bigglook
biggtravel
biggmenu
biggistanbul
biggauto
biggfootball
biggclub
biggshop
 

 

Filmler
  Yeni Çekilenler
Kamera Arkası
Film Arşivi
Ünlüler Arşivi
  Aktörler
Aktristler
Yönetmenler
 
Konuklar
  Haftanın Yıldızı
Haftanın   Röportajı
Dosyalar
  Festivaller
Klasik Filmler
Kült Filmler
SinePortre
ÖzelDosya
E-Kartlar
Film Afişleri
Haberler

Kamera Arkası
İşaretler

ÇİFTLİKTE PARÇALANMIŞ BİR AİLE

Kısmen aile draması, kısmen de gerilim filmi olarak tanımlayabileceğimiz "Signs"taki olaylar dizisi, annenin trajik ölümü sonucunda parçalanmış bir ailenin görüntüleriyle başlar. Yapımcı Sam Mercer'in anlatımıyla bu aile zor bir dönemeçten geçmektedir. Başlarına gelen felaket sonrasında yepyeni bir yapılanmaya girmek zorundadırlar. Özellikle de ailenin babası eski bir rahip olduğu için inancını sorgulama durumundadır. Bunu yaparken hayatındaki öncelikleri değerlendirir ve ilk aşamada ailesini korumanın birinci önceliği oluşturduğu kararına varır.

Öykülerindeki doğaüstü unsurların varlığına karşın Shyamalan'ın filmlerinde gerçekçilik olgusu hayati önem taşır. Yapımcı Kathleen Marshall, Shyamalan filmlerindeki belirleyici özelliği şöyle anlatıyor:

"Night'ın filmlerinin bence en ilginç yanı, farklı temaların birbirine paralel biçimde ilerlemesidir. 'The Sixth Sense'ten örnek verecek olursam, ilk izleyişinizde bunun bir hayalet filmi olduğunu düşünürsünüz. Ancak aynı filmi ikinci izleyişinizde aslında bir aşk öyküsü olduğu ortaya çıkar. Aynı durum 'Signs' için de geçerlidir. Evet, bu bir bilimkurgu filmidir ama aynı zamanda inançlar ve spritualizm üzerine ciddi bir dramadır. Başka cümlelerle söylersem, bu film doğaüstü bir olay karşısında yeniden biçimlenen insani duygular üzerine bir çalışmadır diyebilirim."

Bu noktada sözü devralan Shyamalan, imzasını attığı filmlerin amacını şu sözlerle dile getiriyor: "Doğaüstü konuları ele alan filmlerin başlangıcında 'Bu filmde göreceklerinizin hiçbirisi gerçek değildir' şeklinde bir ibareye yer verilir. Ben böyle bir uygulama yapmamaya çalışıyorum. Amacım çok kötü koşullar altında kalan bir insanın nasıl davranacağını olabildiğince derinlemesine incelemek. Seyirciye, 'Bunlar gerçekten olsaydı neler hissedirdin?' sorusunu yöneltmek isterim. Böylelikle öykünün içinden duygusal gerçekliğin ta kendisi zaten çıkacaktır."

GÖZLERİNİ AÇ, CEVAPLARI GÖRECEKSİN

Shyamalan sözlerine devamla, filmin isminin nereden geldiğini şöyle açıklıyor: "Filmin ismi olan 'İşaretler'in kökenleri aslında katmanlar arasında gizlidir. İki farklı anlamı olduğunu söyleyebilirim. Birincisi bu ailenin tarlada bulduğu işaretler, diğeri ise dünyanın her köşesinde var olan işaretler.Ayrıca biraz önce saydığım işaretlerin var oluşu ve inanç kavramı üzerine bir çalışmadır."

Yapımcı Frank Marshall'ın bu konudaki düşünceleri ise şöyle: "Filmin ismine, insanın gözlerinin açılmasını sağlayan bir işaret gibi bakabilirsiniz. Graham karakterinin filmin başlangıcında kapalı bir karakter olduğunu görürüz. Gerçeklik olgusuna sırtını dönmüş gibidir. Ailesinin durumu da ondan farklı değildir. Bu nedenle filmin mesajlarından birisinin, 'Çevrende neler olup bittiğini anlamak istiyorsan gözlerini aç. O zaman cevapları göreceksin.' biçiminde olduğunu söyleyibilirim."

