|
2. Dünya Savaşı’nın akışı değişiyor...
Aralık
ayının sessiz ve sakin bir Pazar sabahında çocuklar evlerinin bahçesinde
oynarken ve aileler kilisede dua ederken Hawaii semalarında ansızın
Japon uçakları belirdi. Pearl Harbor limanındaki Amerikan birliklerine
yönelik olarak düzenlenen bu sürpriz saldırıyla birlikte ABD o güne
kadar uyguladığı barışçı izolasyon politikası terk ederek İkinci
Dünya Savaşı’na katılma kararı aldı.
İkinci Dünya Savaşı’nın akışını değiştiren bu olayı konu alan vatanseverlik,
tutku ve romantizm destanı “ Pearl Harbor ”ın yönetmenliğini Michael
Bay üstlendi. Senaryosunu Randall Wallace’in yazdığı filmin yapımcılıklarını
Jerry Bruckheimer ile Michael Bay birlikte gerçekleştirdi.
“ Pearl Harbor ”da olaylar, 7 Aralık 1941 sabahı meydana gelen Japon
bombardımanı üzerinde odaklanmakta. Film, bu savaşın iki cesur pilot
ile kendisini mesleğine adamış güzel bir hemşirenin aşkı üzerinde
yaptığı yıkıcı etkiyi anlatıyor. Görkemli savaş sahnelerinin birbirini
izlediği “ Pearl Harbor ”, kıyametin koptuğu bir ortamda kişisel
cesaretin, zafere ulaşma kararlılığının ve aşkın gücünün destanıdır.
Touchstone
Pictures / Jerry Bruckheimer Films yapımı olan filmde dostlukları
çocukluk yıllarından beri süregelen iki cesur pilotu Ben Affleck
ile Josh Hartnett canlandırıyor. İki arkadaş arasında kalan cesur
ve güzel hemşire rolünde ise Kate Beckinsale var. Yardımcı rollerde
Cuba Gooding Jr, Alec Baldwin, Jon Voight, Dan Aykroyd ve Tom Sizemore’dan
oluşan güçlü bir oyuncu kadrosu kamera karşısına geçti.
Jerry Bruckheimer ve Michael Bay “Pearl Harbor”ın yapım sürecinde
kendilerini tam anlamıyla filme adadılar. Kimi zaman başlı başına
bir savaşa dönüşen bu süreçte Bruckheimer – Bay ikilisi karşılarına
çıkan her türlü zorluğu aşmak için yoğun bir mücadele verdiler.
Disney Stüdyoları’nın da projeye en başından itibaren sahip çıkmasıyla
çekimler gerçekleştirildi.
Bir
daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı...
İkisi
de tarih tutkunu olan ve tarihe mal olmuş gerçek öykülerden hoşlanan
Bruckheimer ile Bay, “ Pearl Harbor ”da Oscar ödüllü senaryo yazarı
Randall Wallace’in yaratıcı gücünden destek aldılar. Sonuçta ortaya
çok zor koşullar altında yaşamak zorunda kalan sıradan insanların
konu alındığı bir öykü çıktı. Film yapımcılarının üzerinde önemle
durduğu bir nokta da, “ Pearl Harbor ”ın bir belgesel çalışma olmadığı
ve o savaşta hayatını kaybetmiş insanlara bir ithaf niteliği taşıdığı
idi…
Yapımcı
Jerry Bruckheimer bu konuda şunları söylüyor: “Pearl Harbor baskını
insanlık tarihinin en önemli olaylarından birisidir. Aynı zamanda
Amerika’nın yaşadığı en kötü trajedilerden birisi olma özelliğini
taşır ve küllerin arasından tekrar doğup zirveye çıkmanın mümkün
olduğunu anımsatır. Pearl Harbor’da yaşanan Japon baskını, Amerikan
halkı üzerinde olağanüstü etkiler yaptı. Savaşa hazır değildik.
Askere gitmiş delikanlılar tek bir gecede erkek oldular ve bir daha
hiçbir şey eskisi gibi olmadı.”
Filmin Amerikan taraftarı bir yapım olmamasına özen gösterdiklerinin
altını çizen Bruckheimer, bu konuda nasıl bir yol izlediklerini
şöyle anlatıyor: “Japonlar da o savaşta kendi ülkelerini kurtarma
mücadelesi veriyordu. Japonya’ya yönelik bir petrol ambargosu uygulandığı
ve onların da zor durumda olduğu unutulmamalı. Bombardımana katılan
Japon askerlerinin nereye gittiklerinden ve görevlerinin ne olduğundan
bile haberi yoktu. Filmi yaparken bu durumu da göz önüne almamız
gerekiyordu.”
“
Pearl Harbor ” filmi bir tarih dersi değil...
Senaryo
yazarı Randall Wallace’in bu konudaki görüşleri ise şöyle: “ Ben
bir drama yazarıyım. Bu nedenle filmde anlatılan öykünün Washington’ın
çıkarlarına uygun olup olmadığı beni ilgilendirmez. Ben burada Pearl
Harbor saldırısının insanların yaşamını nasıl etkilediği üzerinde
durdum. Aslına bakarsanız dünyanın kaderi bireylerin elindedir.Bu
konuda Tolstoy’dan bir örnek verebilirim.
Askerlerden birisi silahını atıp da ‘Kaybettik, mahvolduk’ diye
bağıra bağıra geriye koşarsa herkesin paniklemesine yol açar. Ama
aynı asker savaş bayrağını eline alıp ‘Hücum!’ diye bağırarak düşman
mevzilerine doğru koşarsa arkadaşlarının cesaretini güçlendirir.
Kahramanlık olgusunu gerçek ve gözle görülebilir bir olgu olarak
görüyorum. Senaryoda anlatmak istediğim de buydu.''
“ Herkes Pearl Harbor’ı tarih kitaplarında okudu ama derinliğine
araştırma yapanların sayısı çok az…” diyerek sözlerine başlayan
yönetmen / yapımcı Michael Bay “ Neden Pearl Harbor? ” sorusunun
yanıtını şöyle veriyor: “ Bir gün San Diego’da Pearl Harbor baskınından
sağ kurtulmayı başarmış insanlarla tanışma fırsatını buldum. Bugün
80’li yaşlarında olan o insanların gözlerine baktığınızda derin
bir acıyı okumak mümkündü. İşte o zaman Pearl Harbor öyküsünün mutlaka
anlatılması gereken bir öykü olduğunun bilincine vardım. Pearl Harbor
olayından söz edilirken ‘Amerika’nın masumiyetini kaybettiği gün’
tanımlaması yapılır. Bu sözün gerçek anlamını da o gün anladım.
”
Bu noktada sözü alan Jerry Bruckheimer şöyle devam ediyor: “ Film
yapımının en keyifli yanlarından birisi de size son derece ilginç
konularla ilgilenme fırsatını vermesidir. Herhangi bir konuyu araştırırken
o olayı yaşamış insanlarla konuşursunuz. Kitapları okuyup radyo
bantlarını dinler, filmleri ve belgeselleri izlersiniz. Kısacası
kendinizi eğitirsiniz.
Yaptığınız
tüm bu çalışmalar sonucunda ortaya insanların duygularına seslenen
ve derinliği olan bir senaryo çıkar. Bu arada binlerce ailenin yaşadığı
trajediyi de gösterme fırsatını bulursunuz. ‘Pearl Harbor’da tüm
bunları bir araya getirmeye çalıştık ve olayların gerçeğine uygun
olması için her şeyi yaptık. Ancak böyle olması, filmin bir tarih
dersi olduğu anlamına gelmez.”
|