Öykünün gelişiminde iki kardeş arasındaki uyumun büyük önem taşıması nedeniyle
bu karakterleri canlandıracak iki aktör arasında da bir uyum gerekiyordu. Nicolas
Cage ile Giovanni Ribisi 'nin bu zor işi başardığını belirten yönetmen Dominic
Sena şunları söylüyor: “ Nic ile Giovanni ilk bakışta çok farklı insanlar gibi
görünüyorlar. Ancak gerek diyaloglarda, gerekse oyun düzeninde bir uyum tutturmanın
yolunu buldular .Hatta fiziksel benzerlikleri nedeniyle sanki gerçekten kardeşmiş
gibi bir görüntü sergilediklerini söyleyebilirim."
“ Onu öldürmek için gelen bir köpekbalığına
benzetebiliriz. Ya da cehennemden çıkıp gelen şeytana. ”
Kardeşi
Kip'in başının dertte olduğunu bilmeyen Memphis, böyle bir tehlikenin varlığını
eski ortağı Atley Jackson'ın günün birinde çıkıp gelmesiyle öğrenir. Portresini
Will Patton'ın çizdiği Atley Jackson, Memphis'in eski vahşi günlerinin bir hatırlatıcısı
gibidir. Atley Jackson karakterinin özelliklerini senaryo yazarı Rosenberg şu
sözlerle açıklıyor:
“ Onu öldürmek için gelen bir köpekbalığına benzetebiliriz. Ya da cehennemden
çıkıp gelen şeytana... Memphis onu böyle algılıyor. Zaten korktuğu da başına geliyor.
Çünkü Atley'in yıllar sonra geri dönüşü ona cehenneme geri dönmesi gerektiğini
bildiriyor. Will bu rolü kusursuz oynadı ve Atley'in kişiliğinin karanlık boyutunu
çizmeyi başardı."
Memphis bu zor görevi başarmak için altı yıl önce ayrıldığı uzmanlar ekibiyle
yeniden işbirliği yapmak zorunda kalır. Başvurduğu ilk kişi ise akıl hocası Otto
Halliwell olur. Küçük bir tamirci dükkanı işletmeye başlayan ve sessiz-sakin bir
yaşam sürmeye başlayan Otto Halliwell ile Memphis arasında bir tür baba - oğul
ilişkisi vardır. Grubun bilgi ve organizasyon kaynağı olan Otto'yu Hollywood'un
tecrübeli aktörlerinden Robert Duvall canlandırdı.
Yıllar sonra eski arkadaşlarına dönen Memphis'in biraz çekinerek biraz da korkuyla
aradığı kişilerden birisi de bir zamanlar hayatının aşkı olan Sara Wayland olur.
Ferrari aşığı bir mekanikçi olan ve arkadaşları arasında kısaca Sway olarak bilinen
Sara Wayland rolünde son olarak “ Kemik Koleksiyoncusu" nda (The Bone Collector)
Denzel Washington ' a karşı izlediğimiz Oscar ödüllü genç kadın oyuncu Angelina
Jolie kamera karşısına geçti.
“ Sara'yı çok sevdim, çünkü o erkeklerden
nefret eden bir kadın değil. Erkekleri seviyor ve kendisini onlardan birisi gibi
hissediyor. Hırsızlık oyununu onlarla eşit koşullarda oynarken bir yandan da seksi
ve güzel bir kadın olduğunun bilincinde ve bunu da inkar etmiyor.’’
Hollywood' da kısa sayılabilecek bir kariyeri
olduğu halde bugüne kadar üç Altın Küre ve bir Oscar ödülü kazanarak başarısını
kanıtlayan Angelina Jolie filmde portresini çizdiği Sara Wayland'ın kişilik yapısını
ve Memphis ile ilişkisinin boyutunu şu sözlerle açıklıyor: “ Sara'nın Memphis'
e karşı artık hiçbir ilgisi kalmamış. Çünkü yıllar önce onu terk edip gitmiş ve
bir daha da arayıp sormamış. Tam onu unutup yaşamını yeniden düzenlediği bir sırada
tekrar çıkıp geliyor. Geri dönüş sebebini anladığı halde ona yardımcı olma konusunda
tereddüt ediyor. Ancak Kip'i kardeşi gibi sevmesi nedeniyle tüm önyargılarından
vazgeçip Memphis'e yardımcı olmaya karar veriyor. “ Sara'yı çok sevdim, çünkü
o erkeklerden nefret eden bir kadın değil. Erkekleri seviyor ve kendisini onlardan
birisi gibi hissediyor. Hırsızlık oyununu onlarla eşit koşullarda oynarken bir
yandan da seksi ve güzel bir kadın olduğunun bilincinde ve bunu da inkar etmiyor.’’
