Uluslararası
14. İstanbul Kısa Film Günleri
4 - 10 Nisan 2002
Programına
sadece kısa metraj filmleri alarak ülkemizde gerçekleştirilen
en kapsamlı “ Uluslararası Kısa Film Günleri ” olma özelliğini
taşıyan “Uluslararası İstanbul Kısa Film Günleri ” on
üç yıllık deneyiminden de yararlanarak gittikçe büyümekte.
İki yıldır ana sponsorluğunu “ T.C. Kültür Bakanlığı ”
nın üstlendiği gösteriler, izleyicileri, ticari sinemalarda
görmeleri mümkün olmayan, dünyanın çeşitli ülkelerinden
gelmiş değişik bakış ve içerikteki kısa filmlerle buluşturuyor.
Başta
İFSAK, Fransız Kültür Merkezi ve İtalyan Kültür Merkezi
olmak üzere bir çok değişik ülkenin başkonsolosluğu ve
kültür merkezlerinin katkısıyla gerçekleştirilen festivalde
bu yıl Almanya, Avusturya, Belçika, Fransa, Hollanda,
İngiltere, İspanya, İsrail, İsveç, İtalya, Macaristan,
Meksika, Yunanistan ve Türkiye’den, çoğunluğu uluslararası
festivallerde ödül almış toplam 108 kısa film gösterilecek.
Birçok
yabancı yönetmen ve prodüktörünün konuk olarak katılacağı
“ Uluslararası İstanbul 14. Kısa Film Günleri ”nde 75
kurmaca, 8 deneysel, 15 canlandırma ve10 belgesel film
var. Türkiye dışından programa alınan tüm filmler 16 mm
ve 35 mm formatında.
Bu
yılki programın önemli içeriklerinden birini, Avusturyalı
yönetmen Kerstin Cmelka’nın gerçekleştireceği “ Deneysel
Sinema Üzerine Workshop ” oluşturuyor. 4-5-6 Nisan 2002
tarihlerine gerçekleştirilecek programda, katılımcılara
ücretsiz olarak deneysel sinemanın felsefesi ve teknik
olanakları anlatılacak.
Festivale
Almanya’dan katılan dokuz filmden biri deneysel, yedisi
kurmaca, biri ise belgeselden oluşuyor. Büyük çoğunluğu
“ Oberhausen Film Festivali ”nin katkıları ile seçilen
filmler arasında bulunan “ Anonim ”, Münih´de yaşayan
üç yabancının yaşamından kısa kesitler aktarıyor. Film,
iletişimin olanaksızlığı ve kendi içinde tutsaklık üzerine
kurulu öykülerden oluşuyor. “ Los Rebeldes ” ise Havana’daki
“ Radyo Progreso ” isimli Küba radyo istasyonunda, devrimci
piyesler yayınlayan insanların öyküsünü beyaz perdeye
getiriyor.
Sixpackfilm
tarafından önerilen Avusturya filmlerinden, her türlü
özgünlüğün çeşitli biçimlerde yitirilmesini gizli bir
alaycılıkla ele alan “ Fotokopi Dükkanı ” 2002 yılı kısa
film Oscar adayları arasındaydı. “ Et in Arcadia Ego ”,
ressamlığa dair deneysel bir film. “ Çok ya da az ” isimli
kurmaca filmde ise, bir kadın ile bir adamın ortaklaşa
paylaştıkları yaşamın sıradanlığı sorgulanıyor.
Geçen
yıl olduğu gibi bu yıl da Belçika filmlerinin büyük bir
bölümünü kurmaca ve canlandırma çalışmalar oluşturuyor.
“ Banyodan Çıkış ” isimli canlandırma filminde, yönetmen
Florence Henrard bir babanın, inatçı küçük kızını akşam
yemeğinden önce yıkanmaya ikna etmesinin ne denli zor
olabileceğini eğlenceli bir dille anlatıyor. Bir başka
canlandırma filmi olan “ Bzz ” ise bir adamın böcekler
için düzenlediği garip bir töreni konu ediniyor.
Filmleri,
UNIFRANCE Kısa Metraj Film Bölümü sorumlusu Christine
Gendre tarafından seçilen Fransa bölümünde ağırlığı kurmaca
filmler oluşturuyor. Tonino Benacquista’nın “ Tavana Karşı
Requiem ” eserinden uyarlanmış olan “ Tavan ”, 2001 Upsala
Film Festivali’nde “ Halk Ödülü ” ne değer görülmüş. Filmde,
en büyük tutkusu olan klasik müziğe karşı bile tüm duyarlılığını
yitirmiş bir adam, hayatını bitirmeye karar veriyor. Ancak,
üst kata taşınan ve viyolonsel öğrenmeye çalışan yeni
komşusu onun planlarını alt üst ediyor. Bölümde yer alan
“ Bir Siteden Diğerine ” isimli canlandırma filminde ise
seyirci kendini, görsel ve müzikal şiir eşliğinde, koyu
renkli melezlerin yaşadığı bir ortamda buluyor.
Hollanda’dan
ikisi canlandırma olmak üzere toplam 6 film var bu yılki
programda. Adını popüler bir kumar makinesinden alan “
Random Runner”da, günlük televizyon programı ve uzun metrajlı
film tarzları harmanlanarak sunulmakta, bu yöntemle kumarın
hipnotize edici etkisi sergilenmekte. “ Fırtına için Vals
” ise, Kuzey Denizi’ndeki bir adanın öyküsü. 19. yüzyılın
sonunda Alman ekspresyonistlerin gravürlerini sunan filmde
karakterler, kabaca kesilmiş tek renk figürler olarak
resmediliyor.
İngiltere
kısa filmleri, anlattıkları öykülerin değişik içerikleriyle
ilgi çekiyor. “ Tatlı ”, biri gerçek diğeri hayali olan
iki kadının aşkı arasında bocalayan bir adamın öyküsü.
“ Seri Katil ”de ise, yaşlı büyükannesi ile beraber yaşamakta
olan işsiz ve tembel Billi Baxter, bir gece seyrettiği
korku filminin etkisiyle bir seri katil olmaya karar veriyor.
Yaklaşmakta olan bir göktaşı dünya için büyük bir tehlike
oluşturduğu canlandırma film “ Süper Domuz ”da acaba domuzumuz,
pizza, çörek ve felaket dolu bu öyküden zaferle çıkabilecek
midir?