Shyamalan'ın önceki filmlerinde kamera arkasında görev yapan ekiplerin büyük çoğunluğu "Signs"ta da aynı görevi üstlendiler. Filmin yapımcılıklarını Sam Mercer, Kathleen Kennedy ve Frank Marshall birlikte gerçekleştirirken prodüksiyon tasarımlarını Larry Fulton hayata geçirdi. "Signs"ın görüntü yönetmenliğini ise "The Sixth Sense"te de aynı görevi yapmış olan Tak Fujimoto üstlendi.

BAŞROLDE MEL GIBSON

Bundan sonraki adım Hess ailesinin bireylerini hangi aktörlerin canlandıracağının belirlenmesiydi. Eski rakip Graham Hess'i, eski bir beyzbol oyuncusu olan kardeşi Merrill'i ve ailenin iki çocuğu 10 yaşındaki Morgan ile 5 yaşındaki kızkardeşi Bo'yu kimlerin oynayacağı saptanacaktı.

Hem ailece hem de tek tek bireyler olarak yoğun deneyimler yaşayan bu ailenin öyküsünü en iyi şekilde anlatabilmenin tek yolu, birbirleriyle uyum sağlayabilecek en iyi oyuncuların bulunmasından geçiyordu. Shyamalan bu noktadaki ilkelerini şu sözlerle özetliyor:

"Aktörler herşeyden önce senaryoya inanmalı. Bu bazılarına aptalca gelebilir. Oyuncuların bu işi para için yaptığı, anlatılan öyküye mutlaka inanmasının gerekmediğini ileri sürenler çıkabilir. Böyle düşünen aktörlere saygı duyarım ama onlar için yapabileceğim bir şey yok. Rolü onlara veremem. Bu filmde kendilerini tamamen filme adayan oyuncularla çalıştığım için şanslı hissediyorum."

"Signs"ta ailenin babası Graham Hess rolünde Mel Gibson kamera karşısına geçti. Ünlü aktör bu filmde neden oynamak istediğini şu sözlerle açıklıyor:

"Herşeyden önce senaryonun kompleks yapısı çekici geldi. Olay örgüsünün çok iyi yapılandırılmış olması nedeniyle hayal edemediğim hiçbir ayrıntı yoktu diyebilirim. Gizem boyutu öylesine güçlüydü ki, senaryoyu okudukça bir adım ilerisini merak etmeden yapamıyordum. Karmaşık bütünün parçaları bir araya geldikçe karakterleri aşama aşama anlamaya başlıyorsunuz. Bence bu harika. Çünkü gerçek yaşamda da insanları parça parça öğrenebiliyoruz."

Mel Gibson'ın filmde üstlendiği rol ile ilgili düşünceleri ise şöyle: "Bu filmde spritüalizm ve inançlar anlatılıyor. Graham kendisine rahip denilmesine inatla karşı çıkan bir din adamı. Çok geçmeden onun din ve inançlar konusunda ciddi kuşkuları olduğunu anlıyorsunuz. Hayatını altüst eden bir deneyim yaşayınca yıkılarak kendisini dünyaya kapatmış. Neler olup bittiği konusu filmin başlangıcında çok net değil. Ancak buna rağmen davranışlarına bakarak onun neden bu kadar kırılgan olduğunu anlamaya başlıyorsunuz."

JOAQUIN PHOENIX NELER SÖYLEDİ

Graham'ın eski beyzbol oyuncusu kardeşi Merrill'i ise "Gladiator"deki başarılı performansıyla Oscar ödülüne aday gösterilen Joaquin Phoenix canlandırdı. Night Shyamalan ile New York'ta bir restoranda tanışan genç aktör, filmle ilgili olarak görüştükleri o günle ilgili izlenimlerini şu sözlerle açıklıyor:

"Filmin isminin ne olduğunu sordum. 'Signs' olduğunu söyledi. Öncelikle ailenin çiftlikte karşılaşacağı esrarengiz şekillerin tanımlamasını yaptı. Ardından senaryoyu okurken mecazi anlamlar bütün açıklığıyla gözümün önünde canlandı. Bu zaten Night'ın uzmanlık alanıdır. Senaryolarında öylesine otantik karakterler getirir ki, hepsinin kendisine özgü bakış açıları olduğu halde oradaki dünyayı herşeye rağmen tam olarak hissedebilirsiniz."

