|
SHYAMALAN
USULÜ ÇEKİMLER
Shyamalan'ın yazarlık ve yönetmenlik yönlerinin yanısıra görsel
stilinin gücü de çok iyi bilinir. Storyboard sanatçısı Brick Mason,
Shyamalan'ın senaryolarında görsellik unsurunun çok yüksek olduğunu
özellikle belirtiyor. Yönetmenin ikinci filmi olan "Wide Awake"den
bu yana sürekli Shyamalan ile çalışan Brick Mason, storyboard işleminin
Shyamalan için büyük önem taşıdığını, tek tek sahnelerin çekiminden
önce filmin genelini önceden görselleştirdiğini sözlerine ekliyor.
Shyamalan'ın storyboard sürecini çok iyi kullandığını belirten Brick
Mason sözlerine şöyle devam ediyor: "İstediği storyboard'ları sürekli
olarak gözden geçirerek bunlardan tüm departmanların yararlanmasını
sağlar. Böylelikle insanlar bunlara bakarak kendilerinden ne beklendiğini,
görevin ne olduğunu daha iyi anlayabilirler. Ayrıca storyboardlar
sayesinde hangi çekimlerin ne zaman yapılacağı konusunda teknik
ekiplerle iletişim de sağlanmış olur."
Brick
Mason sözlerini şöyle noktalıyor: "Çekimlere başlamadan önce yorucu
bir hazırlık aşamasını mutlaka uygulayan Shyamalan'ın, film yapımında
uzun yılların süzgecinden geçmiş temel tekniklerine yürekten bağlı
olduğunu düşünüyorum. O geleneksel yöntemlere göre hareket eden
bir yönetmendir. Storyboardlarında bilgisayar kullanmaz. Sadece
kalem, kağıt ve silginin yer aldığı klasik tarzı uygulamayı tercih
eder. Shyamalan'ın film yapımında modern deneyimlere biraz kuşkuyla
yaklaştığını, geleneksel yöntemlerden uzaklaşmadığını gördüm."
"Signs"ın başrol oyuncularından Joaquin Phoenix de Shyamalan'ın
vizyonundan etkilendiğini belirterek yönetmenin uyguladığı yöntemler
konusunda şunları söylüyor: "Shyamalan'a göre film çekmek bazı bilimsel
teknikleri uygulamayı gerektirir. Ancak bunu yaparken filmdeki karakterlerin
duygusal özünü asla kaybetmez. Aslında bu zor bir dengedir. Tekniğe
fazla ağırlık verirseniz, örneğin dikkatinizi kamera hareketi, ışıklandırma
gibi konulara yöneltirseniz filmin insani niteliğini kaybetme tehlikeniz
var demektir. Ya da tam tersine dikkatinizi insani boyuta verirseniz
bu kez de teknik yanı zayıf kalabilir. Sonuçta bu dengeyi sağlamak
kolay iş değildir. Shyamalan bu filmi çekerken öylesine harika bir
atmosfer oluşturdu ki, bütün oyuncular için esin kaynağı olması
kaçınılmazdı."
HAYAL GÜCÜNÜN ÜST SINIRLARINDA…
"Signs"ı çekerken Shyamalan'ın esin kaynağı olan filmler arasında
"Invasion of the Body Snatchers", "The Birds" ve "Night of The Living
Dead" gibi klasikler yer aldı. Alfred Hitchcock'un çektiği gerilim
filmleri, Shyamalan'ın imzasını attığı filmlerin gerilim unsurunun
temel kaynağı oldu. Bunu "Signs"ın yapımcılarından Kathleen Kennedy
şu sözlerle açıklıyor:
"Hitchcock'unki kadar güçlü bir hayal gücüne sahipseniz insanların
önüne herşeyi koyabilecek gücünüz var demektir. Shyamalan'da bu
fazlasıyla var. Teknolojinin herşeyi yapabileceğine koşullandırıldığımız
bir dönemde Shyamalan öykünün baş aktör gibi olduğu filmler yapıyor."
"Signs"ın izleyici üzerinde yaratacağı havada setlerle doğal çevrenin
eşit derecede önemi vardır. Filmdeki aksiyon sahnelerinin hemen
hemen tamamı, Hess ailesinin çiftliği ile çevresindeki tarlalalarda
geçer. Shyamalan filmleri için mekan tercihlerini yaparken evinin
de bulunduğu Pennysylvania eyaletine bağlı Bucks County ve çevresini
mekan olarak tercih eder. Bir başka özelliği de daha önceki filmlerden
tanıdığı ekiplerle birlikte çalışmasıdır. "Signs"ta da bu geleneği
bozmayan ünlü yönetmen "Signs"ın senaryosunu Bucks County bölgesini
düşünerek yazdı. Genel çekim mekanlarının bu çevrede olması kaçınılmaz
bir sonuçtu.
Shyamalan mekan konusundaki tercihlerini şu sözlerle açıklıyor:
"Bu filmi bir çiftlik mekanında çekmek istedim. Ancak ihtiyaç duyduğum
herşeye sahip bir çiftlik bulamadık. Senaryoda tanımlanan şekilde
bir ev bulamadığımız için de Hess ailesinin yaşadığı evi sıfırdan
inşa etme yoluna gittik. Ancak yeni inşa edeceğimiz bir eve en az
100 yıllık görüntü vermek oldukça zor oldu."
