11
Eylül’de Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan saldırının ardından
dehşet görüntüleriyle ekranlarımıza konuk olan New York’un
üzerindeki kara bulutlar yavaş yavaş dağılırken, kent
sakinleri de gündelik yaşamlarına dönmek için büyük çaba
sarf etmekteler.
Renkleri bir süreliğine solmuş olsa da, kıpır kıpır
bir kent olan New York’ta yaşamın bütün hareketliliğiyle
yeniden başlaması kaçınılmaz... 28 Eylül’de başlayacak
olan 39. New York Film Festivali de bu süreci hızlandıracak
etkinliklerden biri.
14 Ekim’e kadar devam edecek olan festival, açılışını
Fransız Yeni Dalga Akımının öncülerinden olan Jacques
Rivette’in “ Va Savoir ” isimli filmiyle yapacak. Rivette’in
en önemli çalışmaları arasında yer almaya aday olan
filmde güzel aktris Jeanne Balibar, üç yılını İtalya’da
geçirdikten sonra Pirandello’nun “ As You Desire Me
” isimli filminde rol almak üzere Paris’e dönen Camille
isimli Fransız bir aktristi canlandırıyor...
Festivalin 39. yılında New Yorkluları yine birbirinden
başarılı pek çok film bekliyor. Japonya, Fransa, Arjantin,
Danimarka, Tayvan, Portekiz, ABD, İspanya, Mısır, Meksika
gibi dünyanın dört bir yanından filmlerin yer aldığı
festival programında yer alan filmlerden bazıları şöyle:
Malezya doğumlu yönetmen Tsai Ming-liang’ın 2001 Tayvan
yapımı filmi “ What time is it There? ”; başrolünde
Michel Piccoli’nin yer aldığı, Portekiz-Fransa ortak
yapımı “ I’m Going Home ”; Shohei Imamura’nın 20. filmi
olan, 40’lı yaşlarında karısı tarafından terk edilen
ve bir altın Buda’nın peşinde yollara düşen bir adamın
hikayesini konu alan Japon yapımı “ Warm Water Under
A Bridge ”; Arjantin-İspanya ortak yapımı olan, yönetmenliğini
Lucrecia Martel’in yaptığı “ La Cienaga ”; bu yıl Berlin
Film Festivali’nde büyük yankı uyandıran “ Italian For
Beginners ”; ilk filmi “ Human Resources ” ile rüştünü
ispat eden Fransız yönetmen Laurent Cantet’in ikinci
filmi “ Time Out ” bu filmlerden sadece birkaçı...
Catherine Breillat’dan Am Festivalin “ A New York Film
Festival Retrospective ” bölümünde Charles Laughton’un
1955 yapımı filmi “ The Night of the Hunter ” New York’lu
izleyicilerle buluşacak. Ben Stiller, Gwyneth Paltrow
ve Luke Wilson’ın başrollerde yer aldığı, Wes Anderson’un
yeni filmi “ The Royal Tenenbaums ", ilk gösterimini
festivalde yapacak filmlerden biri.
Eric
Rohmer’in Fransız Devrimi’ni aşırı bir kabalık yahut
zevklere saldırı olarak gösterirken, hayalgücünün dünyalar
yaratmak ve yıkmak konusundaki gücünü yücelten filmi
“ The Lady and the Duke ” da festival kapsamına yer
alıyor.
David Lynch’in Los Angeles’ı konu alan yeni filmi “ Mulholland
Drive ”, Catherine Breillat’nın “ Fat Girl ”ü, 1999 yılında
“ The Color of Heaven ” filmi ile festivale konuk olmuş
ve New York’lu sinemaseverlerin beğenisini kazanmış İranlı
Majid Majidi’nin yeni filmi “ Baran ”, Hanif Kureishi’nin
bir romanından Patrick Chéreau tarafından sinemaya uyarlanan
“ Intimacy ”, emektar yönetmen Nanni Moretti’nin “ The
Son’s Room ” isimli yeni filmi, “ Festival Centerpiece
” başlığı altında izleycilerle buluşacak filmler arasında
yer alıyor...
“ Views From the Avant-Garde ” bölümünde beş ayrı program
var: “ Dorsky, Brakhage & Beavers ”, “ Circumference –
Factual Telepathy ”, “ Andrew Noren ”, “ Carnal Ghosts
” ve “ The Moon Stood Still ” başlıklı bu bölümlerde,
sinema sanatının sınırlarını zorlayan deneysel çalışmaların
sinemaseverlerle buluşması sağlanacak.
39. New York Film Festivali’nin “ Retrospective ” bölümü,
Latin Amerika’da daha ziyade müzisyenliğiyle ön plana
çıkan Arjantinli aktör/yönetmen Leonardo Favio’nun filmlerine
ayrılmış. 1950’li yılların sonlarında Leopoldo Torre Nilsson
ve Fernando Ayala gibi yönetmenlerin filmlerindeki James
Dean’vari tavırları ve görünüşü ile akıllarda yer eden
Favio, 1964’te “ Chronicle of a Lonely Child ” filmi ile
yönetmenlik alanında da şansını denemeye karar vermişti.
Festivalde,
bu filmin yanı sıra, yine Favio’nun yönettiği “ The Romance
of Aniceto and Francisca ”, “ The Employee ”, “ Péron,
a Smphony of Feeling ”, “ Juan Moreira ”, “ Nazareno Cruz
and the Wolf ”, “ Dream, Dream ” ve “Gatica ” ile, oyuncu
olarak yer aldığı “ The Kidnapper ”, “ The Boss ”, “ Hand
In the Trap ” filmleri gösterilecek.
New York Film Festivali, 14 Ekim’de, Jean-Luc Godard’ın
“ Passion ”dan sonra teatral açıdan belki de en zengin
filmi olarak nitelendirilebilecek olan son filmi “ In
Praise of Love ”ın gösterimi ile son bulacak...