|
Son askerin ölümüne kadar çarpışmalar sürecekti...
Stalingrad
çarpışmalarındaki ölü sayısı korkunç boyutlara vardı. Hitler'in de Stalin'in de
emirleri kesindi. Her ikisi de en son askerin ölümüne kadar çarpışmaların sürmesini
istiyordu. Almanya, Romanya, İtalya ve Macaristan'dan gönderilen 800 bin Alman
askeri çarpışmalarda hayatını kaybetti.
Bunlara
Sovyetler Birliği'ndeki komünist rejimi devirmek amacıyla Almanların tarafında
savaşan sayısız anti-komünist Rus birliği de eklendi. Sovyetler Birliği tarafındaki
ölü sayısı ise daha korkunç oldu. Yaklaşık 1.100.000 Sovyet askeri bu çarpışmalarda
hayatını kaybederken, bunların bir bölümü de kendi gizli polisi tarafından öldürüldü.
Çarpışmalarda
ölen sivil insan sayısı da müthiş boyutlardaydı. Savaşın başlamasından önce 500.000
dolayında olan Stalingrad kentinin nüfusunun 1.000'e kadar indiği görüldü ve bu
sivillerin hepsi öldü.
Alman
tarihinin en büyük askeri felaketi...
Stalingrad
yenilgisi, Alman tarihinin en büyük askeri felaketi oldu. Almanya Silahlı Kuvvetleri'ne
bağlı koskoca iki ordunun yok olması nedeniyle ülkenin askeri gücü hızla kan kaybetti.
Sovyetler Birliği açısından psikolojik önemi ise, son derece karamsar olan Sovyet
halkının savaşın kazanabileceğine inanmaya başlaması yönünde gerçekleşti. Ayrıca
da Alman işgali altındaki diğer ülkelerin halklarına da önemli ölçüde direniş
gücü sağladı.
"
Kapıdaki Düşman '' projesinin yapım öyküsü bundan alt yıl önce başladı. Senaryo
yazarı Alain Godard bir gün yönetmen Jean-Jacques Annaud'a bir kitaptan söz etti.
William Craig'in yazdığı " Enemy at the Gates '' adlı bu kitapta, Stalingrad
Savaşları sırasında genç bir Rus keskin nişancısıyla yaşlı bir Alman keskin nişancısı
arasında gerçekleşen ünlü düello anlatılıyordu.
Kitaptan
çok iyi bir film çıkabileceğini düşünen Godard ile Annaud, günümüzde Volgograd
olarak adlandırılan ünlü Stalingrad kentine bir yolculuk yaptılar ve genç Rus
keskin nişancısı Vassili Zaitsev ile ilgili dosyalara ulaşmayı hedeflediler.
Zaitsev'in
çevresinde gelişen efsanenin iki ayağının birincisinde Alman binbaşı Konig ile
mücadelesi, diğerinde ise bir kadın askerle aşk ilişkisi yer alıyordu. Düello
olayı o dönemde yayınlanan birçok gazete ve yayın organında yer almıştı ama, bu
olay hepsinde farklı farklı tanımlanıyordu. Burada önemli olan, gerçek olgularla
şiirsel anlatım arasındaki farkları belirlemekti.
Zaitsev
geçen 60 yıla rağmen hala ulusal kahraman...
Godard ile
Annaud'un yaptığı araştırmalardan çok çeşitli sonuçlar elde edildi. Stalingrad
Savaşlarının üzerinden hemen hemen 60 yıl geçtiği halde Zaitsev bugün de cesaretiyle
ve yetenekleriyle bir ulusal kahramandı. Volgograd kentinde dikilen kahramanlar
anıtında kabartma heykeli vardı. Tüfeği de kentteki Tarih Müzesinde korunuyordu.
Alman rakibinin teleskopik tüfeği ise Moskova'daki Silahlı Kuvvetler Müzesinde
sergileniyordu.
Vassili
Zaitsev'in mükemmel bir kahraman olduğunun altını çizen yönetmen Annaud, '' 0
kısa sürede Sovyet propagandasının malzemesi haline geldi ve kendi birliğindeki
bir kadın askere aşık olduğu söylendi. Sovyet propagandasında Alman keskin nişancısı
Binbaşı Konig karakterinden de yoğun biçimde söz ediliyordu, ama Almanya'da onunla
ilgili herhangi bir doküman bulamadık. '' diyor ve öykünün yaratılmasında nasıl
bir yol izlendiğini şu sözlerle açıklıyor:
''
Öyküyü yaratırken düello olayını merkezde tuttuk. Elimizde tarihsel bir olgu vardı.
Biz bunu alarak o dönemde yaşayan insanların yüreklerinde neler olup bittiğini
anlamaya çalıştık. Öyküde sözü edilen karakterlerin bir bölümü arşivlerde ve haber
bültenlerinde vardı. Diğerleri ise yoruma açıktır. Bütün bunlar öykümüzün çekici
ve büyüleyici olmasına yardımcı oldu.
|