Bucks County bölgesinde yer alan geleneksel çiftlik evlerinin stili,
tuğlaya dayalı olmakla birlikte Shyamalan'ın aklında "Psycho"nun
ünlü evine benzer Amerikan gotik sanatını çağrıştıran bir ev vardı.
Filmin prodüksiyon tasarımlarını gerçekleştiren Larry Fulton, yönetmenin
nasıl bir tarz istediğini şu sözlerle anlatıyor: "Aradığı ev aslında
biraz Victoria stili bir evdi. Ancak aynı zamanda dünyanın her yerinde
tipik Amerikan çiftlik evi olarak bilinen stilde bir ev olmasını
da istiyordu."
Daha önce "The Sixth Sense" ve "Unbreakable"da da birlikte çalışan
Fulton - Shyamalan ikilisi, filmin temasını set tasarımlarında kullandıkları
görsel birtakım metaforlar aracılığıyla anlatma yoluna gittiler.
Prodüksiyon tasarımcısı Fulton, çalışma tarzlarını şöyle açıklıyor:
"Graham Hess'in eski bir rahip olması nedeniyle öncelikle dinsel
birtakım ikonlara yer verdik. Burada iyiyle kötünün savaşı var.
Bu yüzden mutfağın duvar kağıtlarındaki ve paravan üzerindeki şekilleri
dört parçalı yapraklardan oluşturma yoluna gittik. Evdeki kapılara
haç şekilleri konuldu.Graham belki inancını kaybetmiş olabilir ama
dinsel içerikli şekiller hala çevresinde var."
TARLALARDAKİ ESRARENGİZ ŞEKİLLER
Shyamalan'ın tarladaki garip şekillerin gerçeğe uygun olmasını istemesi
nedeniyle evi çevreleyen doğa görüntülerinin de çok büyük önemi
vardı. Bu şekiller havadan bakış sahneleri için bile kesinlikle
bilgisayar aracılığıyla yapılmamalıydı. Bölgeye ekipler gönderilerek
40 - 50 dönümlük araziler araştırıldı. Bu arazilerde belirli bir
zaman diliminde yeteri kadar mısır yetiştirilebilmeliydi. Ayrıca
doğal görüntünün ve ufuk çizgisinin de tam Shyamalan'ın hayalindeki
gibi olması gerekiyordu. Uzun araştırmalardan sonra Bucks County
bölgesinde ideal bir mekan bulundu. Burası, Delaware Vadisi Koleji
olarak bilinen bir ziraat fakültesinin çevresindeki alanlardı.
Shyamalan'ın bir özelliği de filmlerini olabildiğince bir süreklilik
içinde çekmesidir. Başka bir deyişle sahnelerin çekim sırasını filmin
konusunu yakından izleyen bir süreklilikle düzenlemeyi tercih eder.
Tarlaya ekilen mısırların olgunlaşması ve yakın çekim için uygun
hale gelmesini bekleyemeyecek kadar kısa zaman vardı. Ayrıca filmin
konu akışına göre olaylar dış mekanlarda başlıyor ve daha sonra
iç mekanlarda devam ediyordu. Buna rağmen çekim ekipleri "Signs"ın
çekimlerini belli bir süreklilik içinde gerçekleştirmeyi başardılar.
Çiftlik evi, avlu, garaj ve daire şeklindeki garip şekillerin yer
aldığı çekimlere ziraat fakültesi alanında başlandı. Çiftlik evinin
içinde bir mutfak vardı ve aile bireylerinin içeriden dışarıya çıkışını
gösteren sahnelerde kamera sürekli onları izliyordu. Bu mutfağın
bir benzeri de Philadelphia eyaletindeki Bensalem kasabasında bulunan
büyük bir depoda kuruldu. Ayrıca evin yatak odaları, oturma odası,
koridorları ve bodrumları da bu depoda yeniden oluşturuldu.
Geçtiğimiz yıllarda İngiltere ve Hindistan gibi bazı ülkelerde tarlalarda
garip şekiller görülmüştü. Ancak bu ülkelerdeki garip şekiller genellikle
buğday veya arpa tarlalarındaydı. Shyamalan filmde tarlaya ekilen
ürünün mısır olmasını uygun gördü. Mısırın buğdaya oranla daha yüksek
boyda bir ekin olması nedeniyle filmdeki karakterlerin tarlada koşarken
adeta bir labirentte kaybolmuş gibi görüntüsü sağlanacaktı. Buğday
tarlasında kaybolma duygusu çok güçlü değildi. Mısır tarlasındaki
görüntülerin izleyici açısından daha inandırıcı olacağına kuşku
yoktu.
Gösterime girişinden önce Newsweek dergisinde filminin başarı şansıyla
ilgili bir söyleşi yapan M. Night Shyamalan'ın "Signs - İşaretler"
projesiyle ilgili son sözleri şöyle: "Gişe hasılat rakamları umurumda
değil. Ben bağlantılara bakarım. Filmlerimin bir fenomen, kültürel
fenomen olmak istiyorum. İzleyici kendisini filmdeki o mekanlarla,
insanlarla ve anlatılanlarla bağlantılı hissetmeli... 'Jaws', 'E.T.',
'The Exorcist' böyle filmlerdi. Bunların hepsi seyirciyle bağlantı
kurmuştu."
|