bigglook
biggtravel
biggmenu
biggistanbul
biggauto
biggfootball
biggclub
biggshop
 

 

Filmler
  Yeni Çekilenler
Kamera Arkası
Film Arşivi
Ünlüler Arşivi
  Aktörler
Aktristler
Yönetmenler
 
Konuklar
  Haftanın Yıldızı
Haftanın   Röportajı
Dosyalar
  Festivaller
Klasik Filmler
Kült Filmler
SinePortre
ÖzelDosya
E-Kartlar
Film Afişleri
Haberler
     

 
BRIAN DE PALMA


Vaktiyle "Amerikan Hitchcock'u" olarak ünlenmiş Brian De Palma 1996 yılında, sinema endüstrisindeki 23 filminin ve 32 yılın ardından, ticari sinemanın çok gişe yapan filmi "Mission: Impossible / Görevimiz Tehlike"yle bir gecede başarıya erişti. "Asi" imajını sonunda yitirmişti, artık ona vasıflı, korkulacak kadar zeki ve hepsinden de öte, tekniğin ustası bir sinemacı gözüyle bakılıyordu; ama zaten bu bir gerçekti. De Palma gene de günümüz beyazperdesinin en çok tartışma yaratan sinemacılarından biri olmayı sürdürmekte. Filmlerinin erdemleri eleştirmenler ve araştırmacılar tarafından şiddetle tartışılmıştır; kimi onun daha önceki yönetmenlerin üslûplarından başarılı bir sentez yaratan yetenekli bir zanaatkâr olduğuna, kimi de kana ve dehşete düşkün üslûbuyla entelektüel olmak yerine çarpıcılığı yeğleyen, istismarcı bir kadın düşmanı olduğuna inanmaktadır. Gene de onun Hitchcock, Antonioni, Powell ve Eisenstein göndermeleriyle dolu filmleri, sinema düşkünlerine büyük keyif verir.

De Palma daima, kanlı olan her şeye karşı tutkunluğunu, çocukluğunda ortopedik cerrah babasını izlerken kazandığı konusunda ısrarlı olmuştur. En sinemasal eğilimi olan röntgenciliğini de çocukluğundaki belirli bir olaya bağlamıştır. Brian yeniyetme yaşlarındayken annesi, babasını sadakatsizlikle suçlamış ve ayrılmışlardı. Delikanlı annesinin kuşkularını doğrulayacak kanıtlar bulma umuduyla, günlerce elinde kayıt donanımıyla babasını takip etmişti. Aslında "Home Movies / Amatör Filmler" (1979), De Palma'nın hayatındaki bu dönemin kurmacalaştırılmış öyküsüdür.

Brian Russell De Palma 11 Eylül 1940'ta, Newark, New Jersey'de doğdu. Depresif, mütehakkim bir anne ile mesafeli bir doktor babanın oğlu olarak çocukluğunu Philadelphia'da, ağabeyleri Bruce - annesiyle babasının gözdesiydi - ve Bart'la rekabet ederek geçirdi. Columbia Üniversitesi'ne fizik okumak için yazılmıştı, ama sonra sahne sanatları bölümüne geçti. Aynı zamanda sinemaya ilgi duyuyordu ve ilk film çalışmalarını 16 mm'lik, "Icarus" (1960) ve "660214, The Story of an IBM Card / 660214, Bir IBM Kartının Öyküsü" (1961) gibi filmlerle gerçekleştirdi. Bunlardan biri olan ve birkaç ödül alan "Wotan's Wake / Wotan'ın Ardından" (1962) sayesinde, Sarah Lawrence College'a yazarlık bursu kazandı, tiyatro yönetmeni Wilford Leach hamisi oldu. Orada okurken, 1964-66 yılları arasında ilk uzun metrajlı kurmaca filmi "The Wedding Party / Düğün Şöleni"ni yaptı. 1969'a kadar gösterime giremeyen bu filmin kadrosunda, Sarah Lawrence öğrencilerinden Jill Clayburgh ile kendine "Bobby" De Niro diyen Brooklyn'li bir çocuk da vardı.

