever" (1959)
baştan sona inanılmaz derecede zeki, temposu canlı, oyunculuğu
nefis, cüretkâr bir film.
Festival
Programı için tıklayın...
|