|
10 YILLIK BİR PROJE...
Filmin
yapımcısı Don Hahn ile iki yönetmeni, olay akışı ve karakterlerin
geliştirilmesi aşamasında “ Tarzan ”ın da senaryosuna imzasını atmış
olan senaryo yazarı Tab Murphy ve John Sanford önderliğindeki bir
grup öykü yazarıyla yakın bir işbirliği yaptılar.
Kayıp
kıta Atlantis’in öyküsünden bir film yapma fikrinin geçmişi 1992
yılına kadar gider. Walt Disney stüdyolarında “ Atlantis ” ile ilgili
ilk çalışmalar o günlerde başladı. 1996 sonbaharına gelindiğinde
“ The Hunchback of Notre Dame ”ı henüz tamamlamış olan Don Hahn,
Kirk Wise, Gary Trousdale üçlüsü, tüm dikkatlerini bir sonraki projenin
ne olacağına vermişlerdi. Disney geleneğine uygun bir aksiyon macera
çizgi filmi üzerinde kafa yorarlarken bir Meksika lokantasında yedikleri
öğle yemeği sırasında akıllarına Atlantis’e yolculuğu anlatan bir
film projesi geldi.
Yapımcı
Hahn bu karara nasıl vardıklarını şu sözlerle anlatıyor: “ 1950’li
yıllarda çok ünlü olan aksiyon macera tarzına geri dönmeyi istedik.
Aslında George Lucas ve Steven Spielberg gibi film yapımcıları bundan
20 yıl kadar önce o altın çağı keşfetmişler ve o filmlerden esinlenerek
“ Star Wars ” ve “ Raiders of the Lost Ark ” gibi yapımları ortaya
koymuşlardı. Biz böyle bir macerayı geniş ekranda animasyon tekniğiyle
yapmak istedik. Tüm çocukların çok iyi bildiği ‘ Disneyland ’ gibi
bir maceralar ülkemiz vardı ve öncelikle kalkıp oraya gittik.”
Gerisini
de yönetmen Kirk Wise’dan dinleyelim: “ Disneyland’e yaptığımız
yolculukta keşif yolculukları üzerinde bol bol konuşma fırsatını
bulduk. Özellikle kayıp dünyalarla, kayıp uygarlıklar ve canavarlarla
ilgili olan ve yeraltında geçen öyküler ilgimizi çekiyordu. Düşüne
düşüne sonunda Atlantis’in kayıp uygarlığını bulmaya çalışan kaşifler
grubu fikri üzerinde yoğunlaştık. Bilimsel unsurlarla çılgın fantezileri
karıştırıp harmanladığımız takdirde, ortaya çıkan sonucun köklerini
tarihten alan son derece eğlendirici bir öykü olacağında görüş birliğine
vardık. ”
“
Atlantis: Kayıp İmparatorluk ”ta anlatılan öykünün 1914 yılında
geçmesi nedeniyle o döneme ilişkin kapsamlı araştırma yapılması
gerekiyordu. Bu amaçla yanlarına sanat yönetmeni Dave Goetz’i de
alan yapımcı ve yönetmenler, Birinci Dünya Savaşı’na özgü giysi
ve malzemelerin sergilendiği çeşitli müzeleri ziyaret ettiler. Ayrıca
Baltimore limanındaki denizaltılara da bir gezi düzenlediler. Bunun
dışında New Mexico’daki Carlsbad mağaralarına giderek 800 feet derinliğe
inmek suretiyle Atlantis öyküsüne esin kaynağı sağlayacak kalıntıları
yakından incelediler.
VE
KARAKTERLER...
“
Atlantis: Kayıp İmparatorluk ”un bir özelliği de, bir Disney çizgi
filmi için bugüne dek yaratılmış en büyük kadroyu bir araya getirmiş
olması... Seslendirme ustalarıyla güç birliği yapan çizgi film ustaları,
filmde yer alan karakterlere en inandırıcı ve eğlendirici biçimde
hayat verebilmek için her fırsatı değerlendirmesini bildiler.
Öykünün
akışında hayati önem taşıyan Milo Thatch karakterinin hayata geçirilmesi
görevini çizgi film dünyasının emektar isimlerinden John Pomeroy
üstlendi. Önceki yıllarda “ Pocahontas ”taki Yüzbaşı Smith karakterinin
ve “ Fantasia / 2000 ”de “ Firebird ” bölümünün baş karakterinin
süpervizörlüğünü yapmış olan John Pomeroy, maceracı ruhlu bir karakteri
yaratma şansını kaçırmak istemediğini vurgulayarak şunları söylüyor:
“
Don Hahn’ın bana öyküyü ilk anlattığı günden itibaren bu filmde
yer almayı çok istedim. Milo karakterine kendimi yakın hissetmemin
sebebi, benim de tarihsel kitap kurdu olmamdır. Tıpkı Milo gibi
kendimi bir konu üzerinde çalışmaya verdiğimde benim de çevremle
bağlantım kesilir. Milo’nun harika fikirleri ve teorileri var. Ancak
bir müzede çalıştığı için oradaki hiyerarşinin çarkları arasında
bunları hayata geçiremiyor. Teorisini hayata geçirme fırsatını yakaladığı
andan itibaren fiziksel, ruhsal ve beyinsel açıdan büyük bir dönüşüm
geçirdiğini görüyoruz. Milo karakterini animasyon olarak yaratırken
gönlüm hep onunlaydı ve girdiği mücadeleyi kazanmasını tüm yüreğimle
istedim. 30 yıllık meslek yaşamımda böyle bir deneyim hiç yaşamamıştım.
”
Milo
Thatch karakterine sesini veren Michael J. Fox ise, böyle bir karakter
yaratmanın kendisi için bir onur olduğunun altını çizerek şunları
söylüyor: “ Projenin adım adım gelişmesini yakından izlemek gerçekten
heyecan vericiydi. Bir film yaparken genellikle sonuçta ortaya çıkacak
filmin neye benzeyeceğini tahmin edebilirsiniz. Burada ise tam tersi
bir durum vardı. Çok özel bir ekiple işbirliği yaparak çalışmanın
keyfine vardım.
Milo
karakterinde kendimi özdeşleştirdiğim yanı maceracı ve sağlam yapısı
oldu. Kendisini bu maceraya bütünüyle odaklamış. Bu dünya üzerinde
gözlerin görebildiğinin ötesinde birşeyler olduğuna yürekten inanıyor
ve doğruluğuna inandığı şeylere ulaşmak için sınır tanımadan hareket
edebiliyor. ”
Fantezilere
ve mitolojiye her zaman ilgi duyduğunu belirten ünlü aktör sözlerine
şöyle devam ediyor: “ Gözlerimizle göremediğimiz birşeylerin de
orada bir yerlerde var olduğu fikri bana çok çekici geldi. Hepimizin
çocukluk yıllarında bazı fantezileri vardır. Bir maceraya çıkmak,
yeni birşeyler keşfetmek ve bunları büyüklerimize göstermek isteriz.
Disney’in usta animatörleri en yeni bilgisayar efektlerini kullanmak
suretiyle öylesine büyüleyici bir ortam yarattılar ki, yapılamaz
sandığım birçok şeyin de hayata geçirilebileceğini onlarda gördüm.
”
|