Ağabeyi ve iki yeğeniyle birlikte yaşayan Merrill Hess'in, spordaki başarısız kariyerinden kaynağını bulan melankolik bir dünyası vardır. Joaquin Phoenix bu karakterin özelliklerini şöyle anlatıyor:"Merrill bir zamanlar oynadığı yerel beyzbol ligi rekorunu elinde tutuyor. Ancak aynı zamanda başarısızlık rekorları da onda. Bu tür çelişkiler yüzünden çok ağır baskı yaşadığını görüyoruz. Yaşamını enine boyuna değerlendirerek yeniden kurmaya çabalıyor. Bu küçük kasabaya geri dönüşünün nedenini merak ediyor. Çok büyük hedeflerle başlayan spor yaşamının dar çerçeveye sıkışıp kalmasının sebebini bir türlü çözemiyor."

Ağabey Graham Hess ile kardeşi Merrill'i canlandıracak iki aktörün bulunmasından sonra sıra ailenin iki çocuğunun portresini çizecek küçük oyuncuların bulunmasına geldi. 10 yaşındaki Morgan rolünde "You Can Count On Me" adlı filmdeki başarısıyla dikkat çeken Rory Culkin kamera karşısına geçerken, 5 yaşındaki kız kardeşi Bo rolünde ise Abigail Breslin oynadı.

"Night şimdiye kadar çalıştığım en iyi yönetmen" diyen küçük aktör Rory Culkin, "Signs"taki rolüyle ilgili olarak şunları söylüyor: "Bugüne kadar böylesine zor bir filmde oynamamıştım. Aynı zamanda oynadığım en iyi ve en zor film oldu bu... Ama en iyiyi yapmak her zaman çok zordur. Ayrıca yedi erkek çocuğun olduğu bir ailenin en küçük oğlu olarak Abby ile birlikte çalışmaktan mutlu oldum. Şimdiye kadar hiç kızkardeşim olmamıştı. Onunla çok iyi anlaştım."

Yapımcı Kathleen Kennedy, 5 yaşındaki Abigail Breslin'i büyük bir keşif olduğunun altını çizerek, "Bu onun ilk filmiydi. Görüntülerde izleyeceğiniz gibi olağanüstü tatlı bir kız. En zor repliklerin bile üstesinden gelmeyi başardı. 5 yaşındaki bir kız çocuğunun bütün özelliklerini yansıtmayı bildi."

Filmin kaydadeğer rollerinden birisi de, hayatlarının en önemli noktasında aile ile sıkı bağlar kurmayı başaran devlet görevlisi Caroline Paski karakteriydi. Bu rolde sahne sanatçısı Cherry Jones kamera karşısına geçti. İyi bir sinema izleyicisi olmadığını kabul eden Cherry Jones, Shyamalan'ın "The Sixth Sense"ini gördüğünde hayran kaldığını belirterek şunları söylüyor: "Öyle çok etkilendim ve onun oluşturduğu atmosferi öyle çok beğendim ki, herşeyi son derece inanılır biçimde yaratmıştı. Bu yüzden 'Signs' için teklif geldiğinde hiç düşünmeden kabul ettim. Filmde kamera karşısına geçen oyuncular arasında sadece benim farklı bir altyapım vardı. Senaryodaki diyalogların son derece içten olması karşısında kendimi tiyatro sahnesinde olduğu kadar rahat hissettiğimi söyleyebilirim."

Önceki filmlerinde küçük rollerde kamera karşısına geçen Night Shyamalan bu geleneğini "Signs"ta da devam ettirerek ailenin komşusu Ray Reddy rolünde oynadı.

 
Sonraki
 
   
Vizyondakiler
   
Gelecek Program
   
Salonlar

 




| ANA SAYFA | Vizyondakiler | Pek Yakında | Sinema Salonları | Haberler |
| Film Arşivi | Ünlüler Arşivi |Forum |
Copyright 2002 - On-Net A.Ş. | Bigglook
cinema@bigglook.com