|
Eski
bir rahip olan Graham Hess (Mel Gibson), çok sevdiği eşinin altı
ay önce ölmesinin ardından biri erkek diğeri kız iki çocuğuyla Pennysylvania'daki
çiftliğine yerleşerek çiftçilik yapmaya başlamıştır. Ailesini ayakta
tutmak için büyük çaba sarfeden Graham'a destek olmak için çiftliğe
küçük kardeşi Merrill de (Joaquin Phoenix) gelir ve onlarla birlikte
yaşamaya başlar.
Fakat Graham aksi yöndeki tüm çabasına rağmen eşini genç yaşta kaybettiği
için Tanrı'ya olan inancını yitirmeye başlamış ve rahiplikten soğumuştur.
Bu günlerden birinin sabahında uyanır ve çiftliğindeki tarlada yüzlerce
metre çapında daireler olduğunu görür. Önce birisinin kendilerine
oyun oynadığını sanan Graham ve ailesi zamanla bunun belki de dünya
dışı varlıklar tarafından kendilerine verilen işaretler olabileceğini
düşünmeye başlar. Bu garip şekiller Graham ve ailesinin hayatını
sonsuza dek değiştirecek, inançlarını yeniden sorgulayarak gerçeği
bulmasına yol açacaktır.
Yönetmenliğini "The Sixth Sense" ve "Unbreakable" ile adını tüm
dünyaya duyuran M. Night Shyamalan'ın üstlendiği "Signs - İşaretler",
izleyiciyi tarlalarda zaman zaman görülen esrarengiz şekillerin
dört kişilik bir aile üzerindeki etkisini keşfetmeye davet ediyor.
Touchstone Pictures'ın sunduğu "Signs"ın yapımcılıklarını M. Night
Shyamalan, Frank Marshall ve Sam Mercer üstlendi. Prodüksiyon amirliğini
Kathleen Kennedy gerçekleştirdi. Senaryosunu da Shyamalan'ın yazdığı
filmin başrollerinde Mel Gibson, Joaquin Phoenix, Rory Culkin, Abigail
Breslin, Cherry Jones ve Patricia Kalember kamera karşısına geçti.
FİLMİN KONUSU
"Ama bu su çok kirli…" Hess ailesinin 5 yaşındaki küçük kızı Bo
her su içişinde önce nazlanmaya, sonra da içmekten vazgeçmeye başlar.
Aslında bu, Hess ailesinin yaşamında başlayacak tuhaf gelişmeler
zincirinin sadece ilk halkasıdır. Ailenin babası Graham Hess ile
kardeşi Merrill'in bir sabah bahçede havlayan köpeğin sesini duymalarıyla
zincirin yeni halkaları gelmeye başlar. Telaşla dışarı fırladıklarında
küçük Bo ile 10 yaşındaki ağabeyi Morgan'ın çiftlikteki mısır tarlasına
şaşkın gözlerle bakmakta olduğunu görürler. 
Çocukların ikisi de ağlamaktadır. Mısır tarlasının üzerinde geceden
kaldığı belli olan esrarengiz görünümlü daire şekilleri kazınmıştır.
Bu olaya aşırı tepki vermemeye çalışan Graham, televizyon ve radyolar
yoluyla medyanın adeta çılgınlık halinde bölgeye yönelen ilgisine
aldırmamaya çabalar. Hatta oğlu Morgan'ın dünya dışı varlıkların
gezegenimizi işgalini anlatan kitaplarda okuduklarına da omuz silker.
Graham'ın asıl mücadelesi kendi benliğinde gerçekleşecek, çok sevdiği
eşinin ölümünden sonra kaybettiği inancını tekrar kazanmaya çabalarken
ailesini de açıklanamayan olaylar dizisinden kurtarmaya bakacaktır.
HAZIRLIK AŞAMASI
M. Night Shyamalan yeni filmiyle ilgili fikirlerini henüz "Unbreakable
- Ölümsüz"ün prodüksiyon işlemleriyle uğraştığı sıralarda geliştirmeye
başladı. 1999 yılında çektiği "The Sixth Sense - Altıncı His" ile
dünya çapında adını duyuran Shyamalan'ın kendine özgü bir fikir
ayrıştırma ve netleştirme yöntemi vardı. Ünlü yönetmen bu yöntemi
şu sözlerle açıklıyor: "Aklıma yeni bir fikir geldiğinde 'Harika
bir fikir bu, hemen yazmaya başlayayım!' demek yerine sekiz aşamadan
oluşan bir karar verme süreci uygularım. Senaryolarımı belirli kriterleri
göz önüne alarak yazarım. Yeni oluşan bu fikrin herşeyden önce duygusal,
insani anlamları olmalıdır. Ayrıca tüm insanlığın ilgisini çekebilecek
evrensel bir mesajı bulunmalıdır. Bu mesaj var olduğu sürece filmin
konusunun Hindistan, Japonya veya Philadelphia'da geçmesinin önemi
kalmaz."
Shyamalan, yönetmenlik ve yazarlık kariyerinde henüz çok yeni olmasına
karşın çok özgün bir stil geliştirdi. "Signs"tan önceki iki filmi
olan "The Sixth Sense" ve "Unbreakable"ın yapımcılığını üstlenen
Sam Mercer, Shyamalan'ın klasik ile yeniyi birleştiren yepyeni bir
senaryo yazarı olduğu görüşünde...
Onun bu görüşüne "The Sixth Sense"in arkasındaki yapımcı ekip olan
Frank Marshall ile Kathleen Kennedy de aynen katılıyorlar. Shyamalan'ın
stilini Hitchcock'unkine benzeten Kathleen Kennedy'nin bu şunları
söylüyor: "Hithcock'u çağrıştıran bir tarzı olduğu kuşkusuz.
Ancak henüz 31 yaşında olduğu için o tarza modern yaklaşımlar getirme
gücüne sahip... Son çektiği filmler ile 'Bu bir Night Shyamalan
filmidir' dedirtebilecek kendine özgü bir tarz oluşturmayı başardı.
İnsanlar artık onun filmlerini hemen tanıyabiliyorlar."
Yapımcı Sam Mercer bu düşünceye katıldığını ifade ederek şunları
ekliyor: "Onun filmleri psikolojik gerilim çalışmasıdır. Hepsinin
gerilim yüklü olduğuna kuşku yok. Ancak onu diğer yönetmenlerden
ayıran unsurun kısaca 'duygusal faktör' adını verdiğimiz endişe
unsurunu sıradan bir sinema seyircisi için kolaylıkla yükseltebilmesidir.
Yazım tekniğinde birbirinden çok farklı elementleri kullanmak suretiyle
öykülerinde değişik katmanlar oluşturduğunu görürüz."
Shyamalan'ın diğer filmlerinde olduğu gibi "Signs"ta da öykü anlatımında
doğaüstü unsurların önemli yer tuttuğu görülür. Yönetmen bu konudaki
yaklaşımını şu sözlerle açıklıyor: "Bence insanlığa ilişkin bir
öykünün anlatımında doğaüstü unsurların hepsi birer metafor gibidir.
Doğaüstü unsurların insanların test edilmesi için önemli bir araç
hizmetini gördüğünü düşünüyorum."
|