De Palma, "Düğün Şöleni"nin bitmez tükenmez post-prodüksiyon süreci sırasında, para kazanabilmek için beş kısa belgesel çekti: "Jennifer" (1964); "Mod" (1964); "Bridge That Gap / Şu Arayı Kapa" (1965); "You Show Me A Strong Town And I'll Show You A Strong Bank / Bana Güçlü Bir Kasaba Göster, Sana Güçlü Bir Banka Göstereyim" (1966) ve "The Responsive Eye / Duyarlı Göz" (1966). Sinemalarda gösterime giren ilk filmi, New York'un East Village'ında, iki film oynatılan bir sanat sinemasında sadece iki hafta gösterilen, 1968 yapımı "Murder à la Mode / Modaya Uygun Cinayet"ti. Sonraki iki kurmaca filmi; her ikisinde de başrolü Robert De Niro'nun oynadığı "Greetings / Selamlar" (1968) ile onun devamı olan "Hi, Mom! / Merhaba Anne!"ydi (1970). Küçük bütçeli, sistem karşıtı bu filmler, Amerikan töreleri ve Vietnam Savaşı'na ülke içindeki tepkiler üzerine çiğ bir hicivle dolu kişisel yorumlardı. De Palma'nın seksizm, röntgencilik gibi bellibaşlı temalarının ve öykü içinde öykü, bakış açısı çekimi, bölünmüş perde, uzun planlar, vb. gibi favori film tekniklerini pırıl pırıl kullanışının da habercisiydiler. De Palma'nın Hollywood'daki meslek hayatı bu iki filmin eleştirmenler nezdinde başarı kazanmasının ardından, uçuk komedi "Get To Know Your Rabbit / Tavşanını Tanı"yla (1972) başladı. Hatırı sayılır ölçüde stüdyo müdahalesinden zarar gören bu film gişe yönünden parlak değildi ama yönetmen, bağımsız gerilim filmi "Sisters / Kız Kardeşler"le (1973) bazı eleştirmenlerin takdirini kazandı. De Palma'nın Hitchcock görsel grameri üzerine kurulu üslûbunu taşıyan filmlerinin önünü açan bu işi, onun her yönüyle bir janr filmi yapma yolundaki ilk girişimi oldu.

Psikolojik gerilim sinemasının ustası Brian De Palma hep akıcı, yaratıcı bir sinema üslûbu sergilemiştir. De Palma filmleri her şeyden çok cüretkâr görsel üslûplarıyla dikkati çeker. Bazen sadece bir Alfred Hitchcock taklidi olduğu yolunda eleştirilere muhatap kalmıştır ama, De Palma'nın filmleri, Hitchcock'a saygı duruşunda bulunsa bile, konuları ve teknikleriyle onun filmlerinden çarpıcı biçimde ayrılır. Hitchcock'un filmleri daha çok duyguların bastırılması üzerinde odaklanırken, De Palma daha çok suçun kendisi ve kurbanın tepkisiyle ilgilidir. Aynı şekilde grafik şiddet resmettiği için de eleştirilen De Palma, buna cevaben filmlerinde Eisenstein'ın çatışma olarak montaj kuramını kullandığını söyler: "film, şiddetin 'ta kendisi'dir". Biçemcilik, De Palma'nın şiddetini estetik olarak mesafeli kılar, böylece de şiddet gerçekçi bir ayrıntı olmaktan çok, görsel bir efekte dönüşür.

De Palma, kendisine ticari başarı da getiren, hem gerçek şoklar hem de zekice bir mizah içeren öncü yeniyetme korku filmi "Carrie / Günah Tohumu"ndan (1976) itibaren, filmlerinde tekrar tekrar ortaya çıkan temaları ve anlatı kalıplarını ele almaya başlamıştır. Saplantı, cinsellik ve ölüm, De Palma filmlerindeki anahtar temalardır. Anlatılarının basit çözümleri yoktur - saplantılar ölmez, açık cinsellik de çoğu kez ölüme yol açar. Belirgin bir siyasi doktrinin filmlerinde ağırlığı olmasa da, siyaset bazen şiddete bağlanır; özellikle "Selamlar", "Merhaba Anne!", "The Fury / Öfke" (1978) ve "Blow Out / Patlama"da (1981).

Özenli kamera hareketleriyle adını duyuran De Palma, bize yalnızca film sürecini değil, düş sürecini de hatırlatır. De Palma'nın her düş sekansında, kendi kendimize, düşün nerede başladığını ve filmin işi nerede devraldığını sorarız. Düş/karabasanın anlatı çerçevesi, hem stilize olarak baştan çıkarıcı başıboş-kalmış-bıçaklı katil hikâyesi "Dressed to Kill / Öldürmeye Hazır"ı (1980), hem de Vietnam Savaşı'nda ateş altında fazilet üzerine saygın bir çalışma olan "Casualties of War / Savaş Kayıpları"nı (1989) içine alır. Filmlerinin çoğu, mükemmel siyasi gerilim filmi "Patlama"da en trajik şekliyle resmedildiği gibi, bir kadın karakteri kurtarma yolunda başarısızlığa uğramış bir çabayı sergiler. De Palma'nın, dışlanmış kişi ve bir kahramanlık ideali olarak yetenekli gencin ikili rolüne olan tutkunluğu, "Günah Tohumu" ve "Öfke"de örneklenmiştir.

