|
ailesi ve ülkesi arasında ikilemde kalmış
eski bir savaşçı
Fransız ve Kızılderili Savaşlarının eski bir kahraman olan
Benjamin Martin ( Mel Gibson ), ailesiyle huzurlu bir hayat
yaşayabilmek için savaşmayı sonsuza dek bırakır. Bir zamanlar
kurnaz, başarılı ve vahşi bir asker olan Martin, ona tüm
vahşi geçmişini unutturan ve huzurlu bir gelecek vaat eden
iyi bir kadınla evlenir. Yedi çocukları olur. Fakat bu serer
de İngiltere ile bir anlaşmazlık baş gösterir. Savaş kaçınılmazdır.
Kendini
ailesine adamış olan Martin, tekrar savaş alanlarına dönmeye
hiç de istekli değildir. Yakın bir zamanda dul kalan Martin'in
artık hayatta daha başka amaçları vardır. “ Eğer İngiltere
ile savaşmak isteyip istemediğimi soruyorsanız, cevabım
hayır. Daha önce pek çok savaşa katıldım. Tekrar oraya dönmek
gibi hiç bir arzum yok. 7 tane çocuğum var. Karım öldü.
Eğer savaşa gidersem onlara kim göz kulak olacak ? ”der
Martin duygusal bir anında.
Benjamin'in büyük oğlu Gabriel ( Heath Ledger ) ise oldukça
farklı düşünmektedir. Etrafta yapılan konuşmalar , broşür
ve gazetelerde yazılanlar , genç adamı oldukça etkiler.
Savaşın oldukça yakında olduğunun farkındadır. Ve babasının
aksine her şeyi göze almaya hazır olan Gabriel savaşa katılır.
Benjamin Martin ise tam bir ikilem içerisindedir. Cesur
bir kişi olan Martin savaşın kaçınılmaz olduğunun farkındadır.
Derken acımasız Albay Tavington ( Jason Isaac )’ın komutasında
İngiliz ordusu Martin'in kapısına kadar dayanır ve aniden
hayatta en çok değer verdiği şey olan ailesinin yaşamını
tehdit etmeye başlar.
Martin,
Güney Carolina'yı tehdit eden bu tehlikeden kurtulmak için
vatansever ve idealist oğluyla birlikte İngilizlere karşı
savaşmaya karar verir. Böylece Martin'in önderliğindeki
milisler, amansız ve çok kuvvetli olan İngiliz ordusuna
karşı savaşa başlarlar. Bütün bu olanlar arasında bu gözü
pek kahraman ailesini korumak için tek bir yol olduğunun
farkına varır: genç neslin özgürlüğü için savaşmak.
“ Er Ryan’ı Kurtarmak
”ın senaristinden enfes bir kahramanlık hikayesi
Columbia Pictures, çekimleri Güney Carolina'da yapılan bir
Mutual Film Company Centropolis Entertaintment yapımı olan
“ Vatansever ”adlı filmi sunar. Yönetmenliğini Roland Emmerich'in
yaptığı filmin yapımcılığını Dean Devlin, Mark Gordon ve
Gary Levinsohn; yapımcılığını Ute Emmerich, Roland Emmerich
ve William Fay üstlenmiş. 1998'de “ Er Ryan'ı Kurtarmak
”adlı filmle En İyi Özgün Senaryo dalında Oscar'a aday gösterilen
Robert Rodat, filmin senaristliğini üstlenmiş.
Yapımcı
yardımcılığını Peter Winther, ortak yapımcılığını Dionne
McNeff ve Michael Dahon'un yaptığı filmde, kamera arkasında
pek çok başarılı isim yer almaktadır: Üç kez Akademi Odülü'ne
aday gösterilen fotoğraf yönetmeni Caleb Deschanel; prodüksiyon
dizaynırı Kirk M. Petrucelli; Oscar ödüllü editor David
Brenner; Akademi ödüllü kostüm dizaynırı Deborah L. Scott,
Oscar ödüllü kompozitör John Williams. Filmde başrolleri
Mel Gibson, Heath Ledger, Joely Richardson, Jason Isaacs,
Chris Cooper, Tcheky Kargo, Rene Auberjonois, Lisa Brenner
ve Tom Wilkinson paylaşmaktadır.
kendimizi ortaya koymadan
ailemizi kurtaramayız
Projenin
başlangıcı 1996 yılında yapımcı Mark Gordon ve senarist
Robert Rodat'ın Amerikan Devrimi ile ilgilenmeleriyle başladı.