Kip ile Memphis'in
ortak düşmanı Raymond Calitri'dir. İngiltere'den gelmiş bir araba hırsızı olan
Calitri, kısa zamanda araba hırsızlığı piyasasında nam salmış ve repertuvarını
hızla genişletip kentteki rakiplerini birer birer yok ederek kontrolü ele geçirmiştir.
İngiliz aktör Christopher Eccleston'ın canlandırdığı Calitri karakterinin özelliklerini
yapımcı Bruckheimer şu sözlerle anlatıyor: " Kip onunla iş yapmak için araba hırsızlığı
dünyasına girmiş. Sonradan bu işi Kip'in ağabeyi Memphis üstleniyor ama hangisi
yaparsa yapsın Calitri açısından önemli değil. Çünkü o sadece arabaların zamanında
çalınmasıyla ilgileniyor ve malı istiyor. Bu açıdan bakıldığında Calitri'nin yasadışı
işler yapıyor olsa da prensip sahibi bir işadamı olduğu söylenebilir. Sattığı
malın yasadışı olmasıyla da ilgilenmiyor ve bu işleri para kazanmanın bir yolu
olarak görüyor."
"60 Saniye"nin diğer yardımcı rollerinde ise şu oyuncular kamera karşısına geçtiler:
Memphis'in en iyi arkadaşı Donny Astricky rolünde Chi McBride; The Sphinx rolünde
Vinnie Jones; Kip'in çocukluk arkadaşı Tommy Tummel rolünde Scott Caan; araba
hırsızlarının en genci bilgisayar dahisi Toby rolünde William L. Scott; Memphis'in
eski düşmanlarından Johnny B. rolünde Master P; araba hırsızları çetesinin yeniden
faaliyete geçtiğini haber alan dedektif Roland Castlebeck rolünde Delroy Lindo...
" Eğer bir film setinde işbirliği havasını
oluşturamazsanız işiniz çok zordur. Iyi fikirlerin daima alt kadrolardan çıktığını
gördüğüm
için çektiğim her filmimde buna özen gösteririm."
Filmin yapımcısı Jerry Bruckheimer, çektiği
filmlerde oluşturduğu görkemli oyuncu kadrolarıyla tanındığı ölçüde aynı zamanda
en küçük rolleri üstlenen oyuncuları bile prodüksiyon ailesinin bir parçası saymasıyla,
onların görüşlerine değer vermesiyle bilinen bir yapımcıdır. Kadroda yer alan
her oyuncuyu projeye katkıda bulunması için cesaretlendirdiğini belirten Bruckheimer,
" Eğer bir film setinde işbirliği havasını oluşturamazsanız işiniz çok zordur.
Iyi fikirlerin daima alt kadrolardan çıktığını gördüğüm için çektigim her filmimde
buna özen gösteririm." diyor . "60 Saniye"nin yönetmenliğini Dominic Sena 'ya
veren Bruckheimer, l992 yılından beri onun peşinde olduğunu ve ilk kez birlikte
çalışmaktan mutluluk duyduğunun altını çizerek Sena hakkındaki görüşlerini şu
sözlerle dile getiriyor:
"
Dominic Sena'nin çalışmalarında olağanüstü bir enerji vardır. Bu enerji sadece
harika ışıklandırmadan değil, mizah gücünden ve yüksek tempodan kaynaklanır. Film
seyretmek için bir sinema salonuna gittiğimde ekranda sıkıcı şeyler görmekten
nefret ederim. Dominic'in görüntüleri hem çok ilginçtir hem de öykünün anlatımına
inanılmaz katkıda bulunur." Jerry Bruckheimer, Dominic Sena ile anlaşma imzaladığında
onun orijinal filmin yönetmeni Toby Halicki ile l979/l980 sezonunda birlikte çalışmış
olduğunu bilmiyordu. Dominici Sena bu deneyimini su sözlerle anlatıyor: " Los
Angeles 'a yeni gelmiştim. Toby Halicki 'nin " The Junkman " adlı filminde kamera
operatörü olarak çalmak üzere sözleşme yaptım. Önüme " 60 Saniye "nin bir kopyasını
koyarak " Bu benim ilk filmimdir. Bunu 1milyon dolara çıkardım. Yeni filmim bundan
daha iyi olmalı " dedi. Sonrasında: " 60 Saniye "yi temel alarak çalışma yaptık."