Aile içi aşk ve Oedipus çatışması altmetni, De Palma vizyonunun psikolojik gücünün temelini oluşturur. Babayı aramak, bastırılmış ensest ilişkiler ve kardeşler arasında rekabet gibi unsurlar, filmlerinin bazılarında ortaya çıkar. "Obsession / Saplantı" (1976) ve "Öfke"nin karmaşık anlatı yapıları, bu temaları özellikle etkin biçimde inceler. De Palma sadomazoşizm ve röntgenciliğin dinamiklerini, porno endüstrisinde geçen bir gerilim filmi olan "Body Double / Sahte Vücutlar"da (1984), "Öldürmeye Hazır"da ve "Patlama"da keşfe çıkar.

Ayrıca De Palma, Amerikan efsanesini parçalarına ayıran toplumsal ve ahlâki gerginlikleri de deşer. Paranoyakça komploculuk ve iktidar politikası, "Patlama" ve "Savaş Kayıpları (Casualties of War) " gibi yapıtlarında genç kahramanların ahlâki çıkmazlarını biçimlendirir. De Palma, "Scarface / Yaralı Yüz" (1983), "The Untouchables / Dokunulmazlar" (1987) ve "The Bonfire of the Vanities / Şenlik Ateşi"nde (1990) olduğu gibi, kurumsal, mesleki ve siyasi yozlaşmanın daha büyük toplumsal sorunlarını çevresel olarak inceleyebilir, ama yönetmen kendine bir polemikçi değil, bir sanatçı gözüyle bakar. Yeniyetmeler arasındaki bağın toplumsal kurallara uygunluğunu ve acımasızlığını araştıran "Günah Tohumu" bile, aslında De Palma'nın karakteristik kara mizahıyla kendi parodisini yapar.

De Palma öncelikle psikolojik gerilim filmi janrında çalıştığı halde aşk, korku ve gangster melodramı unsurlarını da araştırmıştır. O kadar karakteristik olmayan işleri arasında hem korku filmi hem de komedi olarak izlenebilecek yergi niteliğindeki rock müzikali "The Phantom of the Paradise / Cennetteki Hayalet" (1974) ve zayıf komedileri "Home Movies / Amatör Filmleri" (1979) ile "Wise Guys / Akıllı Adamlar" (1986) da bulunur. "Raising Caine / İçimizdeki Şeytan " (1992) De Palma'nın gözde aktörlerinden John Lithgow'u en çılgın, en karanlık tutkularını ifade etmesi için başıboş bıraktığı, dört dörtlük bir dehşete dönüşmüştür. "Carlito's Way / Carlito'nun Yolu" (1993) bu sefer (daha önce De Palma ile "Yaralı Yüz"de de çalışmış olan) Al Pacino'nun rol aldığı bir başka suç filmiydi ve yönetmenin yıllar boyunca en çok övülen filmlerinden biri oldu.

Tam bir fiyasko olan "Şenlik Ateşi" hariç, De Palma son yirmi yılda, starlarının adıyla değil, kendi adıyla iyi bir açılış sağlayan, gişesi gerçekten garantili bir avuç Hollywood yönetmeninden biri olarak kaldı. 1996'da, TV dizisi "Görevimiz Tehlike"nin büyük bütçeli uyarlamasıyla bir hit filme daha kavuştu. Siyasi bir suikast etrafında dönen "Snake Eyes / Yılan Gözler" (1998), eleştirel ve ticari açıdan biraz hayal kırıklığı yarattı ama yönetmen iki yıl sonra "Mission to Mars / Görev: Mars"la (2000) su yüzüne çıktı. Bu bilimkurgu gerilim filmi, yönetmeni dünyevi dehşet ve şiddetten uzaklaştırdı ama o bunları güneş sisteminin başka bir köşesinde yeniden sahneledi. De Palma'nın son filmi ise, film noir'ın duygusal alt dünyasını, Paris'te zenginler ve güçlüler arasındaki yaşamın stilize bir portresiyle harmanlayan cilalı gerilim filmi "Femme Fatale / Öldüren Kadın" (2002) oldu.