“ Er Ryan'ı Kurtarmak ”adlı filmi henüz bitirmişlerdi. Gordon,
“ Bir sonraki projenin ne olacağına karar vermeye çalışıyorduk.
Sanırım fikir Bob'dan ( Rodat ) çıktı. ' Neden Amerikan
Devrimi ile ilgili bir şey yapmıyoruz ? ' dedi. Bu fikir
benim de çok hoşuma gitti. ”
Gordon, “ Devrim tek başına filmin konusunu oluşturmuyor.
Karakterler ve onların hayatlarını etkileyen faktörler ön
planda. Vurgulamak istediğimiz şey, kendimizi ortaya koymadan
ailemizi kurtaramayacağımız. Filmde kahramanın Amerikan
Devrimi için vatanseverlerle birlikte mücadele etmesi gerekiyor.
”
Rodat, “ Ryan'dan sonra nasıl bir şey yazacağına karar vermeye
çalışıyordum. Çocukluğumdan beri Amerikan Devrimi beni cezbetmiştir.
Neden bu konunun irdelenip bir film yapılmadığını hep merak
etmişimdir. “ Ryan'ın aksine insanlar “ Vatansever ”de evlerinin
neredeyse önünde savaşıyorlar. Benjamin Martin gibi biri
sorumlulukları ve prensipleri arasında sıkışıp kalıyor.
”
Columbia Pictures, Rodat'ın senaryosunu beğenir ve satın
alır. Stüdyo Başkanı Arny Pascal, " Ailesini korumaya çalışan
bir adamın hikayesi çok hoşuma gitti. Çünkü güçlü ve evrensel
bir konu. Herşey tamamlandıktan sonra Gordon ve Levinsohn,
iyi bir yönetmen aramaya başlarlar . “ Roland, hayran olduğum
bir yönetmendir. “ Kurtuluş Günü ” adlı çalışmasına hayrandık.
Dean ve Roland'ın ekibe katılması bizi çok sevindirdi. ”diyor
Gordon.
senaryoyu okurken ağlamaya
başladım
Devlin, “ Senaryo beni çok etkilemişti. Hafta sonu okumam
için vermişlerdi. O gün evimde bir parti veriyordum ve başlamasına
da 15 dakika vardı. Senaryoyu okumaya başladım. O kadar
çok hoşuma gitti ki bir türlü elimden bırakamadım. Bir ev
dolusu insan beni bekliyordu. Aşağı yukarı 70 sayfasını
okumuştum. Hemen telefonu elime aldım ve Roland'ı aradım.
Ve ona şöyle dedim: " Roland, her ne üstünde çaışıyorsan
hemen bırak. Elimdeki senaryoyu mutlaka okumalısın. Sıradaki
projemiz o olacak. "
O
da bana ' Ben zaten okudum. Senaryoyu bitirince beni ara.'
dedi. Ben de öyle yaptım. İkimiz de bu işe başlamak için
sabırsızlanyorduk. " Emmerich, II.Dünya Savaşı'ndan sonra
Almanya'da doğduğu için bu senaryo ona pek çok yaşadığı
olayı hatırlatmış. Emmerich, " Hikaye herkesin dikkatini
çekebilecek şekilde kaleme alınmış. Senaryoyu okurken ağlamaya
başladım. Bana daha önce yaşadıklarımı hatırlattı. Amerikan
Devrimi Almanya'da okullarda ders olarak anlatılıyor. Çünkü
Yunanlılar'dan sonra demokratik toplumun ilk kuruluşunu
simgeliyor. "
Devlin,
" Ülkenin doğuşunu anlatan film fazla yok. O zamanki sıradan
insanların hayatlarını yansıtacak ve bu insanların olağan
dışı olaylarda nasıl davrandıklarını göstermek için harika
bir fırsat olduğunu düşündük. Tarihi özelliğinin yanı sıra
hikaye de oldukça dokunaklı."
|