De Palma'nın çağımız sinemasına en büyük katkısı, yaratıcı ve görsel olarak dinamik üslûbunda yatar. İzleyen, arayan kamera; "Tanrı'nın gözü" bakış açısı ve anlam yüklü ayrıntılı mizansen gibi teknikleri sık sık kullanır. Ritmik kurgunun ustasıdır, çoğu kez filmlerini uzatılmış, çok etkileyici bir sekansla açar. "Günah Tohumu"nun bölünmüş perde, ağır çekim ve çapraz kesmeyle artık bir klasik halini almış olan mezuniyet balosu sekansı, De Palma'nın ustalığındaki zengin çeşitliliğinin tipik bir örneğidir.

De Palma deneme ve sağlamlaştırmayla geçen otuz yılı aşkın süre zarfında, Robert De Niro ve Jill Clayburgh'u henüz yeniyetme yaşlarındayken keşfetmiştir. Michelle Pfeiffer ve Melanie Griffith'e meslek hayatlarını değiştiren rolleri o vermiştir. John Lithgow, F. Murray Abraham, Kevin Costner ve Andy Garcia'nın henüz palazlanan meslek hayatlarını desteklemiştir. John Travolta ve Tom Hanks'e ilk ciddi rollerini verdi. Sean Penn'in eski itibarına kavuşmasında etkili olmuştur. Al Pacino ile Sean Connery'nin Hollywood'un A-listesine dönmelerini o sağlamıştır.

De Palma meslek hayatı boyunca birbiriyle çelişen dürtülerin hakimiyeti altında kalmıştır. Eleştirmenlik kurumu tarafından bir sanatçı olarak görülmek istedi, ama aynı zamanda gişe başarısını da arzuladı. Ne var ki, en kişisel filmleri asla daha geleneksel işleri gibi kitlelere hitap etmedi. Kendi içgüdülerini izleyince, rahatsız etmesi neredeyse garantili olan filmler yaptı. Şimdi, otuz küsur yıl sonra, De Palma'nın Hollywood'la sürdürdüğü aşk/nefret ilişkisi, rahatsızlık verici bir uzlaşmaya varmış gibi görünüyor. Dürüst Bütünlük ve Başarı'nın Brian De Palma'nın ruhu üzerine verdiği çetin savaşta, Başarı galibiyete ulaşmış durumda. Tabii şimdilik.

"Seyirciler neler görüp hissedeceklerinin kendilerine söylenmesine çok alışkınlar, böyle olunca kendilerini çok rahat hissediyorlar… Ama biçimle oynayan bir film yaptığın zaman bu birçok insanın yönünü kaybetmesine yol açıyor. Biçimlerle, 1960'larda ve 70'lerde Godard ya da Antonioni'nin yaptığı gibi oynanmasına alışkın değiller." - Brian De Palma

Filmleri

1968 Murder à la Mode Modaya Uygun Cinayet
Greetings Selamlar
1969 The Wedding Party Düğün Şöleni
1970 Dionysus in '69 '69'da Dionysus
Hi, Mom! Merhaba Anne!
1972 Get to Know Your Rabbit Tavşanının Tanı
1973 Sisters KIz Kardeşler
1974 Phantom of the Paradise Cennetteki Hayalet
1976 Carrie Günah Tohumu
Obsession Tutku
1978 The Fury Öfke
1979 Home Movies Amatör Filmler
1980 Dressed to Kill Öldürmeye Hazır
1981 Blow Out Patlama
1983 Scarface Yaralı Yüz
The First Time İlk Kez
1984 Body Double Sahte Vücutlar
1986 Wise Guys Akıllı Adamlar
1987 The Untouchables Dokunulmazlar
1989 Casualties of War Savaş Kayıpları
1990 The Bonfire of the Vanities Şenlik Ateşi
1992 Raising Cain İçimizdeki Şeytan
1993 Carlito's Way Carlito'nun Yolu
1996 Mission: Impossible Görevimiz Tehlike
1998 Snake Eyes Yılan Gözler
1999 Dial H For Hitchcock Hitchcock İçin H'yi Çevir (documentary belgesel)
2000 Mission to Mars Görev: Mars
2002 Femme Fatale Öldüren Kadın

Festival Programı için tıklayın...



   
Vizyondakiler
   
Gelecek Program
   
Salonlar

 







Büyütmek için tıklayınız...
 

| ANA SAYFA | Vizyondakiler | Pek Yakında | Sinema Salonları | Haberler |
| Film Arşivi | Ünlüler Arşivi |Forum |
Copyright 2002 - On-Net A.Ş. | Bigglook
cinema@bigglook.com